dhbt2022 dhbtdhbt ders notlarıdhbt kitaplarıdhbt kursları
DOLAR
9,6155
EURO
11,2367
ALTIN
554,31
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Pazar Sağanak Yağışlı
15°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
18°C

2022 DHBT Hazırlık İlmihal Bilgileri

2022 DHBT Hazırlık İlmihal Bilgileri
DHBT Mülakat Online Seminer Programı
23.09.2021
A+
A-

Fıkıh nedir: Bir şeyi bilmek, iyi te tam anlamak, iç yüzünü ve inceliklerini kavramak demektir.
Füru-i fıkıh : Şer’i delillerden elde edilen fıkhi hükümleri sistematik tarzda elde alan dalına denir
Usul-i fıkıh : Delillerden hüküm elde metodunu inceleyen dalına denir.
İstihsan : Müctehidin bir meselede, özel bir delil sebebiyle, o meselenin benzerinde verdiği hükümden vazgeçip başka bir çözümü benimsememesi, yada iki farklı kıyas imkanı bulunduğunda, ilk bakışta dikkat çekmeyen kıyası (kapalı kıyası) gerekçe birliği açısından daha güçlü bulduğu için açık kıyasa tercih etmesidir.
İstishab :Daha önce varlığı bilinen bir durumun aksine delil bulunmadıkça varlığına koruduğuna hükmetmek demektir.
İstislah (Mesalihi Mürsele): Yorum yoluyla da olsa nasların kapsamına girmeyen yada “illet” bağı kurarak (kıyas yoluyla) nasta düzenlenmiş bir olaya bağlanmayan fıkhi bir meselenin hükmünü İslam fıkhının genel ilkelerine göre belirleme yöntemine istislah, bu metodu uygulayarak hükme ulaşırken esas alınan maslahatlara da mesalihi mürsele denir.
Sedd-i Zera-i: Harama kötü ve zararlı bir sonuca vasıta olan davranışların yasaklanması, kötülüğe giden yolların kapatılması demektir.
Re’y ve İctihad : En genel anlamıyla, asli iki delil olan Kur’an ve sünneti, sayılan metodları ve benzerini kullanarak anlama, yorumlama ve metinle akıl ve toplum arasını buluşturma faaliyetidir.
Re’y : Hakkında açık bir nas yani ayet veya hadis metni bulunmayan fıkhi bir konuda müctehidin belli metodlar uygulayarak ulaştığı şahsi görüştür.
İctihad : Fakihin şer’i ameli bir meselenin hükmünü ilgili delillerden çıkarabilmek için olanca gayreti sarf etmesi demektir.
Ehliyet: Kişinin dini te hukuki hükme konu (muhatap) olmaya elverişli oluşu demektir.

Müekked sünnet: Hz. Peygamberin devamlı yaptığı, sırf bağlayıcı ve kesin bir emir olmadığını göstermek için nadiren terk ettiği fiillere denir.
Gayr-ı müekked sünnet: Hz. Peygamberin ibadet te taat türünden olup bazen yaptığı bazen de terk ettiği veya çoğu zaman yaptığı bazen de terk ettiği fiil ve davranışlardır.
Zevaid (adet)sünnet: Hz. Peygamberin, Allah katından bir tebliğ veya Allah’ın dinini açıklama niteliği taşımaksızın insan olması itibariyle yaptığı normal ve beşeri davranışlara denir.
Revatip sünnet: Farz namazlardan önce ve sonra kılınması sünnet olan namazlar, şevvalde tutulan altı gün oruç gibi ibadetlere denir.
Haram : Allah’ın kesin olarak yasakladığı fiillerdir. Yasaklama işine tahrim veya hazr, yasaklanan şeye haram, muharrem veya mahzur, bu yöndeki hüküm ve vasfa da hurmet denir.
Haram li-aynihi: Bizzat kendisindeki kötülük sebebiyle, baştan itibaren ve temelden haramlığına hükmettiği fiildir. Zina, hırsızlık v.s.
Haram li-gayrihi :Aslında meşru ve serbest olduğu halde, haram kılınmasını gerekli kılan geçici durumla ilgili olan fiil. Bayram gününde oruç tutmak gibi.
Azimet: Bir şeye kesin olarak yönelmek, niyetlenmek. Fıkhi olarak : meşakkat, zaruret te ihtiyaç gibi arizi bir sebebe bağlı olmaksızın ilkten konmuş olan ve normal durumlarda her bir mükellefe ayrı ayrı hitap eden asli hüküm demektir.
-Farz, vacip ve sünnet gibi davranışların yapılması; haram, mekruh gibi davranışların yapılmaması…
Ruhsat: Azimetin karşıtıdır. “Kolaylık, devamlı olan” ruhsat fıkhi olarak: meşakkat, zaruret, ihtiyaç gibi arızi bir sebebe bağlı olarak azimet hükmüne terk etme imkanı veren ve yalnız söz konusu arizi durumda sınırlı bulunan hafifletilmiş ve geçici hükmü ifade eden bir terimdir.
-Mükelleflerin oruç tutması bir azimet hükmüdür. Hasta ve yolcuların karşılaştıkları güçlükler sebebiyle oruç tutma kolaylığı sağlanması ise ruhsattır.
Selem akdi: İleride teslim edilecek bir malın peşin para ile satın alınmasıdır.
Nass : Fıkha dair temel kaynakların her birine ait hükümlerle ilgili özel delillere, konuyu ilgilendiren ayet te hadislere ortak bir adla nass denir.
Sebep : Şer’i hükmün varlığına işaret yapılan şeye denir.

Butlan : Şer’i hüküm, rükun ve şartlara yönelik eksiklikler taşıyorsa, o fiile batıl denilir ve hükümsüz sayılır. Sanki hiç yokmuş gibi sayılır.
Tevil: Zahir re nassın lafzi anlamları, bazı şartların bulunması halinde terk edilebilir re bunlar başka manaya yorulabilir. Buna tevil denir, “namaza kalktığınızda yüzünüzü yıkayın” kalkmak fiili doğrulmak, dikilmek demektir.
Hafi: Gizli, kapalı demektir. Aslında anlamı açık olan bir kelimenin, başka bir engel sebebiyle kapsamı konusunda kapalı kalması haline “hafi” denir.
Müşkil: Hafiften daha kapalı olan, ancak karine emareler üzerinde çalışma yaparak anlaşılabilen sözcüklere “müşkil” denir.
Mücmel: Derlenip toplanıp bir araya getirilen demektir. Sözün sahibinin yapacağı açıklama olmadan anlaşılmayacak kadar kapalı ola sözcüklere denir.
Müteşabih : Dini metinlerde yer alan, ancak anlamı hiçbir zaman anlaşılmayacak derecede kapalı olan sözcüklere denir.
Sarih : Açık demektir. İster hakikat, ister mecaz olsun, bir sözcüğün çok kullanılması sebebiyle manaya delaleti açıkça anlaşılıyorsa, ona “sarih” denir. Alış-Verişte, Aldım/Sattım diyen bir kimsenin ayrıca niyetine bakılmaz.
Kinaye : Dolaylı anlatım demektir. Bir sözü, gerçek anlamının anlaşılmasına engel bulunmadığı bir durumda başka anlamda kullanmak “kinaye” olur.
Karz-ı Hasen : Faiz vb. her hangi bir maddi çıkar beklentisi olmadan borç vermeye denir.
Kısas : Cana ve organ bütünlüğüne yönelik kasten işlenmiş suçların müeyyidesi “kısas” tır.
Had : Bunlar, bizzat Kur’an ve sünnet tarafından belirlenmiş ve adı konularak açıklanmış, kamu hakkı niteliğindeki zina, iffete iftira, hırsızlık, anarşi gibi meşru kurulu düzene başkaldırı gibi suçlar re cezalardır.
Tazir: Kısas ve had dışında kalan, zaman ve mekana göre devlet yetkilileri te yasama erki tarafından belirlenecek suçlar re cezalarıdır.
Akile : Vaktiyle kişinin erkek akrabaları (asabe) iken sonraları divan üyeleri, meslek grupları gibi kendileri ile dayanışma içinde olduğu kimseler olmuştur.
İtlaf: Başkasının canına, malına haksız olarak ve tazmin sorumluluğu doğuracak şekilde zarar vermektir.
Telfik : Kumaşın iki tarafını birleştirmek. Farklı hükümlerin bir araya getirilmesi demektir.

Tekfir: Müslüman olduğu bilinen bir kişiyi, inkar özelliği taşıyan inanç, söz ve davranışından ötürü kafir saymaktır.
İrtidat (mürted): Müslümanın dinden çıkması anlamına gelir.
Tefrik : Mahkeme kararıyla boşanma demektir.
Müdrik : Namazı tamamen imamla kılan kişi.
Lahik : Namaza imamla başlayıp fakat imamla bitiremeyen kişi
Mesbuk : İmama birinci rekatın rukusundan sonra uyan kişi
Akaid : Gönülden bağlanılan, düğüm atılmışçasına sağlam inanılan şey. İnanılması farz olan hususlar, iman esasları, dinin temel kural ve ilkeleri anlamına gelmektedir.
Taklidi iman : Delillere dayalı olmaksızın sadece çevrenin telkini ile meydana gelen ve adeta kişinin İslam toplumunda doğup büyümüş olmasının tabii sonucu olarak gözüken imana denir.
Tahkiki iman : Delillere, bilgiye, araştırma ve kavramaya dayalı imana tahkiki iman denir. Hamele-i Arş : Arşı taşıyan melekler.
Mukarrebun ve illiyyun : Allah’ı teşbih ve anmakla görevli olup, Allah’a çok yakın ve O’nun katında şerefli mevkii bulunan meleklerdir.
Tevrat: İbranice bir kelimedir. Kanun, şeriat te öğreti anlamlarına gelir.Ahd-i Atik ve Ahd¬i Kadim de denir.
Zebur: Yazılı şey demektir. İlahi kitapların en küçüğüdür. Yeni dini hükümler getirmemiştir. Lirik söyleyiş ve ilahilerden, Allah’a övgü ve hikmetli sözlerden ve bir takım nasihatlerden meydana gelmiştir.
İncil: Müjde, talim ve öğreti anlamına gelir. Hz İsa aracılığıyla İsrail oğullarına gönderilmiştir.
Kur’an : Toplamak, okumak ve bir araya getirmek demektir.

DHBT Mülakat Online Seminer Programı

Kur’an nin Muhtevası

1- İtikad : İman esaslarını konu alır
2- İbadetler: Namaz, oruç, hac ve zekat gibi konulardan bahseder
3- Muamelat: Toplum fertlerinin aralarındaki ilişkileri konu alır

4- Ukubat: İslamın koyduğu kurallara aynen uyulması. İnsan haklarını ve yasakları çiğneyenlerin cezalandırılması.
5- Ahlak :Ana-babaya hürmet, insanlarla iyi geçinme küçükleri sevip büyükleri sayma vs
6- Nasihat ve Tavsiyeler: İnsanlara emir ve yasaklar konusunda duyarlı olmalarını, nefislerine esir düşmemelerini vs.
7- Va’d ve Vaid : Allah’ın emirlerine uyanların cennet, buyrukları terk edenlerin cehennemle cezalandırılacağını konu alır.
8- İlmi Gerçekler: İnsanlığa gerekli olan ilmi gerçeklerin ve tabiat kanunlarının ilham kaynağını teşkil eden ayetleri de kapsamaktadır.
9- Kıssalar: Önceki ümmetlerle, peygamberlerin hayatını konu alır.
10- Dualar: İnsanın yapacağı işlerde sürekli Allah’ın yardımına muhtaç olduğu için Kur’an da dualarda yer almıştır.
Rasul: Allah’ın kulları arasından seçtiği te vahiyle şereflendirerek emir re yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere görevlendirdiği elçiye (kitap gönderilene) denir.
Nebi: Allah’ın emir re yasaklarını insanlara bildiren fakat yeni bir kitap ve şeriatla gönderilmeyip önceki bir peygamberin kitap ve şeriatını bildiren kişiye denir.
İrhas : Peygamber olacak şahsın, henüz peygamber olmadan önce gösterdiği olağanüstü olaylar. Hz. İsa’nın beşikte iken konuşması gibi…
Meunet: Allah’ın veli olmayan bir Müslüman kulunu, darda kaldığı veya sıkıntıya düştüğü zaman, olağanüstü bir şekilde bu darlık ve sıkıntıdan kurtarmasıdır.
İstidraç : Kafir re günahkar kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olağan üstü oaylardır.
İhanet: Kafir re günahkar kişilerden, arzu ve isteklerine aykırı olarak meydana gelen olaylar.

Kıyamet Alametleri:

1- Duman: Müminleri nezleye tutulmuş gibi, kafirleri sarhoş edercesine tüm yeryüzünü kapsar.
2- Deccal: Bu isimde bir şahıs çıkacak ne Tanrılık iddiasında bulunacak, istidraç denilen bazı olağan üstü üstünlükler gösterecek ve Hz. İsa tarafından öldürülecektir.
3- Dabbetü’l Arz : Bu isimde bir canlı çıkacak, yanında Hz. Musa’nın asası ve Hz.Süleyman’nın mührü bulunacak, asa ile müminin yüzünü aydınlatacak, mühür ile kafirin burnunu kıracak, böylelikle müminlerin ve kafirlerin tanınmalarını sağlayacak.
4- Güneşin Batıdan Doğması: Allah’ın emri ile güneş batıdan doğacak, bu olaydan sonra iman edenlerin imanları kabul olmayacak.
5- Ye’cuc ve Me’cuc’ün Çıkması: Bu isimde iki topluluğun yeryüzüne dağılarak bir süre bozgunculuk yapmaları da kıyamet alametlerindendir.
6- Hz. İsa’nın Gökten İnmesi: Kıyametin kopmasına yakın gökten inecek, insanlar arasında adaletle hükmedecek, Hz. Peygamberin dini üzerine amel edecek, Deccal’i öldürecek, sonrada ölecektir.
7- Yer Çöküntüsü : Biri doğuda, biri batıda, biri de Arap yarımadasında olmak üzere üç yer çöküntüsü meydana gelecektir.
8- Ateş çıkması: Hicaz tarafında büyük bir ateş çıkacak ve her tarafı aydınlatacaktır. HAY\ZveN’\FAS
Hayı (aybaşı) nifas (loğusalık) istihaze de özür kanıdır.
-Hanefilere göre adetin en az süresi 3, en uzun süresi 10 gündür. İki adet kanı arasında kalan en az temizlik süresi 15 gündür.
-Hayızlı kadının ilk günlerinde cinsel ilişkiye girmek 4,25 gr; son günlerinde cinsel ilişkiye girmek bunun yarısı kadara sadaka vermeyi gerektirir.
-Hanefilere göre hayı kanı sona ermiş ancak gusül yapılmamışsa ve bir namaz vakti geçmiş olursa cinsel ilişkiye girilebilir.
-Hanefi te Hanbeli lere göre nisafın en uzun süresinin 40 gündür.
– Yeni Müslüman olmuş bir kimsenin sırf cünüplükten kurtulmak için gusletmesi Malik i ve Hanbeli lere göre vacip; Hanefi te Şafiile göre ise MENDUP bir ibadettir.
– Gusulde niyet etmek Hanefi mezhebine göre sünnet, diğer mezheplere göre ise Farzdır. Nafie Namaz Kılmanın Mekruh Olduğu Vakitler:

1- Fecrin doğmasından sonra sabah namazının sünneti dışında nafile namaz kılınmaz.
1- sabah namazı kılındıktan sonra güneş doğuncaya kadar
1- İkindi namazı kılındıktan sonra güneş batıncaya kadar
2- Akşam namazının farzından önce

3- Bayram namazlarından önce ne evde ne de camide
4- Bayram namazlarından sonra camide
5- Arafat ve Müzdelife cem’leri arasında
6- Farz namazının vaktinin daralması durumunda
7- Farza durulmak üzere kamet getirilirken (sabah namazının sünneti müstesna)
8- Cuma günü hatibin minbere çıkmasından cuma namazı sona erinceye kadar nafile namaz kılınmaz.
İtimat: İftidah tekbirinden sonra el bağlamak.
Teavvüz : Tek başına namaz kılanın sadece ilk rekatta ve Sübhaneke den sonra Euzü çekmek Tahmid : Rukudan doğrulduktan sonra hamd etmek.
Tahrime : Birici rekatta iftidah tekbirinden sonra hemen sübhaneke okumak.
Tesm’i: Rukudan doğrulurken Semi Allah’ü limenhadimeh demek.
Tenahnuh : namazda özürsüz olarak boğazı hıldatmak, öksürmeye çalışmak.
Kaveme : Namazda rukudan kıyama kalkma
Celse : İki secde arasındaki, oturuş.
İsfar: Sabah namazının geç kılınması
Tağlis : Vakit girince namazı hemen kılmak
Surutus Salat: Namazın Şartları.
Erkanüs Salat: Namazın Rukunları.
Sıfatü’s-Salat: İlmihal dilinde namazların adabına uygun şekilde kılınması.
Teressül veya irtisal: Ezan okunurken her cümle arasında biraz bekleme ve ikinci cümlelerde sesi biraz yükseltme
İktida : İmama uyma Muktedi: imama uyan kişi.
Müfteriz : Farz namaz kılan muktedi
Müteneffil: Nafile namaz kılan imam
Muhazatü’n-Nisa : Kadının aynı imama uymuş olan erkeğin önünde veya hizasında

bulunması.
Tıval-i Mufassal: Uzun sureler. Hucurat ile Büruc sureleri arasındaki sureler.
Evsat-ı Mufassal: Orta uzunluktaki sureler. Büruc ile Beyine sureleri arasındaki sureler. Kısar-ı Mufassal: Kısa sureler. Beyine ile Nas arasındaki surelerdir.
Seb’ut-Tıval: Bakara, Araf, Nisa, Ali İmran, En’am,Maide ve Enfal sureleri.

Cuma Namazının Vücub Şartları:

1- Erkek Olmak
2- Mazeretsiz Olmak (Sağlıklı Olmak)
3- Hür Olmak
4- Mukim Olmak.

Cuma Namazının Sıhhat Şartları:

1- Vakit
2- Cemaat (Hanefilerde imam dışında en az 3 kişi, Şafiilerde İmamla beraber 40 kişi, Maliklerde 10 kişi)
3- Şehir veya Şehir hükmünde Olması
4- Cami
5- İzin
6- Hutbe

Hutbenin Şartları

1- Vakit içinde okunması
2- Namazdan önce okunması
3- Hutbe niyetiyle okunması
4- kendisiyle Cuma namazı kılınacak en az bir kişinin bulunması
5- Hutbe ile namaz arasında namaza mani her hangi bir şey yapılmaması (yiyip,içme gibi) Kasrü’s-Selat: Dört rekatlı farz namazları yolculuk esnasında ikişer rekat kılmak.

Cem’ü’l-fiil veya Cem’ü’l- Muvasala : bir namazı hemen diğerinin ardından kılmak. Mesela öğleyi vaktin sonunda ikindiyi de vaktin başında kılmak gibi.
Faite (fevait): Bir namazı vaktinde kılamamak.
Vatani asli: İnsanın doğup büyüdüğü yer. Başka yere göç ederse vatani asli orası olur.
Vatanı İkamet: Bir insanın 15 günden fazla kalmak istediği yere denir.
Vatanı Sükna : Bir insanın 15 günden az kalmayı planladığı yere denir.
Tertip : Üç Durumda düşer 1- Kazaya kalan namazların sayısının vitir dışında 6 vakit te daha fazla olması 2- Vaktin hem kaza hem de vakit namazı kılmaya yetmeyecek kadar sıkışık olması
3- Vakit namazının kılınışı sırasında kazaya kalmış namazı olduğunu hatırlaması Terkedilmiş bir farzın namaz içinde kaza yoluyla telafi edilmesi:
1- Bir kimse kıraat etmeden rukua varır da kıraati unuttuğunu rukuda hatırlarsa bu kişi ruku halinde bir ayet okur re terk ettiği kıraati yerine getirmiş olur.
2- Bir kimse ruku etmeden secdeye gidecek olursa ikinci secdeyi yapmadan geri dönüp rukuyu iade edebilir. Secdeleri tekrar yapar.
3- Son oturuşu terk edip beşinci reketa kalkarsa o rekatın secdesini yapmadan dönebilir. Beşinci rekatın secdesini yaparsa o namaz nafileye dönüşür bir rekat daha kılar altıya tamamlar.
Oruca niyet zamanı:
1- Güneşin batışından kuşluk vaktine kadar niyet edilen oruçlar: Ramazan orucu, belirli günlerde tutulması adanan oruçlar, nafile olarak tutulan oruçlardır
2- İmsak vaktinden önce geceleyin niyet edilen oruçlar: Ramazanda tutulmayıp başka zamanlarda kaza edilen oruçlar, her çeşit kefaret orucu, başlanıp ta bozulan nafile oruçların kazası ve mutlak olarak adanan (zamanı belirlenmeyen) oruçlardır.
Temlik : Zekatı ehil olanlara vermek
Rikaz : Maden, define ve hazine gibi kendiliğinden yer altında bulunan veya insanlar tarafından yer altına gömülüp gizlenen her türlü kıymetli maden ve eşya.

Fıtır Sadakasında Mükellefiyet

1- Müslüman Olmak

2- Mal Varlığı
3- Ehliyet
4- Velayet ve Bakmakla Yükümlülük
5- Vakit Kefaretler:
Kefarat-i Savm : Ramazan orucunu eda ederken her hangi bir mazereti bulunmaksızın oruçlu olduğunu bilerek ve kasten bozan. Köle azat etmek, iki ay oruç tutmak veya 60 fakiri sabahlı akşamlı doyurmak.
Yemin kefareti: bilerek yapılan yemin köle azat etmek, 10 fakiri sabahlı akşamlı doyurmak, 10 fakiri orta seviyede giydirmek, 3 gün oruç…
Zıhar kefareti: Köle azat etmek, iki ay oruç tutmak veya 60 fakiri sabahlı akşamlı doyurmak.
Adam öldürmenin kefareti: Köle azat etmek, iki ay ortç tutmak.
Hacda tıraş olmanın kefareti: 3 gün oruç, 6 fakiri doyurmak, bir koyun kesmek.
Hayızlı kadınla cinsi münasebet kefareti: Ebu Hanife’ye göre sade tövbe etmesi gerekir.
Tesmiye : Allah’tan başkasının adının anılması veya hayvanın Allah’tan başkası adına kurba n olarak kesilmesi n i n ve bu şekilde kesile n hayva nın eti n i n yen mesi n i n yasaklanmış olmasıdır.
Gurre : Cenine karşı işlenen suçun cezası. 5 deve, 212,5 gr altın, 1785 gr gümüş İlm-i Nücum : Astroloji te astronomiyi kapsayan ilim
Tenasüh : Ölüm sonrasında ruhun başka bir bedene girerek yaşadığına inanılan şey.
İtlaf: Başkasının malını hukuka aykırı şekilde tahrip etmek.
Haksız iktisap : Hukuki bir sebebe dayanmadan bir şahsın mal varlığının başkası adına çoğalmasıdır.
İkrah : Cebir re zorlama.
Velayeti İcbar: Zorlayıcı velayet
Velayeti İhtiyar veya İstihbab : Zorlayıcı olmayan velayet

Asabe : Bir kimsenin araya bir kadın girmeyen bütün erkek akrabalarıdır.
Mehr-i Müsemma : Nikah anında belirlenmiş mehir.
Mehr-i Misil: Nikah anında belirlenmeyen mehir.
Mehr-i Muaccel: Evlilik anında peşin ödenen mehir.
Mehri Müeccel: Ödenmesi sonraya bırakılan mehir.
Hul veya Muhalea : Kadının mali bir ödeme yapması veya mali bir hakkından feragat ermesiyle tarafların anlaşarak boşanması.
Tefrik : Mahkeme kararıyla boşanma.
Tefvizi Talak : Koca sahip olduğu boşama hakkını karısına vermesidir.
Mükreh Boşanma : Canı ve malı ağır bir şekilde tehdit edilen ve bu tehdidi başka türlü defedemeyen boşanmaya denir.
Beynuneti Kübra : Kesin boşanma.
Ric’i Talak : Kocaya yeni bir nikahla ihtiyaç olmadan boşadığı karısına dönme imkanı veren boşanma türü
Bain Talak : Kocaya boşadığı eşine ancak yeni bir nikahla dönme imkanı veren boşama şeklidir.
Sünni Talak : Hz. Peygamberin getirdiği ölçü ve sınırlamalara riayet edilerek yapılan boşanma şekli.
Bid’i Talak : Sünnete aykırı şekilde boşanma türü.
Lian : Karısının zina ettiğini veya çocuğunun zina mahsulü olduğunu iddia eden ve bu iddiasını gerektiği şekilde ispat edemeyen koca hakim huzurunda hususi bir şekilde yeminleşir re evlilik birliğine hakim tarafından son verilir.
İla : Kocanın karısına dört ay veya daha fazla yaklaşmayacağına yemin etmesi veya bu içerikte bir nezirde bulunması.
Gabn : Bir mal değerinin çok üzerinde bir fiyata satın alındığında müşteri; değerinin çok altında satıldığında ise satıcı gabn’a maruz aklmış olur.
Tağrir: Akit yapılırken taraflardan birinin söz ve davranışı ile diğer tarafı kasten aldatmasını ifade eder.
Şuf’a : Satım akdine konu olan bir akarı, müşteriye mal olduğu bedel karşılığında

mülkiyetine geçirme yetkisi veren bir hakkı ifade eder.
Ariyet: Bir kimseye bedelsiz olarak belli bir süre kullanmak üzere bir malın verilmesini konu alan sözleşme türüdür.
Karz : Geri ödemek üzere birine verilen mal.
Lukata : Buluntu mal
İne : Bir malın belli bir fiyat karşılığında vadeli olarak satıp, satılan fiyattan daha düşük fiyata geri alınması.
Pey akçesi: Pişmanlık akçesi
Hisbe : İslam toplumlarında genel ahlakı ve kamu düzenini koruma ve denetleme faaliyetini te bununla görevli resmi kuruluşu ifade eder.
Fahr re tefahur: Kibir
Sefeh ve Cehl: Zulüm, serkeşlik, saldırganlık, barbarlık Te’dip : Birini bir konu hakkında bilgilendirme.
Edip : Bir konu hakkında bilgilendirilmiş kişi.
İstihlaf :Namazda İmamımn yerine birini bırakması Ahkam : Kur’an ve sünnetin içerdiği dini hükümler Fasık : Allah’ın emir ve yasaklarına uymayan kimse Münacat: Allah’a sessizce dua etmek
Taassup : Bir delile dayanmayan, bir fikre körü körüne inanmak Şart: Hükmün varlığı kendisine dayanan şey.
Rükün : İbadetlerin ve akitlerin asli unsurları Fırka-i Naciye : Kurtuluşa eren grup.
Ehl-i Bidat (mübtedia): Peygamberin izlediği yoldan ayrılmak
Fırka-i Dalle (Ehl-i Dalal): Bir takım sapık görüşlere saplanıp doğru yoldan ayrılan.
Te’vil: Başka bir anlama çekmeme, olduğu gibi kabul etme.
İkab : Ceza İtab : Kınama İsaet: Yanlış ve kötü davranış. Kizb : Yalan söylemek

Nefhai Feza : Korku Üfürüşü
Nefhai Kıyam : Kalkış Üfürüşü
Nefhai Saik : Ölüm Üfürüşü
Zelle : Peygamberimizin küçük hataları
Masiyet: Günah işlemek
Kitman : Gizlemek
Yevmüt-Telak: Kavuşma günü.
Furui Fıkıh : Şer’i delillerden elde edilen fıkhi hükümler.
Usuli Fıkıh : Delillerden hüküm elde etme
Kur’an’ın Harekelenmesi: Ebu’l Esved Ziyad
Kur’an’daki kapalı ifadeler: Hafi, Müşkil, Mücmel, Nass ve Zahir.
Müdebbirat: Dört büyük meleğe verilen isim.
Kelamı Nefsi: Kalbimizden geçenler
Kelamı Lafzi: Kalpten geçenleri sözle başkasına aktarma.
Seyyidül Melaike : Cebrail a.s. diğer adı
Naziat te Naşitat Melekleri: Koparıcı, kolaylaştırıcı (Azrail’in yardımcılar)
Fatiha suresinin diğer adları: Ümmül Kitap, el-Esas, El-Kafiye, Es-Î5ebül Mesani, El-Kunz
Tehannüs : Peygamberimizin Hz. İbrahim’in Hanif dinine uygun olarak Hira’da yaptığı tefekkür.
Athal: Hicret sırasında Hz.ebu Bekir ile sığındıkları mağaranın ismi.
Murakabe : Kulun her an Allah nezaretinde ve her halinin Allah tarafından bilinmekte olduğu.
Mekke’de ilk nâzil olan âyet: İkra’dır.
Mekke’de ilk nâzil olan süre : Müddesir veya Fatiha’dır.
Mekke’de ilk ilân olunan sûre : Vennecm’dir.

Mekke’de son nâzil olan sûre : Mü’minûn’dur.
Medine’de ilk inen sûre : Bakara süresidir.
Medine’de son inen âyet: Vettekû yevmen türceune fihi ilal-lah.
Medine’de son inen sûre : Nasr’dır.
Vahye Ait Bazı Terimler:
1) Hadarî: Rasulullah’a yolculukta olmayıp, yerleşik durumda iken gelen vahydir. Vahyin çoğunluğu bu şekilde gelmiştir.
2) Seferî: Rasulullah’a yolculuk veya savaşta inen vahiylerdir.: Enfal S.baş kısmı, Tevbe: 9/34, Hac S. başı, Fetih suresi.
3) Neharî: Gündüz inen ayetlerdir. Kur’an’ın büyük bölümü gündüz inmiştir.
4) Leylî: Geceleyin vahyedilen ayetlerdir. Buna örnek: Al-i imran suresinin son kısımları, Tebük seferinden geri kalan üç kişi hakkında inen ayetler (Tevbe: 9/117-118), Fetih suresinin baş kısmı.
5) Sayfî: Yaz mevsiminde nazil olan ayetler.: Nisa suresinin son ayeti olan Kelale ayeti, Tebük gazvesi hakkında inen ayetler.
6) Şitaî: Kış mevsiminde nazil olan ayetler.: İfk olayı ile ilgili ayetler (Nur: 241/1-6), Hendek savaşı ile ilgili ayetler (Ahzab:
7) Firaşî: Rasulullah yatağında iken nazil olan ayetler.

Nevm

î: Rasulullah uykuda iken nazil olan ayetler.
9) Ardî: Rasulullah yeryüzünde iken nazil olan ayetler. Kur’an’ın hemen hemen hepsi bu şekilde indirilmiştir.
10) Semaî: Rasulullah semada iken nazil olan ayetler. Bakara suresinin son iki ayeti Mirac’ta iken nazil olmuştur
A) -Vahy-i Metlüv-: Hz. Peygamberin yukarıda belirtilen vahy şekillerinden almış bulunduğu vahiylerden ekserisi âyetlerlerdir. Necm sûresi 4. âyette: “O, kendi arzusu ile söylemez, o (söylediği), kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir” buyurulmuştur. Hz. Peygamber: “Bana Kur’ân ve onunla beraber O’nun gibisi verildi. Şunu iyi biliniz ki, Allah Rasûlü’nün haram kıldığı da Allah’ın haram kıldığı gibidir…’1 buyurmuştur. Kur’ân bu özellikleriyle, vahyi metulvü (okunan vahyi) meydana

getirmektedir. Kurbet niyetiyle namaz ve namaz dışında okunmakla ibadet edilir. Diğer vahy mahsulü olan kudsî hadis ve hadislerle namazda okunarak ibadet edilmez. Ancak namaz dışında ilim ve teberrüken okunabilir.
B) -Vahyi Gayrı Metlüv:Tilavet olunmayan vahiy demektir.Kudsî hadis ve hadislerle namazda okunarak ibadet edilmez. Ancak namaz dışında ilim ve teberrüken okunabilir.
TEVİL: “Evi” kökünden gelen ve “Geri dönme” anlamında mastardır.
Lügatte: Açıklamak ve beyan etmek anlamını da ifade etmektedir.
lstılahta;Görünürde birbiriyle uyumlu iki ihtimalden birine manayı yöneltmektir.ayete muhtemel manalardan birini vermekti

NASİH VE MENSUH

Lügat manası: İzale,bertaraf, ibtal ve yok etme; izale edilen şeyin yerine başka birinin konulması veya konulmaması, kaldırma, hükümsüz kılma,. Nesehe fiilinin mastarıdır. Bazı ilim adamları “izale ve iptal etme” manasında hakikat, diğerlerinde mecaz olduğunu söylemektedirler.
Terim manası: Bir nassın hükmünün ya yerine bir nass gelerek veya hiçbir nass gelmediği halde belli bir zaman sonra kaldırılmasıdır. Mensuh ise:Aynı kökten ism-i mef uldür.Bu şekilde kendinden önceki hükmü kaldırılan delile nasih, hükmü kaldırılan delile de mensuh denilir.
MÜCMEL : Bir açıklayıcı tarafından, açıklanmadıkça mânâsı anlaşılmayan kapalı lafız .
MÜBHEM : Kur’an-ı Kerim’de sarih olarak isimleri zikredilmeyip te, ismi mevsuller veya zamirlerle zikredilen erkek veya kadınlar olduğu gibi, melek veya cin veyahut ta bir topluluk veya kabile de olabilir. Bu gibi ismi mevsullerin veya zamirlerin kime delalet etiğini bilmek kolay bir şey değildir.Mübhemat hakkındaki bilgiler, nakle dayandığına göre, o haberlerin sağlam senetlerle, Rasulullah, sahabe ve tabiuna ulaşması gerekir.
MÜFESSER:^\çıklanan. Usûl-i fıkıhta, nass denilen lafzdan daha açık olan lafızdır. Nass, sevkedildiği mânâya açıkça delâlet eden lafızdır. Kur’ân-ı kerîmde bulunan salât, zekât gibi kapalı kelimeler, Peygamber efendimiz tarafından açıklanmıştır. Böylece bu kapalı kelimeler, müfesser hâline gelmiştir. Müfesserlerle amel etmek vâcibdir.
HAFÎ:Gizli, kapalı. Usûl-i fıkıh ilminde, mânâsı açık olduğu hâlde söyleyenin maksadını ifâde etmede kapalı, gizli söz.
NASS:^\yet-i kerîmeler re hadîs-i şerîfler. Çoğulu nüsûs’tur.
Ehl-i sünnet âlimleri nassları zâhirleri üzere almışlardır. Yâni açık olan mânâlarını

vermişlerdir. Zarûret olmadıkça nassları te’vil etmemişler bu mânâları değiştirmemişlerdir. Kendi bilgileri te görüşleri ile bir değişiklik yapmamışlardır.
Nass ile bildirilmiş olan ahkâm hiçbir zaman değişmez. Örf ve âdetlerden hüküm çıkarılabilmesi için, bunların nasslara muhâlif olmaması ve sâlih müslümanlar arasında selef-i sâlihînden gelmiş olması lâzımdır.
ZAHİR:Lafızdan (sözden) anlaşılan, açık, görünen mânâ. Ehl-i sünnet âlimleri, nasslara (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflere) zâhir mânâlarını vermişlerdir. Zarûret olmadıkça, nassları te’vîl etmemişler, bu mânâları değiştirmemişlerdir. Kendi bilgileri te görüşleri ile bir değişiklik yapmamışlardır.
MUHKEM: Lügat manası sağlam, manası açık, yorum götürmez, şüphe kabul etmez anlamında if’al vezninde, arapça ismi mef’ul bir kelimedir. Muhkem ayetler, manası açık olan, manasında ihtilaf edilmeyen, manalarının anlaşılması için açıklamaya ihtiyaç duyulmayan, manası herkes tarafından anlaşılabilen ayetlerdir.
MÜTEŞABİH: Birden fazla manaya gelen, manası açık olmayıp manasında kapalılık bulunan, açıklamaya ihtiyaç duyulan veya muhkem ayetlere ters gibi görünen ayetlerdir.
VÜCUH VE NEZAİR:Kur’an-ı Kerim’de, çeşitli manalarda kullanılan müşterek lafızların mevcut olduğu müşahade edilir. Bir kelimenin bir ayette ifade ettiği mana ile, yine aynı kelimenin diğer ayetlerde anlamlar aynı olmamaktadır. İşte biz buna tefsir ilminde “Vücuh” diyoruz. Bunun aksine de, yani çeşitli birçok kelimenin aynı manayı ifade etmesine “Nezair” denir. Kur’an’ın iyi anlaşılması ve bilinmesi için, tefsir ilminde öğrenilmesi lazım gelen mühim hususlardan biri de şüphesiz “Vücuh ve nezair”dir.
MÜŞKILU’L-KUR’AN: Kur’an-ı Kerim ayetleri arasında ilk bakışta ihtilaf ve tenakuz gibi görünen durumları inceleyen ilme Müşkilu’l-Kur’an denilir. Aslında Allah’ın kelamında böyle bir halin mevcudiyeti bahis konusu olamaz. “Onlar hala Kur’an’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar bulacaklardı.” (Nisa: 4/82) Eğer kişi cehaleti sebebiyle ayetler arasında bir çelişki hissederse, zıt mana taşıdığı sanılan ayetlerin bağdaştırılması gerekir. Bu yöndeki tereddütlerin giderilmesi de “Müşkilu’l-Kur’an” ilmiyle sağlanmıştır.
Klî5ASU’L-KUR’^\N :Allah, muhataplarına tevhid ve ahlak ilkelerini, tarihin kanunlarını anlatırken, öğretirken, pedagojik açıdan çok önemli bir metodu kullanmıştır. Bu da tarihte yaşanan hadiseleri, dini te ahlaki bir muhtevayla insanların önüne koyan kıssalar yoluyla gerçekleşmiştir
EMSALU’L-KUR’^\N:Mesel kelimesi lügatta şibih, nazir, delil, hüccet, bir nesnenin sıfatı, halk arasında kabul görüp yayılmış ve meşhur olan sözlerdir -ki bunlara Türkcede atasözleri denir-, bunların irad edilip söylenmesine de “darb-ı mesel” denir, çoğulu ise

emsaldir.
TEFSİIRDE RİN/AYET YÖNTEMİ: Bu tefsir, selefden nakledilegelen eserlere dayanan tefsirlerdir. Bu tefsirlerde ayetlerin manaları, nüzûl sebepleri,nâsıh ve mensuh olanları gösterilir. Böylece rivâyet yolu ile yapılan tefsirlerin başlıca kaynakları,Hadit-i Şerif kitapları ile Siyer ve Tarih kitaplarıdır. Bunlara muhalif, aklın hükmüne aykırı olan rivâyetlere itimat edilmez.
Ali b. Ebi Hatim Tefsiru’l Kur’ani-I Azim.
İbn Kesir Tefsiru’l Kur’ani-I Azim.
Celaleddin es-Suyuti ed-Durru’ -Mensur.
TEFSİIRDE DİRAYET YÖNTEMİ: Buna rey ile tefsir de denir. Bu tefsirde müfessir, ayet hakkında açıklayıcı bir nakil bulamayınca reye başvurur. Yani ictihad eder, ve Lügat, Belâğat gibi lisan ilimlerinden yararlanır.
1 -DİL BİLİIMSEL TEFSİR:İlk dirayet tefsiri çalışmalarının Dil bilimsel çalışmalarla başladığı söylenebilir.Özellikle 2. yy.da gelişmeye başlayan Sarf ve Nahiv bilgisi ileKur’an -ı açıklamaya başladılar.
Bunlardan bazıları Ahfeş(öl.177),Sîit>eveyh(öl.180),Halil b. Ahmet(öl.170) Zemahşeri’nin Keşşaf adlı tefsiri buna bir örnektir.
2- KELAMİ VE FELSEFİ TEFSİR:İlk Müslümanlar Arap Yarımadasından çıkıp Bizans ve İranı fethettikçe oradaki halkı Müslümanlaştırmaya başladılar. Yeni Müslüman olanlar yeni kültür re düşüncelerle karşılaşınca Kaza Kader re Allahın sıfatları gibi itikadi konularda tartışmaya başladılar. Ve bu tartışmalardan Kelami te Siyasi Mezhepler ortaya çıktı. Örneğin şi’a harici mutezile v.b. Mezhepler kendi görüşlerini desteklemek için kuran’ı kendi düşüncelerine göre tefsir ettiler.
Örnek Zemahşeri Mutezili fikirleri savunmak için Keşaf isimli tefsiri yazmıştır.
Fahruttin er_razi ünlü tevsiri Mefatih’ul gaybi ehli sünneti savunmak için yazmıştır.
3- FIKHİ TEFSİR: kur’an’ın emirlerini anlamada zaman ve mekân farkından da kaynaklanan yorum farklılıklarından Müslümanlar arasında görüş ayrılıkları bundan da fıkhi mezhepler ortaya çıkmıştır. Böylece her mezhep kendi görüşünü savunmak için kur’an’ı kendi mezhepleri doğrultusunda yorumlamaya başladılar.
ÖRN: imamj safi öl. (204) ahkâmul kur’an’ı Hanefi fakihi cessas ahkâmul kur’an’ı Ebu Bekir İbnul Arabi ahkâmul kur’an’ı maliki alimi kurtubi cami li ahkâmul kur’an’ı
4- TASAVVUFİ TEFSİR: Tasavvufi tevsirler kişileri daha ahlaki bir hayat tarzına ulaştırma

ruhu temizleme maksadıyla yazılmış ve kur’an da bunlar için yorumlanabilecek ayetler tasavvuf açıdan tevsir edilmiştir.
ÖRN: küşeyrii letaaiful işarat adlı tefsiri İsmal Hakkı Bursevi ruhul beyan adlı tefsiri bu amçla yazmıştır.

TEFSİİR TARİHİNİN ÖNEMLİ İSİMLERİ:

1- Ferra ve tefsiri(144-207): büyük Arap dilcisi te tefsir alimidir Kûfede yetişmiştir. Eserinin ismi Maanil Kur’an dil açısından çok önemli tefsirdir.
2- Taberi te tefsiri: (224-310) :ibn. Cerir et taberi hicri 3.y en önemli tarih fıkıh ve tefsir alimidir. Tefsirinin ismi camiul beyan an te’vilil Kur’an hem rivayet hemde dirayet tefsirleri açısından kendisinden sonra gelenlere kaynaklık etmiştir.
3- Zemahşeri te tefsiri: (^t67-538) Zemahşeri büyük Selçuklu döneminde yaşamış vezir Nizmulmülk zamanında yaşamış dah sonra Mekke’ye yerleşmiştir. Ve ilim tahsil etmiştir. Yazmış olduğu eserin keşşaf dil agırlıklı bir eser olup kendisi itikâdi açıdan mutezili ameli açıdan yani fıkhi açıdan Hanefi mezhebine bağlı olduğu için tefsirinde bu konuşar ağırlık vermiştir.
4- Fahreddin Razi te tefsiri: (543-606): tefsirin yanında kelam fıkıh felsefe ve matematik gibi bilimlerde de uzman bir müfessirdir. Eseri mefatihul ğayb da bu ilimleri Kur’an ayetlerinde kullanmıştır. Tefsirinde ehli sünnetin kelami görüşlerini savunmuş mutezili alimlere cevap vermeye çalışmıştır.
5- kurtübi: ( -671) :Endülüs Kurtuba da doğmuş ancak ilim tahsili için mısıra yerleşmiş.
Kurtubi tefsiri camii li ahkamil Kur’an da ahkam e,ayetlerini açıklamaya çalışmıştır .kendisi fıkhi olarak maliki mezhebine baglı olmasına rağmen mutaassık davranmamış. Diğer görüşlerde yer vermiş.
6- Elmalılı Hamdi Yazır re tefsiri: (1878-1942) Emalı lı omsalının son dönemi te cumhuriyetin ilk yıllarında yaşamış ve İstanbul da yetişmiş milletvekilliği bakanlık üniversite hocalığı yapmıştır. D.İ.B’in isteği üzerine halk dini kur’an dili tefsirini 12 yılda tamamlamıştır. Ayetlerin sebebi nuzulünü ve ayetlerde geçen kelimeleri açıklamıştır. Mesela fatih’a suresini 100 sayfada tefsir etmiştir bakara suresi 900 sayfayı geçmektedir.
Gazve ve Seriyye:peygamberin bulunduğu savaşlara denir. Seriyye ise bizzat katılmadığı sahabeleri görevlendirdiği birliklerdir
İlk mescid Kuba mescididir.

Kuranı çoğaltan grubun başkanı zeyd b. sabittir.
Sebut tıval (yedi uzun sure): Bakara,^\li İmran, Nisa, Maide,^nam ve Enfal sureleridir. Vücuh: Lafızları aynı, manaları farklı olan kelimelere denir.
İlhadi tefsir: Kuran ve sünnetin açık hükümlerine aykırı tefsirlere denir.
Burhanı Limmi: Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delillerdir. Ahdi atik:Tevrat / Ahdi Cedid: İncil Tevrat: Kanun,Öğreti demek İncil: Müjde demek
Berzah:ölümden Mahşerdeki dirilişe kadar süren hayat kabir/Berzah hayatıdır.
Küsuf: güneş tutulma namazı/ Husuf: ay tutulma namazı
Peygamberin vefatından sonra sahabiler Sakifetü beni saide denilen yerde Hz. Ebu bekire biat etti.
Dehriyyun: zaman ve maddenin ebediliğini savunanlar.
Mezheb: bir dinin bilginleri arasındaki yorum farklılıklarından meydana gelen görüş farklılıklarıdır.
Medinede inen son sure Nasr suresidir.
Ayet:Alamet,nişan,ibret,emri acip,burhan ve delil manasına gelir.
Aksamul kuran: Kurandaki yeminlerdir.
İtikadi mezhepler:selefiyye,maturidiyye ve eşariyyedir.
Halkulkuran:kuranın mahluk olup olmadığı tartışmasıdır.
Mutezilenin kurucusu:vasıl b. Ata
Cebriyyenin kurucusu: Cehm b. Safvandır. İnsan fiillerinde hür değildir. Kaderiye:Kurucusu,Mabed el-Cühenidir.kaderi inkar ederler,insan fiillerinde hürdür. Hükmü itibarıyla hac çeşitleri:Farz,Vacip ve Nafile hac Edası itibarıyla hac çeşitleri:Kıran,Temettü ve İfrad haccı

Afaki;Mikat sınırları dışında oturan kişiler için kullanılır.
Teyamun;Tavafı kabenin sağından yapmaktır.
lzdıba:Omuzlara alınan ridanın bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üzerine atarak sağ omuzu ve sağ kolu açıkta bırakmak.
Remel:Koşmaksızın çalımlı ve süratli yürümek
Hıll;Harem ile mikat arasındaki bölgedir.
Eyyamı Mina: Zilhiccenin 10,11,12 ve 13. günleridir.
Ziyaret tavafı haccın farz olan tavafıdır.
Tehallül:İhram yasaklarının sona ermesidir.tehallülü evvelden sonra cinsel ilişki yasağı devam eder,bu yasak tehallülü sani ile kalkar.
İhsar:Hac veya umre için ihrama giren kimsenin elinde olmayan bir sebeble ihramdan çıkmasıdır.
İstihlaf:namazda abdesti bozulan imamın yerine cemaatten birini geçirmesidir. Kerrubiyyun:Arşın etrafında bulunan meleklere denir.
Müşkilül kuran: Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zanndilen ayetlere denir.
Nefri evvel:Bayramın 3. günü minadan ayrılmaya denir.
Revatip: 5 vakit namaza bağlı olarak kılınan nafile namaz; regaip ise 5 vakit namaza bağlı olmaksızın kılınan namazlara denir.
Vatanı sükna: 15 günden az kalmak üzere gidilen yer. vatanı ikame:15 günden fazla kalınacak yer; vatanı asli;kişinin doğup büyüdüğü,yerleştiği yer.
Eyyamı bid. Kameri ayların 13,14 ve 15. günleri oruçla geçirmek.
Ehli kıble: kabeye doğru namaz kılmanın farz olduğunu kabul edenler için kullanılır.
Mukarrebun-İlliyyun: Daima Allahı teşbih eden ve anan, Allaha çok yakın ve onun katında şerefli mevkii bulunan melekler.
İcaz:Kuranın özlü oluşu, kelime ve cümlelerin derin ve eşsiz anlamlartaşımasıdır. Besmele ile başlamayan sure Tevbe suresidir.
Sebul Mesani (tekrarlanan 7 ayet) Fatiha suresidir.

Elmalılı Hamdi Yazır: Hak dini Kuran Dili adlı tefsiri var.
Zelletülkari: kıraat okuyuş hatalarıdır.
Kavme:Rukudan doğrulmaktır.
Kabenin 4 rüknü:1) Rüknü haceri esved, 2)Rüknü Yemani, 3) Rüknü Iraki, 4)Rüknü Şami.
Mültezem:Kabenin kapısı ile haceri esved arasındaki yerdir.
Cemrelerin mekkeden minaya doğru sıralanışı: Cemrei ula, cemrei vusta ve cemrei akabedir.
Metaf: tavaf yapılan alan.
İhcac: hac için bedel tutmaya denir.
Farz olan Ziyaret(İfaza) tavafının son vakti ömrün sonuna kadar devam eder.
Kütübü sitte:Buhari-Müslim-Ebu Davud-Tirmizi-İbn Mace- Nesai.
İlk fıkh usulü kitab imam şafiye ait olan er risaledir, imam şafinin eski görüşlerini ihtiva eden eseri hucce’dir.son görüşleri ise Ümm adlı eserindedir.
Muvatta, imam malike aittir, müsned ise ahmed b. hanbele aittir.
Cami:İbadet, muamelat ve ukûbata dair hadislerin yanı sıra, Kur’an-ı Kerimin fazileti, yaratılış, menâkıb ve benzeri konuları ihtiva eden hadis mecmualarıdır.
Sünen:Bu hadis mecmuaları, ,81^” (temizlik)’ten vasiyete kadar olan bütün ibadet ve İslâm hukuku ile ilgili hadisleri ihtiva eden kitaplardır.
Musannef:tabiin döneminden sonra gelen neslin hadisleri konularına göre ayırıp, belirli bir düzen içinde yazmaya başlamaları ile yeni bir hadis kitabı türü ortaya çıkmıştır. Bu tür eserlere ‘musannaf’ denir.
Nizamiye medreseleri selçuklu sultanı Alparslan zamanında kuruldu ve yaygınlaştı. Mevkuf hadis: isnadı sahabede biten hadislere denir.
Merfu hadis: isnadı peygamberde biten hadisler Maktu hadis: İsnadı tabiinde biten hadisler.
Mebsut, İmam Serahsinin eseridir.
Bir kimsenin kıra gömüp hatırlamadığı mala malı dımar denir.

Zevaid sünnet:Hz. Peygamber (s.a.v.)’ in bir insan olmasıitibariyle yaptığı,
Secavend: Ayetlerde durulması ve geçilmesini belirleyen işaretlere denir. Taabbudi:manası sadece Allah tarafından bilinen emirler.
Ahîlerin el kitabı olan ve daha çok ahlaki kurallar re psikolojik öğretiler içeren eserlere fütüvvetname denir.
Garibul hadis: Hadis lügati niteliğindeki eserlere verilen isimdir.
Ahbar: Tevratı ve hükümlerini iyi bilen yahudi alimleri.
Ahkamul kuran: İbadet, mualemet,keffaret te ukubat ile ilgili ayetlerin yorumunu konu edinen bilim dalıdır.
Aksamul kuran:Kuranda geçen yeminleri konu edinir.
Celse: İki secde arası oturuş.
Emsalul kuran: Kuranın meselleri.
Fevat: hac vazifesini yapan kimsenin süresi içinde arafe vakfesine yetişememesi.
Garibulhadis: hadislerdeki anlaşılması zor re ancak sahanın uzmanları tarafından anlaşılabilen kelimelere denir.
Garibul Kuran: Tefsirde anlaşılması zor olan kelimeleri konu edinir.ilmin öncüsü Abdullah b. abbastır.
Kütübi tisa: Kütübü sitteye 3 ilave eserle oluşur.bunlar Dariminin süneni, imam malikin muvattası ve ahmed b. hanbelin müsnedi+ yukarda sayılan 6 kitap.
Mişna: Tevratın hükümlerini açıklayan şifahi beyanların yazıya geçirilmiş şeklidir.
Miun: ayet sayısı 100 den fazla olan sureler.
Talmud: sözlü tevratın yazıya geçirilmiş şekli olan mişna üzerine yapılmış tefsir re yorumlardır.
İşari tefsir:tasavvufi tefsir.
Telfik, değişik mezheplerin görüşlerinden faydalanmak.
Yemini lağv: bir şeyin öyle olduğu zannedilerek ya da ağız alışkanlığıyla yapılan yeminlerdir, keffaret gerekmez.

Yemini ğamus: yalan yere, bile bile yapılan yemin.
Yemini münakid. mümkün olan ve geleceğe yönelik bir şeyi yapmak veya yapmamak üzere yapılan yemindir, bu yeminin keffareti 10 fakiri doyurmak veya giydirmek veya köle azat etmektir, buna gücü yetmeyen kimse 3 gün peşpeşe oruç tutar.
Zelle.peygamber hataları.
Hanefide isfar yani sabah namazını ortalık aydınlandıktan sonra kılmak müstehaptır
Ebu hanifeye göre huruç bi sunih yani namazdan kendi fiili ile çıkmak rukundür.
Ezan okunurken her cümle arasında biraz beklenir re ikinci cümlede ses biraz yükseltilir. buna teressül veya irtisal denir.kamet ise duraklama yapılmaksızın seri okunur, buna hedir denir.
Muhazatün Nisa: kadınların erkeklerle aynı safta veya hizada bulunmasıdır.
Kefeni sünnet: Erkek için Kamis,izar re lifafe;kadınlar için bunlarla birlikte baş ve göğüs örtüsüdür.
Kefeni kifayet:erkek için izar re lifafe ve kadın için bir de başörtüsüdür.
Kefeni zaruret ise tek parça beze sarılmak.
Nema: Zekatın şartlarından olan nema malın artıcı nitelikte olmasıdır.
Havelanül havi :Malın üzerinden bir kameri yıl geçmesidir.
Nisab:Altında 20 miskal:85 gram; Gümüşte 200 dirhem:595 gram; hayvanlarda 5 deve;30 sığır re 40 koyundur.
Rikaz:yer altındai maden, define hazine gibi şeyler için kullanılır.
İhramın Rükunleri: Niyet te telbiyedir.
Haccın farzları ihram,arafat vakfesi te ziyaret(ifaza) tavafıdır.
Remyi cimar:Şeytan taşlama işlemi.
ilktehallül: Cinsel ilişki dışında yasaklar kalkar, saçların traş edilmesiyle başlar.ikinci tehallülde ise cinsel ilişki dahil tüm yasaklar kalkar.ziyaret tavafının yapılmasıyla olur.
Umrenin farzları ihram ve tavaftır.
Sahih ilmam: Umre ile hac arasında herhangi bir sebeble memlekete dönmek.

Hedy:hac ve umre menasikiyle ilgili kesilen kurbana denir.Kurban bayramı dolayısıyla kesilene ise udhiyye denir.
Cinayet:İhramlıyken harem bölgesinde yapılması yasak olan şeylerin yapılmasına denir.
Rici talak: kocaya yeni bir nikaha ihtiyaç olmadan boşadığı karısına dönme imkanı veren boşama türüdür.
Bain talak: kocaya boşadığı eşine ancak yeni bir nikahla dönme imkanı veren boşama şeklidir.
Karşılıklı rıza ile boşanmaya muhalea veya hul denir.
Mahkemeye boşanma için başvurmaya tefrik denir.
Lian: karısına zina etti deyip bunu ispat edemeyen karı kocanın karşılıklı lanetleşmesididr.
İLa: Kocanın 4 ay veya daha fazla karısına yaklaşmayacağına yemin etmesi, adamasıdır. Lukata: buluntu mal.
Tanah: yahudilikteki yazılı dini edebiyattır.
Soru 1: Hadesi asgar re hadesi ekber nedir?
Cevap:Abdest almaya hadesi asgar gusletmeye hadesi ekber denir Soru 2:Guslü gerektiren sebepler nelerdir?
Cevap:Cünüplük hayı ve nifas halleri guslü gerektiren üc temel sebeptir.
Soru 3:vakit çıkmamışsa kılınan namazın iadesi olurmu?
Cevap:vakit çıkmamışsa bile olsa kılınan namazın iadesi gerekmez. Şafiiler bu durumda iadeyi gerekli görür. Namaz vakti cıktiktan sonra ise iadenin gerekmediğinde görüş birliği vardır.
Müdrik,lahik, mesbuk ne demektir?
Cevap: Namazı tamamen imamla birlikte kilan kimseye “müdrik” imamla birlikte namaza başlamasina rağmen namaz esnasinda başına gelen bir durum sebebi ile namaza ara vermek zorunda kalan ve bu sebep ile namazin bir kısmını imamla birlikte kilamayan kimseye “lahik” imama namazıj başinda degil birinci rekatın rükuundan sonra,ikinci ücüncü veya dordüncü rekatlarda uyan kimseye “mesbuk”denir

Diyanet İlmihali Önemli Bazı Terimler

Milel: Vahye dayanan dinler Nihal: Bâtıl dinler
Religion: Batı dillerinde din kelimesinin karşılığı. Bir şeyi vazife edinmek, tekrar tekrar okumak, yapmak anlamına gelir.
Dharma: Hinduizm’in kutsal dili Sanskritçe’de din kelimesinin karşılığı.
Dhamma: Budizm’in kutsal metinlerinin yazıldığı Pali dilinde din kelimesinin karşılığı. Din Kelimesi: Kur’ân-ı Kerîm’de 92 yerde geçmektedir.
Fıtratullah: Allah’ın dini demektir ki o da İslâm ve tevhiddir.
Tek tanrı inancını savunanlar: Andrevv Lang, VVilhelm Schmidt Monoteizm: Tek tanrı inancı İlâhî dinler: Tek tanrılı dinler
Mecûsîlik : Düalist (iki tanrılı) dinler( düalizm=seneviyye)iyilik ve kötülük tanrısı ateş kültü.
Eski Yunan, Roma ve Mısır dinleri: Çok tanrılı dinler.
Budizm, Şintoizm : Tanrı konusunda açık ve net olmayanlar.
Kurucusu olan dinler: Yahudilik, Hıristiyanlık, İslâm, Budizm.
Geleneksel dinler: Kimin tebliğ ettiği belli olmayan dinler, ilkel dinler, Eski Yunan, Eski Mısır dinleri.
Millî dinler: Genellikle bir kurucusundan söz edilmeyen, sadece bir millete ait olan geleneksel yapıdaki dinlerdir (Eski Yunan, Mısır, Roma dinleri gibi).
Hindistan’da yaygın dinler: Hinduizm, Budizm, Jainizm),
Çin ve Japonyada yaygın dinler: Konfüçyüsçülük, Taoizm, Şintoizm.
Marifetullah: Allah’ı tanıma ve bilme
Mâhabbetullah: Allah’ı sevme
Tekfir: Müslüman olduğu bilinen bir kişiyi, inkâr özelliği taşıyan inanç, söz veya davranışından ötürü kâfir saymak demektir.

İrtidad : Müslüman kişinin kendi irade ve ifadesiyle İslâm’dan ayrılması dinden çıkması anlamına gelir.
Mürted : Dinden çıkana denilir.
Fıtrat Delili: Allah’ın varlığını ispatlamak için insanın fıtraten Allah inancına sahip oluşu.
Hudûs Delili: Âlemin ve âlemdeki varlıkların sonradan yaratılmış olup bir yaratıcıya muhtaç olduğu.
İmkân Delili: Mümkin bir varlık olan âlemin var olması için bir sebebe ihtiyaç olduğu.
Nizam Delili: Tabiatın büyük bir âhenge ve şaşmaz bir düzene sahip olup bunun bir yaratıcının eseri olmasının gerektiği.
El-yevmü’l-âhir: Son gün, âhiret ünü
Yevmü’l-ba’s : Diriliş günü
Yevmü’l-kıyâme: Kıyamet günü
Yevmü’d-dîn : Ceza ve mükâfat günü
Yevmü’l-hisâb: Hesap günü
Yevmü’t-telâk :Kavuşma günü
Yevmü’l-hasre : Hasret te pişmanlık günü
Âhiretin Varlığının İspatı: Bu konuda tek bilgi kaynağı ıahiydir. Kur’an’da ve sahih hadislerde ne haber verilmişse onunla yetinilir.
Vâkıa : Kesin olarak meydana gelecek olan
Et-tâmmetü’l-kübrâ : En büyük felâket te belâ
Hâk: Gerçek olan
Gaşiye : Şiddetiyle birden bire halkı saran Karia : Kapıyı çalacak gerçek Eşrâtü’s-sâat: Kıyamet Alâmetleri Berzah : Kabir hayatı Ba’s : Öldükten sonra tekrar dirilmek

Haşir ve Mahşer(Arasât): Toplanmak, bir araya gelmek
Ashâb-ı yemîn : Amel defteri sağdan verilenler manasına gelir, cennettekileri ifade eder.
Ashâb-ı şimâl: Amel defteri soldan veya arkadan verilenler manasına gelir, cehenneme gidecek olanları ifade eder.
Mîzan : Sözlükte “terazi” anlamına gelir
Sırat: Cehennemin üzerine uzatılmış bir yoldur.
Havuz : Kıyamet gününde peygamberlere ihsan edilecek havuzlar bulunacaktır. Müminler bunların tatlı ve berrak suyundan içerek susuzluklarını gidereceklerdir.
Şefâat-i uzmâ : En büyük şefaat demektir, Peygamberimiz (sav)’in şefâat-i.
Makam-ı mahmûd : Övülen makam. Peygamberimizin bu şefaati, Kur’an’da (övülen makam) adıyla anılır
A’râf: “Dağ ve tepenin yüksek kısımları” anlamına gelen a’râf, cennetle cehennemin arasında bulunan sûrun ve yüksek kısmın adıdır.
Rü’yetullah : Allah’ın Âhirette Görülmesi

FIKIH TERİMLERİ

Ahkâm-ı şer’îyye: Şer’î hükümler
Ahkâm-ı İlâhiye: İlâhî hükümler
Ahkâm-ı fer’iyye: Amelî hükümler
Ehliyyetü’l-hitâb: İnsanın dinin davetini anlayacak konum ve kıvamda olması.
İstibrâ: Küçük abdest temizliği.
İstincâ: Büyük abdest temizliği.
Mazmaza: Ağzı su ile çalkalamak (gargara yapmak)
İstinşak: Burnu su ile temizlemek.
Delk: Ovmak (uzuvları su ile ovmak)
Büyük hades: Gusülle giderilebilen “cünüplük (cenâbet), tay\n ve nifas” gibi hükmî kirlilikler.
Küçük hades: Abdestle giderilebilen hükmî kirlilik.

Büyük hükmî temizlik: Gusül Küçük hükmî temizlik: Abdest Necaset: Maddî kirlilik Hades: Hükmî kirlilik
Necâsetten tahâret: Görünür kir ve pisliklerin giderilmesi.
Hadesten tahâret: Abdestsizlik halinin giderilmesi.
Necâset-i galîza: Ağır pislik . Tavuk, kaz gibi kümes hayvanlarının dışkıları.
Necâset-i haffe: Hafif pislik. Sığır, koyun, geyik gibi dört ayaklı hayvanlarınki te At, eşek ve katırın idrar re dışkısı ile havada pislemeleri sebebiyle sakınılması zor olduğu için, atmaca, kartal, güvercin gibi kuşların dışkıları, hafif pislik grubundadır.
Bedel, Halef: Mest te sargı üzerine mesh’in yıkama yerine geçmesi.
Hades-i asgar: Abdest almayı gerektiren küçük kirlilik.
Hades-i ekber: Guslü gerektiren büyük kirlilik.
Teyemmüm : Sözlükte “bir işe yönelmek, bir şeyi kastetmek”
Hayw: Adet, aybaşı, kanaması.
Nifas: Loğusalık hali.
Nüfesâ: Loğusa kadın.
İstihâze: Özür kanı. Rahim içi damarlardan hayw ve nifas hali dışında ve bir hastalık veya yapısal bozukluk sebebiyle gelen kana istihâze (özür kanı) denilir.
Mektûbe: Allah’ın farz kıldığı namazlar
Mesnûn: Hz. Peygamberin sünnetiyle sabit olan namazlar
Şurûtü’s-salât: Namazın şartları
Erkânü’s-salât: Namazın rükünları
Hurûc bi sun’ih: Kişinin kendi isteği te fiili ile namazdan çıkması Ta’dîl-i erkân: Namazın rükünlerinin düzgün bir şekilde yapılması Fey-i zevâl: Güneş tam tepedeyken eşyanın yere düşen gölge uzunluğu.

Asr-ı sânî: Her şeyin gölgesi kendisinin iki misline ulaştığı zamana denir.
Asrı evvel: Öğle namazının vaktinin çıkması; İkindi namazının vaktinin girmesi.
Örfî gündüz: Güneşin doğmasından batmasına kadar olan süre.
Şer’î gündüz: Fecr-i sâdıktan güneşin batmasına kadar olan süredir.
Taglis: Sabah namazını fecr-i sâdık doğarken, yani ortalık henüz karanlık iken kılmak. İsfâr: Taglis’in zıttıdır, fecr-i sâdık doğduktan sonra hava aydınlanınca kılmak.
İbrâd: Öğle namazını geciktirip serinlikte kılmak Vakt-i istivâ: Güneşin tam tepe noktasında olduğu zaman.
Şürûk zamanı: Güneşin doğmasından yükselmesine kadar olan zaman yaklaşık 40-45 dakika civarındadır.
Gurûb: Güneşin batma zamanı. Gurup vakti, güneşin sararıp veya kızarıp artık gözleri kırpıştırmadan rahatlıkla bakılacak hale geldiği vakittir.
Tuma’nîne: Rükû duruşunda bir müddet beklemek.
Kavme: Kıyam vaziyetinde bir süre beklemek.
Ka’de-i ûlâ : ilk oturuş
Ka’de-i Ahîre: Son oturuş
Celse: İki secde arası oturuş
Zâit tekbir: İlave tekbir
Kısâr-ı mufassal: Kısa sûreler (Beyyine sûresinden Nâs sûresine kadar olan sûrelerdir.)
Evsât-ı mufassal: Orta uzunluktaki sûreler” Bürûc sûresi ile Beyyine sûresi arasındaki sûreler bu grupta yer alır)
Tıvâl-i mufassal: Uzun süreler” Hucurât sûresi ile Bürûc sûresi arasındaki sûreler bu grupta yer alır)
İrsâl: Elleri yanlara salıvermek İtimat: Elleri bağlamak Tahrîme: İftitah tekbiri

Teavvüz: Eüzü besmele(Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm)
Tesmî: Semiallahü limen hamideh
Tahmîd: Rabbenâ leke’l-hamd
Kavme: Rükûdan doğrulup dik durmak
Celse: İki secde arasında kısa bir ara oturuşu yapmak.
Teverrük: Kadınların ayaklarını sağ yanlarına yatık bir şekilde çıkarıp otururmaları. Müfsidât-ı salât: Namazı bozan şeyler
Sıfâtü’s-salât: Namazın farz ve vâciplerine, sünnet te âdâbına uygun şekilde kılınışı.
Muhâzâtü’n-nisâ: Kadınların cemaatle namazdaki saf düzeni te erkeklerde aynı safta veya hizada olması
Tertîbü’l-makam: Duruş düzeni
İmâmet-i kübrâ: Büyük imâmet
İmâmet-i suğrâ: Küçük imâmet
İktidâ: İmama uymak
Muktedî: İmama uyan kimse
Müfteriz: Farz namazı kılan kimse
Müteneffil: Nâfile namaz kılan kimse
Münferid: Namazı yalnız kılan kimse
Muktedî: İmama uyarak kılan kimse
Müdrik: İdrak etmiş, yetişmiş, kavuşmuş (Namazı tamamen imamla birlikte kılan kimse) Muhtazar: Ölmek üzere olan kişi Meyyit: Ölen kişi
Teçhiz: Ölü için genel olarak yapılması gereken hazırlık Gasil: Ölünün yıkanması Tekfin: Ölünün Kefenlenmesi

Teşyî: Tabuta konulup musallâya yani namazın kılınacağı yere ve namazdan sonra kabristana taşınması.
Defin: Kabre konulması
Namaz Terimleri (sözlük)
Mektûbe: Allah’ın farz kıldığı namazlar
Mesnûn: Hz. Peygamberin sünnetiyle sabit olan namazlar
Aynî farz (farz-ı ayın): Farz olan namazlar, oruç gibi.
Kifâî farz (farz-ı kifâye): Cenaze namazı gibi. Bu namazı birileri kılınca öteki müslümanlar cenaze namazı kılmadıkları için sorumlu olmazlar. Sevap ve fazileti ise namazı kılanlar elde etmiş olurlar.
li-aynihî vâcip : Vâcip oluşu kulun fiiline bağlı olmayan. Vitir namazı ile ramazan ve kurban bayramı namazları birinci grupta yer alır. Tilâvet secdesi gibi.
li-gayrihî vâcip : Vâcip oluşu kulun fiiline bağlı olan
Revâtib : Vakit namazları yanında düzenli olarak kılınan sünnetler
Regaib : Allah’a yakınlaşmak ve sevap kazanmak maksadıyla ayrıca kılınan namazlar
Nâfile : Farz ve vâciplerin dışında fazladan yapılan işler
İsâet: Yanlış ve kötü davranış
Edep: Çoğulu âdâb
Muvâzebe : Hz. Peygamberin devamlı olarak yaptığı Şurûtü’s-salât: Namazın şartları Erkânü’s-salât: Namazın rükünları
Hurûc bi sun’ih : Kişinin kendi isteği te fiili ile namazdan çıkması
Ta’dîl-i erkân : Namazın rükünlerinin düzgün bir şekilde yapılması
Edâ : Bir farz namazın vakti içinde kılınması.
Kazâ : Bir farz namazın vaktinin çıkmasından sonra kılınması.
Fecr-i kâzib : Birinci fecir. Sabaha karşı doğuda tan yerinde ufuktan göğe doğru dikey olarak yükselen, piramit şeklinde, akçıl ve donuk bir beyazlıktır.

Beyâz-ı müstetîl: Uzayıp giden beyazlık.
Fecr-i sâdık : İkinci fecir. Sabaha karşı doğu ufkunda tan yeri boyunca genişleyerek yayılan bir aydınlıktır.
Beyâz-ı müsta’razî: Enlemesine beyazlık. Bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur. Bu vakit aynı zamanda, sahurun sona erip orucun başlaması (imsak) vaktidir.
Taglis : Sabah namazını fecr-i sâdık doğarken, yani ortalık henüz karanlık iken kılmak.
Şürûk zamanı: Güneşin doğmasından yükselmesine kadar olan zaman yaklaşık 40-45 dakika civarındadır.
Vakt-i istivâ: Güneşin tam tepe noktasında olduğu zaman.
Fey-i zevâl: Güneş tam tepedeyken eşyanın yere düşen gölge uzunluğu.
Asr-ı sânî: Her şeyin gölgesi kendisinin iki misline ulaştığı zamana denir.
Asrı evvel: Öğle namazının vaktinin çıkması; İkindi namazının vaktinin girmesi.
İkindi Namazının Vakti: İkindi namazının vakti, öğle namazının vaktinin çıkmasından güneşin batmasına kadar olan süredir. Her şeyin gölge uzunluğu, kendi uzunluğunun iki katına çıktığı andan itibaren.
Gurûb: Güneşin batma zamanı. Gurup vakti, güneşin sararıp veya kızarıp artık gözleri kırpıştırmadan rahatlıkla bakılacak hale geldiği vakittir.
Örfî gündüz : Güneşin doğmasından batmasına kadar olan süre.
Şer’î gündüz : Fecr-i sâdıktan güneşin batmasına kadar olan süredir.
Akşam Namazının Vakti: Akşam namazının vakti güneşin batmasıyla başlar, şafağın kaybolacağı zamana kadar sürer.
Şafak : Akşamleyin ufuktaki kızıllıktan/kızartıdan sonra meydana gelen beyazlıktan ibarettir.
Yatsı Namazının Vakti: Yatsı namazının vakti, şafağın kaybolmasından yani akşam namazı vaktinin çıkmasından itibaren başlar, ikinci fecrin doğmasına kadar devam eder.
İsfâr: Taglis’in zıttıdır, fecr-i sâdık doğduktan sonra hava aydınlanınca kılmak.
İbrâd : Öğle namazını geciktirip serinlikte kılmak
Kıyam : Doğrulmak, dikelmek, ayakta durmak demektir.

Kıraat: Sözlükte “okumak” anlamına gelen kıraat, “Kur’an okumak” demektir.
Cehrî: Açıktan okumak, yüksek sesle okumak.
Hafî: Gizli, sessiz okumak.
Zelletü’l-karî: Okuyuş hataları ve dil sürçmesi.
Umûm-ı belâ : Kaçınılması mümkün olmayan bir durum Rükû : Rükû sözlükte “eğilmek” anlamına gelir.
Secde : Secde sözlükte “itaat, teslimiyet te tevazu içinde eğilmek, yere kapanmak, yüzü yere sürmek” anlamına gelir.
Tuma’nîne : Rükû ve Secde duruşunda bir müddet beklemek.
Kavme: Rükûdan doğrulup dik durmak. Kıyam vaziyetinde bir süre beklemek.
Tuma’nîne ve kavme süresinin asgari ölçüsü “sübhânellâhi’l-azîm” diyecek kadar durmaktır.
Ka’de-i ûlâ : ilk oturuş Ka’de-i Ahîre : Son oturuş Celse : İki secde arası oturuş
Ta’dîl-i Erkân : Rükünleri düzgün, yerli yerinde ve düzenli yapmak demektir.
Zâit tekbir: İlave tekbir
Kısâr-ı mufassal: Kısa sûreler (Beyyine sûresinden Nâs sûresine kadar olan sûrelerdir.)
Evsât-ı mufassal: Orta uzunluktaki sûreler. Bürûc sûresi ile Beyyine sûresi arasındaki sûreler bu grupta yer alır)
Tıvâl-i mufassal: Uzun süreler.( Hucurât sûresi ile Bürûc sûresi arasındaki sûreler bu grupta yer alır)
İrsâl: Elleri yanlara salıvermek İtimat: Elleri bağlamak Tahrîme: İftitah tekbiri
Teavvüz : Eüzü besmele(Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm)

Tesmî: Semiallahü limen hamideh Tahmîd : Rabbenâ leke’l-hamd
Teverrük : Kadınların ayaklarını sağ yanlarına yatık bir şekilde çıkarıp otururmaları.
Amel-i kesîr: Namaz dışı davranış.
Müfsidât-ı salât: Namazı bozan şeyler
Sıfâtü’s-salât: Namazın farz ve vâciplerine, sünnet te âdâbına uygun şekilde kılınışı.
Muhâzâtü’n-nisâ : Kadınların cemaatle namazdaki saf düzeni te erkeklerde aynı safta veya hizada olması
Tertîbü’l-makam : Duruş düzeni
İmâmet-i kübrâ : Büyük imâmet. Devlet başkanlarının imamlığı.
İmâmet-i suğrâ : Küçük imâmet. Cami imamlarının imamlığı.
İktidâ: İmama uymak Muktedî: İmama uyan kimse Münferid : Namazı yalnız kılan kimse
Müdrik : İdrak etmiş, yetişmiş, kavuşmuş (Namazı tamamen imamla birlikte kılan kimse)
Lâhik : İmamla birlikte namaza başlamasına rağmen, namaz esnasında başına gelen bir durum sebebiyle namaza ara vermek zorunda kalan ve bu sebeple namazın bir kısmını imamla birlikte kılamayan kimse.
Mesbûk : İmama namazın başında değil, birinci rek’atın rükûundan sonra, ikinci, üçüncü veya dördüncü rekatlarda uyan kimse.
Müfteriz : Farz namazı kılan kimse
Müteneffil: Nâfile namaz kılan kimse
Mürâi: Göterişçi
İzn-i âm : Herkese açık olma şartı.
Zuhr-i ahîr: Son öğle namazı:
Müekked Sünnetler: Sabah, öğle, akşam ve cuma namazının sünnetleri ile yatsının son sünneti müekked sünnettir.

Gayr-i Müekked Sünnetler: İkindi namazının sünneti ile yatsı namazının ilk sünneti gayr-i müekkeddir.
Tervîha : Dinlenme
Tatavvu : Gönüllü namazlar (arzuya bağlı)
Sünen-i regaib : Revâtib sünnetler dışındaki nâfile namazlar.
Duhâ namazı: Kuşluk Namazı
Tahiyyetü’l-mescid : Mescidin selâmlanması, saygı gösterilmesi demek.
İstihâre : Hayırlı olanı istemek anlamına gelir.
İstiska duası: Su isteme, yağmur isteme duası.
Küsûf Namazı: Güneş tutulması esnasında kılınan namaz.
Hüsûf Namazı: Ay tutulması esnasında kılınan namaz.
Kasrü’s-salât: Farz namazlarını ikişer rek’at olarak kısaltılarak kılınması(yolculukta).
Cem’ü’l-fiil” ve Cem’ü’l-muvâsala : Bir namaz (öğle veya akşam), diğer namazın (ikindi veya yatsı) vaktinin girmesine yakın bir zamana kadar geciktirilip, bu namazın kılınmasından sonra diğerinin vaktinin girmesi te bu namazın da kendi vaktinde kılınması. Bir namaz son vaktinde diğeri de ilk vaktinde olmak üzere her namaz kendi vakti içinde kılınmış olacağı için buna “mânevî cem'” ve “şeklî (sûrî) cem'” de denilir.
Cem’-i takdîm : Öğle namazının vaktinde öğle ile ikindinin birleştirilerek kılınması.
Cem” te’hîr: Yatsı namazının vaktinde, akşam ile yatsının birleştirerek kılınması.
Fâite : Kaçmış. Vaktinde kılınamayan kaçırılmış namaz, (çoğulu fevâit).
Teşehhüd : Tahîyyat.
Muhtazar: Ölmek üzere olan kişi
Meyyit: Ölen kişi
Teçhiz : Ölü için genel olarak yapılması gereken hazırlık Gasil: Ölünün yıkanması Tekfin : Ölünün Kefenlenmesi
Teşyî: Tabuta konulup musallâya yani namazın kılınacağı yere ve namazdan sonra

kabristana taşınması Defin : Kabre konulması
Kamîs : Boyun kısmından ayaklara kadar uuanan gömlek yerinde bir bezdir.
İzâr: Eteklik yerinde, baştan ayağa kadar uuanan bir bezdir.
Lifâfe : Sargı ıerinde olup baştan ayağa kadar uzanan, baş ve ayak taraflarından düğümlenen bir bezdir. Bu bakımdan izârdan biraz daha uzundur.
Hükmî şehid : Allah yolunda savaşırken öldürülen kişilerdir. Kâmil mânada şehid bunlardır.
Oruç Terimleri(sözlük)
Muayyen farz: Ramazan orucu. Ramazan orucu sadece belirli bir vakitte, yani ramazan ayında tutulabilir.
Gayr-i muayyen farz: Diğer oruçlar, (aşağıda geçen oruçlar gibi) mubah olduğu her zaman tutulabilir.Yani tutacağı orucun adını ve zamanını kişi kendi belirler.
Kefâret: Ramazan orucunun bozulması sebebiyle tutulması gereken oruç.
Ziâr: Yanlışlıkla ve kaza ile adam öldürmesi sebebiyle tutulması gereken oruç.
Halk : Hacda ihramlı iken vaktinden önce tıraş olması sebebiyle tutulması gereken oruç.
Muayyen: Önceden belirlenmiş
Şevval Orucu : Ay takviminde ramazan ayından sonraki ay, şevval ayıdır. Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır.
Aşure Orucu : Muharrem ayının onuncu gününe “âşûrâ” denilir. Fakat sadece o günde oruç tutulması doğru görülmemiş, bunun yanında bir önceki veya bir sonraki günün de oruçlu geçirilmesi tavsiye edilmiştir.
Her Ay Üç Gün Oruç : Her aydan üç gün oruç tutmak, bunu özellikle her ayın 13,14 ve 15. günlerinde yapmak müstehap kabul edilmiştir. Kamerî takvim (ay takvimi) hesabına göre bugünlere “eyyam-ı bîd” denir. Peygamberimiz’in özellikle ayın 13,14 ve 15. günlerinde olmak üzere her ay üç gün oruç tutmayı tavsiye ettiği rivayet edilmiştir.
Pazartesi-Perşembe Orucu : Her hafta pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak da teşvik edilmiş bir nâfiledir. Peygamberimiz’in pazartesi te perşembe günleri oruç tuttuğu ve soruya cevaben de “İnsanların amelleri Allah Teâlâ’ya pazartesi te perşembe günleri arzolunur; ben amelimin arzı sırasında oruçlu olmayı tercih ediyorum” (Ebû Dâvûd,

“Savm”, 60; İbn Mâce, “Sıyâm”, 42) dediği rivayet edilmektedir.
Zilhicce Orucu : Zilhicce ayının ilk dokuz gününde oruç tutmak tavsiye edilmiştir. Zilhicce ayının 10. günü kurban bayramının ilk günüdür. Fakat Hacda olanların 9. günü (arefe günü) sıkıntıya ve halsizliğe sebep olacağı gerekçesiyle oruç tutması mekruh görülmüştür.
Haram Aylarda Oruç : Haram aylar olarak anılan zilkade, zilhicce, muharrem ve receb aylarında, perşembe, cuma ve cumartesi günleri oruç tutmak müstehaptır.
Şâban Orucu : Şâban ayında oruç tutmak müstehap sayılmıştır.
Dâvûd Orucu : Gün aşırı oruç tutmak yani bir gün oruç tutup ertesi gün tutmamak, Peygamberimiz tarafından “savm-ı Dâvûd” olarak nitelenmiş ve bu şekilde oruç tutmanın faziletli olduğu ifade edilmiştir.
Şek günü : Havanın bulutlu olması gibi sebepler yüzünden şâban ayının yirmi dokuzundan sonraki günün şâban ayına mı yoksa ramazan ayına mı ait olduğu konusunda şüphe meydana gelirse, bugüne “şek günü” denilir. Bugünün ramazan ayına ait olup olmadığında kuşku bulunduğu anlamına gelir. Bugün herhangi bir oruç tutmak mekruhtur.
Savm-i visâl: İki veya daha fazla günü, arada iftar etmeksizin birbirine ekleyerek oruç tutmak . Bu şekilde oruç tutmak mekruhtur.
Orucun zimmette sübût bulması: Oruç borcunun kaçınılmaz bir şekilde kesinleşmiş, sabit hale gelmiş olması demektir. Meselâ başlanmış fakat bir sebeple tamamlanamamış nâfile orucun kazâsı zimmette sabit olmuş, borçluğu kesinleşmiştir.
Şeyh-i fânî: Düşkün ihtiyar
Mûtat: Normal, alışılmış olmayan
Zekât Terimleri(sözlük)
El-milkü’t-tâm : Tam mülk
Deyn-i mutavassıt: Orta kuvvette alacak
Deyn-i zaîf: Zayıf alacak
Deyn-i kavî: Kuvvetli alacak
Nâmî: Artıcı vasıf
Nemâ : Artma ve üreme

Hakikî (gerçek) nemâ : Bir malın ticaretle, doğum yoluyla veya tarımla artmasıdır. Ticaret malları, hayvanlar re toprak ürünleri böyledir.
Takdirî (hükmî) nemâ : Bir malın kendisinde nemâ imkânının bizzat (potansiyel olarak) mevcut olmasıdır. Altın, gümüş ve parada olduğu gibi.
Havâic-i asliye : Zekâta tâbi mallarda aranan şartlardan biri de o malın, mükellefin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin temel ihtiyaç maddelerinin dışında olmasıdır.
Nisab : Zengin olmanın asgari sınırı veya asgari zenginlik ölçüsü. Sözlükte “sınır, işaret, asıl ve kök” anlamlarına gelen nisab kelimesinin terim anlamı; zekâtın vücûbuna alâmet ve ölçü olmak üzere tesbit edilen belirli bir miktardır.
Havelânü’l-havl: Malın üzerinden bir kamerî yılın geçmesi.
Mâl-i müstefâd : Önceden yok iken sonradan ferdin mülkiyetine geçen mal.
El-emvâlü’z- zâhire: Açık mallar
El-emvâlü’l-bâtına : Gizli mallar
Zâhirî: Açık
Müftâ bih : Kendisiyle fetva verilen
Temlik : Mülkiyette geçirmek. Zekâtı, ona ehil olanlara vermek yani (gerçek ihtiyacı olan) kişilere vermek.
Mukadderât-ı şer’iyye: Şer’î belirleme Tathîr: Temizleme Tezkiye: Arıtma
Öşür (uşr): Toprak ürünlerinden alınan zekât” anlamında kullanılmıştır.
Rikâz : Rikâz terimi, maden, define ve hazine gibi kendiliğinden yer altında bulunan veya insanlar tarafından yer altına gömülüp gizlenen her türlü kıymetli maden ve eşyayı ifade eder.
Lukata : Buluntu eşya
Sâime : Senenin çoğunu meralarda otlayarak geçiren hayvanlara denir.
Ma’lûfe : Yemle beslenen hayvanlara denir.

Âmile : Ziraat, nakliyat gibi işlerde kullanılan hayvanlara denir.
Muallel: Hükmün dayandığı vasfın bilinebilir olması.
Ve’l âmilîne aleyhâ : Zekât işinde çalışanlar.
Sâ’: Bir hacim ölçüsü birimi olup 2.75 litredir.
Hac ve Umre Terimleri(sözlük)
Hac : Belirli zamanda Ziyaret te Arafat vakfesiyle birlikte olur.
Umre : Belirli bir zamana bağlı olmayarak vakfesiz yapılır.
Menâsikü’l-hac: Hac törenleri
Hacc-ı ekber: Büyük hac (Normal hac) aynı zamanda arefesi cumaya rastlayan hac. Hacc-ı asgar: Küçük hac (Umre)
İstitâat: Güç yetirebilme
İhram : Haram etmek, kendini mahrum bırakmak
Harem Bölgesi: Mekke ile etrafında, bitkileri koparılmamak ve av hayvanlarına zarar verilmemek üzere belirli sınırlar içindeki emniyetli bölgedir. Bu bölgede oturanlara Mekkî (Mekkeli) denir. Harem bölgelerinin sınırlarını Cibrîl’in rehberliğiyle Hz. İbrâhim belirlemiş, sınırları gösteren işaretler daha sonra Hz. Peygamber tarafından yenilenmiştir.
Mîkat sınırı: Hz. Peygamber tarafından belirlenmiş, Mekke’ye veya Harem bölgesine gelenlerin ihramsız geçmemeleri gereken beş nokta’nın her birine verilen isim.
H\l Bölgesi. Harem bölgesi ile Mîkat yerleri arasındaki yerlerdir. Bu bölgede ikamet edenlere Mîkatî veya Hillî denir. Hillî, Ht bölgesinde yaşayan kişi anlamındadır. Mîkatîler gerek hac gerek umre için Harem bölgesine girmeden bulundukları Ht bölgesinde ihrama girerler.
Âfâk Bölgesi. Harem ve Ht bölgelerinin dışında kalan yerlere Âfâk denir.
Âfâkı: Uzaklardan gelen anlamındadır. Harem ve Ht bölgelerinin dışında yaşayanlara denir.
Füsûk : Taatten ayrılıp mâsiyet sayılan şeyleri yapmak.
Cidâl: Başkalarıyla tartışmak, hakaret te kavga etmek. Her zaman yasak olan bu tür davranışlardan, ihramlı iken daha çok sakınmak gerekir.

Şavt: Hacerülesved’in bulunduğu köşeden veya hizasından başlayıp bir tur dönmeye, (Her bir devire “şavt” denir)
İfâda tavafı: Ziyaret tavafı
Metâf: Tavaf alanı
İstilâm : Hacerülesved’i selâmlamak demektir.
Lztıbâ : Ridânın yani ihramın vücudun belden yukarısını örten parçasının bir ucunu sağ kolun altından geçirip, sol omuz üzerine atarak sağ kolu ve omuzu ridânın dışında bırakmaktır.
Remel: Tavafta kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve çabuk yürümektir.
Aslî vâcipler: Diğer ibadetlerde olduğu gibi haccın vâcipleri de kendileri müstakil birer nüsük olan “aslî vâcipler”
Fer’î vâcipler: Başka bir nüsüke bağlı olan “dolaylı (fer’î) vâcipler”
Sa’v : Sa’y sözlükte “koşmak, çaba göstermek” gibi anlamlara gelir. Hac ve umre ile ilgili bir terim olarak ise sa’y, Kâbe’nin doğu tarafında bulunan Safâ ve Merve adlı iki tepe arasında, Safâ’dan başlanıp Merve’de tamamlanmak üzere yedi defa gidip) gelmeyi ifade eder. Safâ’dan Merve’ye gidiş bir şavt te Merve’den Safâ’ya dönüş bir şavt olur.
Mes’â : Sa’yin yapıldığı Safâ ile Merve arasındaki yaklaşık 350 metrelik mesafeye (sa’y yeri) denir.
Hervele : Kısa adımlarla koşarak canlı ve çalımlı yürümek.
Remy-i cimâr: Şeytan taşlama.
Halk : Saçların dipten tıraş edilmesi.
Taksîr: Saçların uçlarından kesilip kısaltılması.
Tehallül: İhram yasaklarının kalkması.
Sader tavafı: Vedâ tavafı.
Kudüm Tavafı: (Mekke’ye geliş tavafı) Kudüm, “geliş ve varış” anlamındadır.
Eyyâm-ı nahr” ve “eyyâm-ı Mina”: Zilhiccenin 10,11 ve 12. Günleri.
Tahsîb : Hac sonunda Mina’dan dönüşte, Mekke girişinde, Cennetü’l-muallâ civarında, Muhassab denilen vadide bir süre dinlenmek.

İfrad Haccı: Umresiz yapılan hac.
Temettu’ Haccı: Temettu’ “yararlanmak, istifade etmek” anlamına gelir. Aynı yılın hac aylarında umre için ayrı, hac için ayrı niyet ve ihram’a girilerek yapılan hac.
Kırân Haccı: Her ikisine birlikte niyet edilerek aynı yılın hac ayları içinde umre ve haccı bir ihramda birleştirmektir. Hac ve umre tek ihramla yapıldığı için “birleştirmeli hac” anlamında bu adı almıştır.
Hedy : Hac ve umre menâsikiyle ilgili olarak; Kâbe’ye ve Harem bölgesine hediye olmak üzere kesilen kurban
Udhiyye : Kurban bayramı dolayısıyla kesilen kurban Dem : Koyun ve keçi cinsinden olan kurban Bedene : Sığır re deve cinsi kurban Dem-i cübrân : Ceza kurbanı Dem-i şükrân : Şükür kurbanı
Eyyâm-ı nahr: Kurban kesme günleri (Kurban bayramının ilk üç günü)
İhsâr: Hac veya umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra, herhangi bir sebeple tavaf ve vakfe yapma imkânının ortadan kalkması demektir.
Fevât: Haccetmek üzere ihrama giren kişinin Arafat vakfesine yetişememesi, vakfe süresi içinde bir an olsun Arafat’ta bulunamamasıdır. (Fevt etmiş) haccı kaçırmış olur.
Kurban Terimleri(sözlük)
Kurban : Sözlükte “yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey” anlamına gelen kurban, dinî bir terim olarak, “ibadet maksadıyla belirli bir vakitte belirli şartları taşıyan hayvanı usulünce boğazlamak, ya da bu şekilde boğazlanan hayvan” demektir. Arapça’da bu şekilde kesilen hayvana udhiyye denilir.
İstiğnâ : Asgari zenginlik seviyesinin ne kadar süreceği belli olmayan bir ihtiyaçsızlık hat
Gınâ : Oturmuş istikrar bulmuş bir zenginlik hali
Nisâb-ı gınâ : Oturmuş zenginlik
Nisâb-ı istiğnâ : İhtiyaçsızlık durumu
Tasadduk: Sadaka vermek

Nezir kurbanı: Adak kurbanı Tatavvu kurbanı: Nafile kurban Aile Hayatı Terimleri(sözlük)
İn’ikad : Evlilik akdinin kuruluş şartları Ta’likî: Evlilik akdini geciktirici şart İnfisâhî: Evlilik akdini bozucu şart Takyîdî :Evlilik akdini kayıtlandırıcı şart
Nefâz : Evlenmenin hükümlerinin işlerlik ve yürürlük kazanması için aranan şartlar.
Küfüv : Kocası kendisine denk Hıyârü’l-bulûğ : Bulûğ muhayyerliği
Hürmet-i musâhere : Erkek veya Kadının birbirlerine şehvetle dokunmaları veya ön avret yerlerini çıplak görmeleri (mahremiyet)
Sefih :Aklı ermez, kapılgan, reşid olmayan, malını alabildiğine harcayan kimsedir.
Ma’tûh : Bunak
Velâyet-i İcbâr: (Zorlayıcı Velâyet) Veliye velâyeti altında bulunan kimseyi rızâsını almaksızın evlendirme yetkisi veren velâyettir.
Velâyet-i İhtiyâr veya İstihbâb : (Zorlayıcı Olmayan Velâyet) Veliye velâyet altında bulunan kimseyi ancak onun rızâsıyla evlendirme yetkisi veren velâyettir.
Velâyet-i şirket: Bulûğa ermiş kızla velisi arasında mevcut olan müşterek velâyet
Zevi’l-erhâm 😀 iğer akrabalar
Kefâet: Denklik
Sıhrîyyet: Yakın derecede kısımlık
Mehri müsemma: Akit (Nikah) esnasında konuşulan mehirdir aynen konuşulanı ödemek vaciptir.
Mehri misil: Akit esnasında mehir hiç konuşulmazsa veya konuşulur ama on dirhem( 7 miskal) yani otuz gram altından az olursa bu kadının mehri babasının ailesinden olan kızların mehriyle aynı olur.

Mehr-i Muaccel: Evlilik anında peşin olarak ödenen mehir’e muaccel mehir denir
Mehr-i Müeccel: Ödenmesi sonraya bırakılan mehir’e müeccel mehir denir
Nâşize : Kadının nâşize olması evlilik hukukuna riayet etmemesi te kocasının rızâsını almadan evini terk etmesi.
Ric’î Talâk : Kocaya yeni bir nikâha ihtiyaç olmadan boşadığı karısına dönme imkânı veren boşama türüne dönülebilir boşama anlamında “ric’î talâk” denir. Bir ric’î talâktan bahsedebilmek için evliliğin zifafla fiilen başlamış bulunması gerekir.
Bâin Talâk : Kocaya boşadığı eşine ancak yeni bir nikâhla dönme imkânı veren boşanma şeklidir.
Bu boşama kocanın eşini üçüncü boşaması ise yeni bir nikâh da tarafların bir araya gelmesi için yeterli değildir; aralarında büyük ayrılık denilen beynûnet-i kübrâ meydana gelmiştir. Kadının daha önce belirtildiği üzere bir başkasıyla geçerli bir evlilik yapmadan ilk eşine dönmesi mümkün değildir.
Beynûnet-i kübrâ : Büyük ayrılık (karıkoca’nın boşanması).
Sünnî Talâk :İsminden de anlaşılacağı üzere Sünnî boşama Hz. Peygamberin bu konuda getirdiği ölçü ve sınırlamalara riayet edilerek yapılan boşama şeklidir. Her şeyden önce Sünnî boşanmanın ric’î talâk olması gerekmektedir. Burada evlilik birliğine geri dönüş kapısının kapatılmaması ve taraflara, daha doğrusu eşini tek taraflı irade beyanıyla boşayan kocaya yeni bir düşünme imkânı tanınmak istenmektedir. Ayrıca kadının temizlik süresi başladıktan sonra ancak onunla cinsî ilişkide bulunulmadan boşanması ve bu boşamanın bir boşama olması gerekmektedir. Bu da yine aynı hedefe, evlilik birliğini koruma hedefine yöneliktir.
Bid’î Talâk : Bid’at tabiri, Sünnetin mukabili te zıttı olarak da kullanılmakta olduğundan burada bid’î talâk, Sünnet’e aykırı biçimde gerçekleştirilen boşamayı ifade etmektedir. Bu bakımdan genel olarak Sünnî olmayan her talâk bid’î kabul edilir. Kişinin temizlik süresi dışında veya temizlik süresi içinde olmakla birlikte karısıyla cinsel ilişkide bulunduktan sonra veya aynı temizlik süresi içinde birden fazla boşama durumunda ortada Sünnet’e uygun olmayan yani bid’î bir boşanma vardır.
Muhâlea : Tarafların anlaşarak boşanmaları
Maraz-ı mevt: Ölümcül hastalık
Liân : Karısının zina ettiğini veya çocuğunun zina mahsulü olduğunu iddia eden ve bu iddiasını gerektiği şekilde ispat edemeyen koca hâkim huzurunda hususi bir şekilde yeminleşir re evlilik birliğine hâkim t a r a fınd an son verilir. Kur’ a n’d a d a an a h at la r ıyla

temas edilen bu prosedüre (en-Nûr 24/6-9) İslâm hukukunda liân denilir. Lân sonunda hâkim tarafların arasını tefrik eder.
îlâ : Kocanın dört aa veya daha fazla karısına yaklaşmayacağına dair yemin etmesi veya bu içerikte bir nezirde bulunmasına îlâ denilir.
İddet: Boşanma, evliliğin feshi te ölüm gibi bir sebeple evliliğin sona ermesi durumunda kadının yeni bir evlilik yapmadan önce beklemesi gereken süreye iddet denir.
Ölüm İddeti: Kocası ölen kadınların bekledikleri iddettir. Bunlar eğer hamile iseler iddetleri doğumla biter; isterse bu doğum kocanın ölümünden çok kısa bir süre sonra gerçekleşsin. Eğer hamile değillerse bu durumdaki kadınların beklemeleri gereken süre dört aa on gündür.
Hamile olmayan eş:
Ric’î talâk iddeti beklerken koca ölürse boşanma iddetini terkederek ölüm iddeti beklemeye başlar.
Bâin talâk iddeti bekleyen kadın ise ölüm iddeti beklemez; başlamış olduğu boşanma iddetini tamamlar.
Haramlar re Helâller Terimleri(sözlük)
Et’ime: Yiyecekler
Zebâih: Hayvanların boğazlanması
Sayd: Avlanma
Udhiyye: Kurban
İsraf: İhtiyaç fazlası tüketim
Tebzîr: İhtiyaç olmayan yönde tüketim
Tayyibât: İyi te temiz
Habâis : Pis ve iğrenç
Meyte : Kendiliğinden veya dinî usulde boğazlanmaksın ölmüş hayvan
Zî nâb: Ağzının dört yanında uzun ve sivri dişleri olan hayvanlar (yırtıcı hayvanlar)
Zî mihleb: Pençesi ile avını parçalayan kuşlar (yırtıcı kuşlar)
Cellâle : Dışkı yiyen hayvan

ihtiyarî (hakikî) Usul: Eti yenen ehlî hayvanların boğazlanması normal şartlarda, hayvanın çenesi altından yemek ve nefes borusu ile kan taşıyan iki büyük damarının kesilmesi (zebh) veya develerde boğazla göğüsün birleştiği yere bıçak saplamak (nahr) suretiyle olur re buna “ihtiyarî boğazlama” tabir edilir.
Iztırarî (hükmî) Usul: Vahşi hayvanların veya ehlî olduğu halde yakalanamayan veya yatırılıp boğazlanması mümkün olmayan hayvanın herhangi bir şekilde yaralanıp kanının akıtılması boğazlama yerine geçer.
Zebh : Hayvanın çenesi altından yemek ve nefes borusu ile kan taşıyan iki büyük damarının kesilmesi ile boğazlanmaz!.
Nahr: Develerde boğazla göğüsün birleştiği yere bıçak saplamak suretiyle boğazlanması.
Mevkuze : Darbe ile öldürülmüş hayvan.
Meyâsir: Eyerlerin üzerine konan ipek örtü Kassî: İpek ile nakışlanmış kumaş Harîr: İpek
İstebrak : Kalın ipekli kumaş
Dîbâc : İpek olan kumaş
Veşm : Dövme (vücuda yapılan dövme)
Hilkat: Yaratıldığı hal ve şekil
Tebdil le Tağyir: Allah’ın yarattığı şekil le sureti bozma ve değiştirme Ta’lîl: Gerekçelendirme Melâhî: Çalgı aletleri Lehve’l-hadîs : Sözlü eğlence
Halvet: Bir erkek ile bir kadının bir yerde baş başa kalmaları Azil: Erkeğin spermini dışarı akıtması
Gurre : Cenine karşı bir cinayet işlenmesi halinde ödenmesi gereken ceza (tazminat). Bid’at-ı hasene : İyi te yararlı uygulamalar.

Bid’at-ı seyyie : Kötü ve zararlı uygulamalar.
İlm-i nücûm : Hem astronomiyi hem de astrolojiyi kapsayan bir terim İtlâf: Başkasının malını hukuka aykırı biçimde tahrip etmek İslâm Ahlâkı Terimleri(sözlük)
Ahlâk-ı hamîde, Ahlâk-ı hasene : İyi huy, iyi Ahlâk.
Ahlâk-ı zemîme, Ahlâk-ı seyyie : Kötü huy, kötü Ahlâk.
Rezîlet: Erdemsizlik
Nazarî: Teorik, kuramsal ahlâk
Amelî: Pratik, uygulamalı ahlâk
Bilmek” ve “Yapmak : Felsefenin kabul ettiği insanın iki temel yeteneği.
Hikmet-i nazariyye : “Neyi bilebiliriz? Bilgilerimizin değeri nedir?” soruları.
Hikmet-i ameliyye : “Neyi yapmalıyız? Eylemlerimizin değeri nedir re ne olmalıdır?” soruları.
İslâm : ”Teslim olma, kurtuluşa erme ve müsâleme” mânalarına getr
Müsâleme : İslâm kelimesi ile aynı kökten gelmektedir “çatışma ve zıtlaşmayı ortadan kaldırarak uyuşmak, anlaşmak, birbirinden emin olmak, dostça münasebetler kurmak” manalarına gelir.
Cehalet: Amelî bilgisizlik, yani sefahat, serkeşlik.
Mürüvvet: Cahiliye döneminde geniş anlamıyla yiğitlik ve mertliğin en ileri düzeyi olarak algılanıyordu.
Summum bonum : Hayırların hayırı manasıda Romalıların kulladıkları birtabirdir. “övülmeye değer her şey” demek olan bu kavramın dengidir.
Asabiyet: Kabile üyeleri arasında kayıtsız şartsız dayanışma yasasını ifade etmekte ve Arap’ın hayatına yön veren, ahlâkî zihniyet te değerlerine hâkim olan Câhiliye ruhunu yansıtmaktdır.(ırkçılık)
Fahr re Tefâhur: Kibir, gurur, soyluluk ve üstünlük yarışı.
Hablullah : Allah’ın dini

Vasat: Adalet
Vasat Ümmet: Adaletli ümmet
Ahrâr: Kendilerini (özgür, soylu) diye niteleyerek başka zümrelerden üstün gören mütegallibe(zorba).
Mütegallibe : Zora, zorba takımı.
Temel: Çok önemli
Tâli: Az önemli
Takvâ : İnsanın, ibadet ve güzel işler yaparak kendisine acı verecek durumlardan korunması. Allah’ın buyruklarına uyup yasakladığı şeylerden titizlikle kaçınmayı ifade eder.
Fücûr: Bütün kötülükleri ifade eder. Takvâ’nın zıttıdır.
Hilim : Akıl ve kültürle kazanılan, insan ilişkilerinde sabırlı, hoşgörülü, bağışlayıcı, uzlaşmacı ıe medenî davranışlar sergilemeyi sağlayan ahlâkî erdem.(hilim kelimesinin zıttı Cahillik)
Ahlâm : Hilim kelimesinin çoğulu
Halîm : Hilim sahibi
Teenni: Kararlılık, ağır başlılık.
Te’dib : Birini bir konuda bilgilendirme.
Edip : Bir şey hakkında bilgilendirilmiş kişi.
Ahlâk-ı hamîde : Güzel ahlâk Ahlâk-ı zemîme : Kötü ahlâk
Ennefsü’l-levvâme : Vicdan duygusu insanı kötülük yapması halinde kınayan bir güç
Hevâ : İnsanın iyi te kötü konusunda doğru seçim yapmasını ve akla uygun davranmasını önleyen nefsânî arzular.
Sıddîk : Doğruluk ve dürüstlük erdemine sahip olan kişi.
İstikamet: Allah’ın buyruğuna uygun şekilde doğru, dürüst te temiz kalpli olma.
Ümmü’l-habâis : Bütün kötülüklerin anası.

Ensar: Kur’ân-ı Kerîm’de, (yardım severler) diye anılır.
Ülfet: Toplumsal barış, uzlaşma ve kaynaşma.
Müdârâ: İlişkilerin kötüye gitmesini önlemek maksadıyla, huzursuzluk çıkarıp zarar verecek insanlar karşısında durumu idare edip vaziyeti kurtarma.
Müdâhene : Gücü yettiği halde, haram işleyene mani olmamak, dalkavukluk yaparak, birinin gönlünü alırken, İslamiyet’in dışına çıkmak, günaha girmektir. Rezilet (erdemsizlik).
İfsad : Kur’ân-ı Kerîm’de genellikle bir ülke veya beldedeki huzursuzluk ve kargaşa ortamı kelimelerle ifade edilerek ifsadın kötülüğü vurgulanır.
Islah : Kur’ân-ı Kerîm’de genellikle barış ve güvenlik ortamı, faydası ve gerekliliği vurgulanır.
Sulh, Sâlih, Sâlihât: Kur’ân-ı Kerîm’de Barış anlamında kullanılmıştır.
Sâlihîn, Sâlihûn : Kur’ân-ı Kerîm’de iyilikle barış, iyi müslüman olmakla barışçı olmak anlamında kullanılmıştır.
Hukukullah : Allah hakları
Hukuku ibâd : Kul hakları
Hukuku âdemiyyîn : İnsan hakları
İhtikâr: Karaborsacılık. Malı stok ederek talebi artırmak suretiyle malın pahalanmasına sebep olmak ve fiyatlar yükselince malı satarak aşırı ve haksız kazanç elde etmek.
Tevessül: Arapça vesile kelimesinden gelmektedir. Vesile; derece yakınlık, şefaat, başkasına yaklaşmak için vasıta kılınan şey manalarına gelir.
Zarûrî (Zarûriyyât): Din, akıl, can, mal ve nesil (ırz) dinî hükümlerin ana gayesini, fert te toplumların varlıklarını koruyabilmesi için kaçınılmaz olan değerleri temsil eder.
Hâcî (Hâciyyât): İnsanların yaşantılarını kolaylık içinde ve sıkıntıya düşmeden sürdürebilmek için muhtaç oldukları şeyler demektir.
Tahsînî (Tahsîniyyât veya Kemâliyyât): Üstün ahlâka, güzel âdetlere ve olgun insan olmanın gereklerine uygun düşen her türlü durum ve davranışı içine alır.
Muhteris: İhtiras sahibi, hırslı kişiler için kullanılır.
îtidâl: Bir şeyin ayakta durmasını sağlayan dengeyi en güzel şekliyle muhâfaza etmektir.

İnfak : Allah’ın hoşnutluğunu kazanma amacıyla kişinin kendi servetinden harcamada bulunması, ihtiyaç sahiplerine aynî ve nakdî yardım etmesi
Ülü’l-emr: Kur’ân-ı Kerîm’de devlet adamları için “ülü’l-emr” (iş başında olanlar) ifadesi kullanılmıştır (en-Nisâ 4/59).
Fâcir: Kendisi günahlarla kirlenmiş kişi.
Emir bi’l-ma’rûf nehiy ani’l-münker: İyiliği emredip kötülüğe karşı çıkma.
Üsve-i hasene: Güzel örnek.

SORULAR VE CEVAPLAR

S1 :Kuranı ilk kez açıktan okuyan kimdir?
C:Abdullah b. Mesud
S2:kuranda din kelimesi hangi anlamda kullanılmıştır?
C:ceza,mükafat,hüküm hesap
S3:Cizye vergisi ilk defa kimin zamanında alınmaya başlandı C:hz. Muhammed
S4:Cahiliye devrinde haram aylarda savaşların yasak olmasına rağmen yapılan savaşlara ne ad verilir?
C:Ficar

DERS KURAN BİLGİSİ KURANI ANLAMA VE MEAL BİLGİSİ

KURANDA SURELER,SIRALARI VE ÖZELLİKLERİ

1 .sure “Fatiha”ilk,açan evvel başlangıç anlamına gelir. Resulullahın kuranın en büyük suresi dediği şifa özelliği olan bu sure kuranın bütün amaçlarını ihtiva eden bir özet te önsöz gibidir. Bütün olarak gelen inen nazil olan ilk suredir. Bu sureye kuranda söz konusu edilen bütün temel prensiplerin özü özeti oldugi için “ÜMMÜL KITAP(KITABIN ANASI)veya ESASÜL KURAN(KURANIN ESASLARI)Kursna girid’ mahiyetinde oldugundan dolyı FATIHATÜL KITAP(KITABA GIRIŞ)ana hatlarıyla islamı anlattıgı için EL VAFİE birçok esrari taşıdığı için EL KENZ yedi ayetten oluşup hem nüzülünün iki kez olması hem de namazda en az iki kez tekrarlandigindan dolayı SEB İL MESANİ(TEKRARLANAN YEDILI(hicr suresi 87 ayet t) Denmiştir…

Sünnet:Hz peygamberden gelmesi bakımından üçe ayrılır

1) Kavli Sünnet:hz peygamberin sözleridir
2) Fiili Sünnet:hz peygamberin fiilleri ve davranişlarıdır
3) Takriri Sünnet:hz peygamberin huzurunda veya bilgisi dahilinde olmak şartıyla sahabe tarafından söylenen sözleri yapılan davranislaro onaylamasi veya karsı cikmamasidir

BAZI ÖNEMLİ NOTLAR

1) Gazve ve Seriyye: peygamberin bulunduğu savaşlara denir. Seriyye ise bizzat katılmadığı sahabeleri görevlendirdiği birliklerdir
2) İlk mescid Kuba mescididir.
3) Kuranı çoğaltan grubun başkanı zeyd b. sabittir.
4) î5ebut tıval (yedi uzun sure): Bakara,^\li İmran, Nisa, Maide,^nam ve Enfal sureleridir.
5) \/ücuh: Lafızları aynı, manaları farklı olan kelimelere denir.
6) İlhadi tefsir: Kuran ve sünnetin açık hükümlerine aykırı tefsirlere denir.
7) Burhanı Limmi: Müessirden esere ya da kanunlardan hadiselere götüren delillerdir.
8) ^\hdi atik:Tevrat / Ahdi Cedid: İncil
9) Tevrat: Kanun,Öğreti demek
10) İncil: Müjde demek ONEMLI BİLGİLER DİKKAT

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Ömer Faruk Altun Hoca İle DHBT Mülakatlarına Hazırlık Eğitimi