dhbt2022 dhbtdhbt ders notlarıdhbt kitaplarıdhbt kursları
DOLAR
9,6155
EURO
11,2367
ALTIN
554,31
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Pazar Sağanak Yağışlı
15°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
18°C

2022 DHBT İslam Mezhepleri Tarihi Özet

2022 DHBT İslam Mezhepleri Tarihi Özet
DHBT Mülakat Online Seminer Programı
19.09.2021
A+
A-

İSLAM MEZHEPLER TARİHİ

Eş’ari: ” Makalatu’l-İslamiyyin fi ihtilafi’l Musallin”
Milel: Vahye dayalı dinler Nihal: Batıl dinler

İLK MEZHEPLER HÂRİCÎLİK

■ Haricilerin diğer isimleri; Şurat, Marika, Muhakkime, Vaidiyye, Haruriye
■ Meşru halife Hz. Ali’ye karşı gelerek ondan ayrılan ve görüşleriyle sünnetten uzaklaşan bid’at mezheptir.
■ Haricilik, Hz.Ali ve Muaviye arasında cereyan eden Sıffin savaşından sonra halife tayin etme işi hakeme bırakılınca buna karşı durarak ortaya çıkmıştır.
■ Hz.Ali’nin ordusundaki bazı kimseler onun ordusundan ayrılmış ve ona isyan etmişlerdir. Bu kimselere havaric denir. Bu zümrenin toplumda tehlike olduğunu anlayan Hz.Ali onları Nehrevan’da bozguna uğratmıştır. Ancak Hz.Ali ile uğraşan bu kişiler daha sonra onu şehid etmişlerdir. ( ÇIKMIŞ SORU )
■ Hariciler hakem olayı sebebiyle günah işlendiğini, her büyük günah işleyenin dinden çıkacağını ileri sürmüşlerdir.
■ Hariciler; Hz.Osman,Hz.Ali, Muaviye ve Sıffin savaşına katılıp daha sonra tövbe etmeyenleri kafir saymışlardır.
■ Müslüman olsalar dahi kendi kanaatlerine katılmayanları kafir sayıp mal ve canlarını helal görmüşlerdir.
■ Halife seçmek bir vecibe değildir, devlet başkansız da olabilir.
■ Günah işleyen devlet başkanına itaat edilmez, hemen görevine son verilir.
Harici fırkalar; ( SİNE HABS ) Sineye hapset Muhakkime,
Nâfî’ bin Ezrak’a nispet edilen Ezarika.
Necde bin Amir liderliğinde ortaya çıkan Necedat.
Kurucusu genellikle Ziyâd bin el-Asfar kabul edilen,bazen de Abdallah bin Saffar kabul edilen Sufferiye,
Haruriye, Beyhesiyye, Acaride, Sealibe ve İbadiyye olup diğerleri bunlardan ayrılan alt gruplardır.
■ Kendilerine Ehl-i Şurat (can ve mallarını Allaha satanlar) demişlerdir.
■ La hükme illa lillah cümlesini siyasi olarak ilk kullanan kimselerdir.
■ Dinden çıkmışlar anlamında Mârika kavramı Hariciler için kullanılmıştır.
■ Varlığını devam ettiren tek harici fırka İBADİYYE

DHBT Mülakat Online Seminer Programı

Mücessime ve Müşebbihe; Ayetleri zahiri anlamları doğrultusunda yorumlamış, Allah’a çeşitli uzuvlar nispet etmiş olan mezheptir.

MUTEZİLE

■ Sözlükte; ayrılanlar, uzaklaşanlar, bir tarafa çekilenler anlamına gelir.
■ Büyük günah işleyen kişinin, küfür ile iman arasında bir mertebede olduğunu söyleyerek Hasan Basrî’nin dersini terk eden Vâsıl bin Ata ile ona uyanların oluşturduğu mezheptir.
■ Kendilerine Ebü’l-Adlve’t-Tevhid adını vermişlerdir.
■ Bu mezhep, Ebu’l-Huzeyl el-Allaf, Cahız, Zemahşerî, Bişr bin Mu’temir, Cubbaî, Nazzam, KadıAbdülcebbar gibi büyük alimleri yetiştirmiştir.
■ İnsanın hür iradesini savunarak kaderin mutlak belirleyiciliğini reddetmişlerdir. ( ÇIKMIŞ SORU )
■ Abbasiler döneminde en parlak dönemini yaşamışlardır.
■ Me’mun, Mu’tasım ve V’asık’ın (MVM) halifeliği sırasında devletin resmî mezhebi haline gelmiştir.
■ Fiiller Allahın değil, insanı iradi bir fiilidir. Bu fikrin doğmasında Emevilerin izlediği politika etkili olmuştur.

Mu’tezile 5 temel esası: ( ATEVE)

Tevhid: Kur’an’ın mahluk olduğunu ve Allah’ın görülemeyeceği görüşünü benimsemişlerdir.
Adl: Allah’ın iyi (hasen) fiilleri işlemesi,kötü ( kabih) fiillerin meydana gelmesinde etkisinin olmamasıdır.
İnsanların işlediği kötü fiillerin Allah tarafından yaratılması caiz değildir.
Allah insana eylem gücünü (istitât) önceden vermiş olup kişi,hürriyetini kullanarak istediğini yapar.
İrade hürriyeti bulunmayan bir insanın Allah tarafından sorumlu tutulması adalet ve hikmetle bağdaşmaz.
Va’d ve Vaid: Allah’ın dünyada iyilik yapanları mükafatlandırması,günah işleyenlerinde cezalandırılması zorunludur.
Emirlerine uyup işlediği büyük günahlardan tövbe etmiş olarak ölenler ahirette mükafatı hak eder, tövbe etmeden ölenler ise ebedi olarak cehennemde kalır.Ancak bunların azabı kafirlerin azabından daha hafiftir.
El-Menzile beyne’l-Menzileteyn: Büyük günah işeyen kişinin küfrü gerektiren bir inkarda bulunmadığı için kafir olmayacağı,fakat işlediği günah sebebiyle de imanda kalamayacağı,bu ikisi arasında bir yerde bulunacağını kabul etmektir.
Mutezile’ye göre bu kişi fâsıktır ve tövbe etmeden öldüğü taktirde ebediyen cehennemde kalır.
Emr-i bil-maruf Nehyi Anil-Münker: Her Müslümanın iyiliği emretmesi, kötülükten sakındırılması zorunlu bir görevdir.
Mu’tezile’nin önde gelen şahsiyetlerini, bazı görüş ve eserleri Bişr b. Mutemir: Tevellüd nazariyesini ilk defa ortaya atan Bişr’dir.
İnsanın iradesiyle yapmış olduğu bir fiilden başka birtakım fiiller doğmasına tevellüd denir.
Aslah görüşünü red: Mutezile’nin genelinin kabulünün aksine Bişr aslah olanı yaratmanın Allah’a vâcip olduğu görüşünü benimsemez.

Ebü’l-Hüzeyl el-Allâf : ( Atomcu Allaf )

Atom Görüşü: Mu’tezile’de tabiat felsefesini ele alan ilk kelâmcı olarak Ebü’l-Hüzeyl el-Allâf kabul edilir. Allaf, fizik âlemin, el-cüz ellezî lâ yetecezzâ’ yani maddenin bölünemeyen en küçük parçası olan atomdan meydana geldiğini belirtir. Atomların bir araya gelmesiyle varlık, ayrılmasıyla yokluk çıkar.
İbrahim b. Seyyâr en-Nazzâm: ( Nazzam Sarf kumlara büründü )
Kümûn-Bürûz-Yaratılış Görüşü: Onun “Hz. Âdem’in yaratılışı evladının yaratılışından önce değildir” cümlesi bu nazariyesiyle ilgilidir. Nazzâm’a göre mahlukât bütün özellikleriyle bir defada yaratılmış birbiri içine gizlenmiştir ki o buna kümûn demektedir. Bu mahlûkatın öncelikle tek örnekler (veya çiftler) olarak yaratılması, bu prototiplerin içine zaman içinde onlardan yaratılacak diğerlerinin özellikleri saklanması olarak anlaşılmıştır. İşte bu özelliklerin saklanmasına kümûn bunların zaman içinde var olmalarına da bürûz (ortaya çıkma) denir.

Sarfe Teorisi

Ebû Ali el-Cübbâi : Allah’ın isimleri tevkîfî değil kıyâsîdir. (O’na mahlûkata benzemeyecek isimler verilebilir: Muti, râî gibi. Ancak nâtık ve fakih denilmez)
Ebû Hâşim el-Cübbâi (Ahval Teorisi: Nedir bu cübbenin hali, ahvali?)
Ebû Hâşim Allah’ın zâtı ile sıfatları arasındaki ilişkiyi açıklamak gayesiyle “ahval nazariyesini” ortaya koymuştur.
Kâdı Abdülcebbâr el- Hemedânî
Basra Mu’tezilesinin son dönemdeki temsilcisi Kâdı Abdülcebbâr’ın, kendisinden önceki Mu’tezile âlimlerinin görüşlerini bir araya getirip yer yer tercihler yaparak oluşturduğu el-Muğnî fî ebvâbi’t-tevhîd ve’l-adl adlı eseri, günümüze intikal eden Mu’tezile kelamına dair en önemli kaynaktır.

MÜRCİE

■ Tehir etmek,ümit vermek manasında irca kökünden türemiştir.
■ Mürtekib-i kebîre (büyük günah) işleyen kişinin hakkında son kararı Allah’a bırakan bu gruba erteleyenler anlamında Mürcie denmiştir.
■ İmanla ameli birbirinden ayırması ve kalbî tasdike yada dilin ikrarına özel önem atfetmesi farklı görüş ve mezheplere karşı oldukça hoşgörülü
davranmasına yol açmıştır.
■ Bütün müminler imanlarından dolayı Allah’ın velîleridir ve imanlarında eşittirler.
■ Kıble ehlinden hiç kimse büyük günah işlemesi ve te’vil yöntemini benimsemesi sebebiyle tekfir edilemez.

EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT

■ İnanç konusunda Hz.Peygamber ile ashabının yolunu izleyen,Allahın kitabını ve Hz.Muhammed’in sahih sünnetini rehber edinen ve ümmetin çoğunluğu anlamında kullanılan ifadedir.

■ Ehli Sünnete bağlı olanlara Sünnî adı verilir.
■ Hz.Peygamber,ümmetinin 73 fırkaya ayrılacağını,bunlardan sadece birinin kurtuluşa ereceğini,diğerlerinin ise cehennemde olacaklarını haber vermiştir. Kurtuluşa ereceklerinde ” benim ve ashabımın yolunu izleyenler” olacağını ilave etmiştir.
■ Bütün evren ve olaylar sonradan olmadır ve tek yaratıcısı Allah’tır.Obirdir,başlangıcı ve sonu yoktur.Varlığıvacibu’l-vücud’dur.
■ Allah’ın ezelî ve ebedî olan zatından ayrı bulunmayan, zatında mevcut sıfatları vardır.
■ Allah ahirette Müslümanlar tarafından görülecektir.
■ Kader vardır ama kul zorlama içinde değildir.
■ Allah’ın izni ile peygamberler mucize,veliler keramet gösterebilir.Ancak hiçbirinde tanrısal özellik yoktur.
■ Allah’ın kelamı ezelidir.
■ Peygamberden sonra en üstün kişiler sırasıyla Hz.Ebubekir,Ömer,Osman ve Ali’dir.
■ Amel imanın bir parçası değildir.
■ Günah işleyen kimse dinden çıkmaz.İnsanların fiillerinin yaratıcısı Allah’tır.Kul fiili seçer Allah yaratır.
■ Ehli Sünnet ve’l-Cemaat kavramını ilk olarak es-Semerkandî kullanmıştır.
Ehli sünnet fırkaları; Selefiyye,Maturidiye ve Eşariye olmak üzere üçe ayrılır.

ASHAB-I HADİS VE SELEFİYYE

■ İmam Şafii ve ashabı bu sıfatta anılan en önemli topluluktur.
■ Ashab-ı Hadis,haberle istidlal yapabilen ve ondan ahkam çıkarma usülünü bilen kimse demektir.
■ Hadis ehli,hakkındanass bulunmayan bir meselede asla görüş belirtmez.
■ Ashab-ı Hadis, Maliki, Şafii, Hanbeli, Revahiye ve Huzeymiye diye beş gruba ayrılır.
■ İbadet esaslarını nasslarda ifade edildiği şekilde olduğu gibi kabul eden,bilhassamüteşabihatı hiç tevil etmeden ve aklî delil aramadan kabul eden
gruptur.
■ Kur’an mahluk değildir.
■ Hayır ve şer bütünüyle Allah’tandır.
■ Ruyetullah haktır.
■ İman,tasdik-i ikrar ve ameldir.
■ Amel imandan bir parçadır.
■ İman ile islam ayrıdır.
■ Büyük günah sahibi kafir değildir.İmandan çıkmış ancak İslamdan çıkmamıştır.
■ Kıyamet alametleri ve ahiret ahvali yorumsuz kabul edilmelidir.
■ Kelamı kötüleyen mezhep,bidatçılardan uzak durmak gerektiğini savunur.
■ Selefiyye bugün Vahhabilik adıyla Suud hanedanı nezninde devlet mezhebine dönüşmüştür.

Ashab-ı Hadis’in (SELEF) Takip ettikleri metodik temel prensipler:
Tasdik: Kur’an ve sünnette yer alan Allah’ın isim ve sıfatlarını olduğu gibi kabul etmek Takdis: Allah’ı layık olmadığı isim ve sıfatlardan tenzih etmek Aczi İtiraf: Müteşabihatın bilinmesinde aczin ifade edilmesi
Sükut: Cahilin müteşabihatla ilgili soru sormaması, alimin de bu sorulara cevap vermemesidir.
İmsak: Müteşabihatıte’vilden sakınmak ( kapat dilini sus imsağa kadar )
Keff: İtikaden şüpheli meseleleri kalben dahi düşünmemek ( Şüphelileri kalbinden bile deff et )
Marifet ehline teslim: Müteşabihat hususunda Nebî ve ashabının açıklamalarına tabi olmak.

Selefiyye Alimleri

• İbn Teymiyye
• İbn Kayyim el Cevziyye
• İbnü’l-Vezir
• Şevkani
• Mahmud Şükrü el-Alusi
Halefiyye Alimleri
• İbn Küllab
• Haris el-Muhasibi
• El-Kalanisi

ASHABI REY VE KELAM MEZHEPLERİ EŞ’ARİ

■ Sünni akidenin gelişip yayılmasında etkin rol oynadığı için nasırüddin (dinin yardımcısı) lakabını almıştır.
■ Eşariyye’nin ikinci kurucusu Ebû Bekir Bakillani’dir.
■ Bilgi zaruri ve iktisabi olarak ikiye ayrılır. Doğruluğunda şüphe olmayan bilgi zaruri bilgidir.
■ Akıl, kavramlarla birleşip özdeşleşince bilgi meydana gelir.
■ İnsanın varlıklar ve olaylar hakkında bilgi edinmesi mümkündür.
■ Uluhiyet: Allahın varlığına ancak akıl yürütülerek ulaşılabilir.
■ Allahın ezeli sıfatları vardır. Allah ilim ile alim, kudretle kadirdir.
■ Kuran ve sünnette zikredilen bütün sıfatlar haktır.

■ Eşari, Bakillani ve Cüveyni haberi sıfatları tevil etmeyi isabetli bulmamış, bu hususta Selef anlayışını benimsemişlerdir.
■ Ru’yetullah: Allahıngörülmesi, aklî imkansızlığa götürmediği için mümkündür.
■ Allah, dünyada sadece peygamberler tarafından görülmüştür. Ahirette ise Yüce Allah bütün müminlerce görülecektir.
■ Kul fiillerinde sorumludur.
■ Kadınlar peygamber olabilir. Kadınların Nebiliği kabul ama Resul gönderilmemiştir
■ Ahirette şefaat vardır.
■ Kabir hayatı aklen imkansız değildir.
■ Ruhun bedenden ayrı bir cevher olduğunu ve ölümden sonra varlığını sürdürmüştür.
■ Müslümanların din ve devlet işlerinin yürümesi için devlet başkanı (imam) seçmek farzdır.
■ Devlet başkanı erkek olmalıdır.
■ Akıl fiillerin iyi veya kötülüğü hususunda rolü yoktur. Fiiller ancak vahiyle iyi ve kötü şeklinde değer ve anlam kazanır.
İmam Eşarî’nin günümüze kadar ulaşan bazı eserleri şunlardır:
1. el-İbâne an usûli’d-diyâne. İmam Eşarî’nin Mutezile mezhebinden ayrılıp Ehl-i sünnet’e intisap ettiğini beyan ettiği ilk zamanlarda yazdığı risalesidir.
2. Makâlâtü’l-İslâmiyyîn. İtikadla ilgili olarak ortaya çıkan farklı görüş ve İslâmî mezheplere dair ilk kaynaklardandır.
3. el-Lüma fi’r-red alâ ehli’z-zeyğ ve’l-bida.
4. Et-Tebyin an Usulu’d-din
5. el-Has ale’l-bahs: Risale fî İstihsâni’l-havz fî ilmi’l-kelâm
6. Risale ilâ ehli’s-seğr.

EŞ’ARİ TEMSİLCİLERİ

l. Bâkıllânî: (İn’ikası Edille, Cüz’ü layetecezza(atomculuk görüşü)
Eserleri:
• Et-Temhîd, ( Bakillani tembihli kitap )
• İ’câzu’l-Kur’ân,
• Kitâbu’l-Beyân,
• el-İnsâf, ( İnsaf ya Bakillani )
• el-İntisar li Nakli’l-Kur’ân
Bâkıllânî bir bakıma bu eserleri aracılığıyla Cüveynî’ye hocalık da yapmıştır.

2. İbn Fûrek :

Mücerredü Makâlâti’ş-Şeyh Ebi’l-Hasan el-Eşari adlı eserinde İmam Eşarî’nin görüşlerini onun günümüze ulaşmayan eserlerinden de incelemiş ve aktarmıştır.
3. El-İsferani:
4. Abdulkahir el-Bağdadi ( “el-fark beyne’l-firak” 73 fırka hadisi fırkaları anlatır )
5. İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî:
Kelâm’a dair en kapsamlı eseri eş-Şâmil fî usûli’d-dîn;
Son eserlerinden olan ve Selçuklu Veziri Nizâmülmülk’e ithaf ettiği el-Akidetü’n-Nizâmiyye;
Tevrat ve İncil’in yahudi ve hıristiyanlarca tahrif edildiğini ispatı konu edinen Şifâ’ü’l-ğalîl;
Muhtasar akâid kitabı Lüma’u’l-edille ve el-İrşâd igibi önemli Kelâmî eserleri bulunmaktadır.

Gazzali

Mantığın İslâmî ilimler içerisinde kullanımı onun yazdığı Mi’yârü’l-ilim ve Mihakkü’n-nazar gibi eserlerle yaygınlık kazanmıştır. Kendi gayretiyle Felsefe eserlerini özellikle Fârâbî, İbn Sînâ, İhvân-ı Safâ ve Ebû Hayyân et-Tevhîdî’ninkileri incelemiş filozofların amaçlarını açıklamak gayesiyle Maksadu’l-felâsife adlı eserini, onları eleştirmek gayesiyle de Tehâfütü’l-Felâsife’sini kaleme almıştır. Yine Gazzâlî sonrasında felsefî bahisler Kelâm içerisinde daha çok yer alır olmuştur.
İmam Gazzâlî’nin Kelâmî konuları işlediği pek çok eseri bulunmaktadır.
• El-İktisat fi’l-İ’tikad,
• Kavâidu’l-Akâid,
• İlcâmu’l-Avâm an İlmi’l-Kelâm,
• Faysalu’t-Tefrika gibi eserleri örnek olarak verilebilir.
Gazzâlî Bâtınîler’in tehlikelerini ve onlardan korunma yollarını anlatmak gayesiyle Fedâihu’l-Bâtınıyye adlı kitabını yazmıştır

MATURUDİ

■ Ebû Mansur el-Mâturidi tarafından kurulmuştur.
■ Maturidi Hanefi fıkhını ve kelam ilmini Yayha el-Belhî’den okumuştur.
■ Kitabu’t-Tevhid ve Te’vilatül-Kur’an eserlerinde nassları akılcılık ve hikmet felsefesi diye nitelendirilebilecek bir düşünce yapısıyla tahlil etmiştir.
■ Akla Eşari’den daha fazla önem vermiştir.
■ EkolleşmesiEbu’l-Muin tarafından olmuştur.
■ Bilgi,duyu ve aklın alanına giren konuların bilinmesini sağlayan niteliktir.

■ Duyular yoluyla elde edilen bilgi her tür bilginin esasıdır.
■ Allahın varlığı evren hakkında yapılacak basit bir tefekkür sonunda bilinebilecek bir husustur.
■ Duyularla algılanmayan varlık alanını bilmenin yöntemi akıl yürütmedir.
■ Allah’ın zatı hakkında sadece isim ve sıfatları vasıtasıyla bilgi sahibi olunabilir.
■ Tekvin,yaratma,diriltme,öldürme,rızık verme gibi fiillerin dayandığı bir sıfat olup tekvinin ezeli olması,yaratıkların da ezeli olması anlamına gelmez.
■ Kur’an mahluk demek yanlıştır,sadece lafızların mahluk olduğu söylenebilir.
■ Arşa İstiva Allahın bir mekanda bulunması değil;ululuk,yücelik ve hükümranlıktır.
■ Allah’ın müminlerce görülmesi zorunludur.NasslarRu’yeti teyit etmektedir.
■ Fiiller, kesb (kazanılma) ve icra yönüyle Allahın iradesiyle meydana gelir.
■ Kıyametin kopması,cennet-cehennem haktır ve aklen mümkündür.
■ Kıyamet sonrası ölüler bedenleriyle birlikte dirilecektir.
■ İmanın asıl unsuru kalp ile tasdiktir. İmanın artıp eksilmesi ruhun artıp eksilmesidir.
■ Yes (ümitsizlik) halinde iman geçersizdir. Mürcie ve Kerramiye: Kalbin tasdiki yok dil ile ikrar yeterlidir
Muhammed el-Pezdevî : “Usulüddin” adlı eseri Matürîdiliğin en eski kaynaklarından biridir ve bu eseriyle o mezhebin sistemleşmesi ve yayılmasında ciddi katkı sağlamıştır. Klasik Kelam kitaplarının bütün konularını ihtiva etmesin yanında cinler, akıl, ruh gibi konulara da yer yer temas eder.
Ebu’l Mu’în en-Nesefî
1. Ebü’l-Muîn en-Nesefî,
2. Tabsiratu’l-edille fi İlmi’l-Kelam,
3. Bahru’l-Kelam fi İlmi’l-Kelam,
4. et-Temhid li Kavâ’idi’t-Tevhid,
5. el-Umde fi Usuli’d-din gibi meşhur eserlerin müellifidir.
Nesefî Mâtürîdiyye’nin ekolleşmesi ve tamamen belirgin hale gelmesinde önemli katkılara sahiptir. Hatta bir köşe taşı mesâbesindedir. Mâtürîdîliğin gelişmesindeki katkıları bakımından Nesefî, Gazzâlî’nin Eş’ariyye içindeki konumuna sahiptir.
Nureddin es-Sâbûnî Hakîm es-Semerkandî ŞİİLİK
■ Hz.Peygamberin vefatı sonrasında Hz.Ali ve Ehl-i beytini halifeliğe en layık insanlar olarak gören,Hz.Ali’yi meşru halife kabul eden,sonraki halifelerin de onun soyundan gelmesi gerektiğine inanan topluluktur.
■ Hz.Ali’nin bizzat Hz.Peygamber tarafından imam tayin edildiğine inanılır.

■ İmamlar masumdur.
■ Hz.Hüseyininşehid olması Şia mezhebinin teşekkülünde etkili olmuştur.Hz.Hüseyinin intikamını almak isteyenler Tevvabün hareketi adı altında bir hareket başlattılar.Emevi ordusuyla Aynu’l-verde karşılaşıp kılıçtan geçrildiler.
Şia’ya ait bazı kavramlar;
Hülul: İlahi ruhun Hz.Peygambere,sonra da Ali ve evlatlarına intikali Teşbih: Allahın kula,kulunda Allah’a benzemesi Hudusu’l-İlim: Allahın birşeyi bilmezken daha sonra bilmesi.
Bedâ: Bir şeyin iyi veya kötü olacağını bilmişken aksinin zuhuru.
Vesayet: İmamların peygamberin vâsisi olduğu
Rec’at: Bir kısım imamın gözden kaybolduğu,tekrar dönecekleri.
Tenasüh: Ruh göçü,ruhun bir bedenden diğer bedene göçü.
İbaha: Dini nasslarda bir gerekçeye dayanmaksızın helali haram sayma,ibadetin farziyetini kaldırma.

Şii Fırkalar:

Sebeiyye:Hz.Ali’nin ilahlığını ve ölümsüzlüğünü savunur.
Keysaniyye: Ali’nin ilahlığı, vasiliği, tenasüh, rec’at, beda ve ibaha gibi hususları kabul eden fırkadır.
İsmaililer
Karmâtiler
Batıniler
Seb’iyye
Muhammire
Nizariyye
Nusayriyye ve Nemiriyye
Şiilerin Mehdisi; İbnü’l Hanefiyye’nin Keysani, O’nun ölmediğini Radva dağında gizlendiğini kıyamete yakın geri döneceğini savunur Zeydiyye Şiası
■ Efdal-Mefdul nazariyesini ortaya atmışlardır (Efdal en fazileti, mefdul ise daha az faziletli) En faziletli Ali varken daha az faziletli Ebu Bekir, Ömer ve Osman’ın imameti de caizdir diyerek İlk üç halifenin hilafetini kabul ederler.
■ Ali bin Zeynelabidinin oğlu Zeyd’e ondan sonra da oğlu Yahya’ya uyarak onların imametini ileri süren mezheptir.
■ Ehli Sünnete en yakın olan fırkadır.

■ Zeyd’e göre Ali’nin Fatıma’dan gelen neslinden alim, zahid, cömert, zulme karşı çıkan kim olursa olsun imamdır.
■ Hz. Ali’den önce daha az faziletli 3 halife adaletle hükmetleri koşuluyla imam olabilir.
■ Zeyd’in en önemli çalışması el-Mecmû’dur.
■ Yemen Zeydiliği günümüze kadar varlığını devam ettirmiştir.
■ Mutezilenin beş prensibinden el menzile beynelmenzileteyn hariç yararlanır.
■ Tevhid Allah ıbirlemektir. Allahı her türlü şüpheden uzak tutmaktır.
■ Mahlukatın sıfatları Allaha izafe edilemez.
■ İnsan aklı eşyanın mahiyetini bilebilir.Akıl sorumludur.
■ Ameli esasların çoğunda Hanefi fıkhına yakın görüşler benimser
■ İmam takva ve ilim sahibi olmalıdır.
■ Gaib (gizli) imam fikrini reddetmiştir.
■ Cemel ve Sıffin savaşlarında Hz.Ali’nin karşısında yer alan Müslümanlar tekfir edilemez.

İsmailiyye Şiası

■ Cafer Sadık’tan sonra onun küçük oğlu Musa Kazımın değilde onun büyük oğlu İsmail ve soyundan gelenlerin imamiyet hakkı olduğu iddiasıyla 2. Asrın ikinci yarısında İmamiyye’den ayrılan şii fırkadır.
■ Hz. Muhammed’in yedinci imamı Kaim-Mehdi olan Muhammed b.İsmail’dir. İsmail’in döneceğini (rec’at) kabul ederler.
■ Fatımiler döneminde kurulmuştur.
■ Nizariler en büyük koludur.
■ Hasan Sabbahalamut kalesini fethetmiş haşhaşin diye adlandırılan terör örgütünü oluşturmuştur.
■ İsmaili düşüncenin en önemli unsuru zahir-batın ayrımıdır. Her lafzi ve zahiri mananın bir batın ve hakiki manası olduğunu savunurlar. Batını mana
ancak imamın öğretmesiyle bilinir. Kutsal kitapların ve şer’i hükümlerin zahir ve batını arasında ayrıma gitmişlerdir.
■ Tevil aşırı şekilde kullanılmıştır.
■ Hakikate ulaşmanın yalnızca İsmaililer (havâs) için mümkünken İsmaili olmayanlar (avâm) sadece zahiri anlamını anlayabilirler.
■ Dinin anlatıcısı peygamber,tevil ilmiyle açıklayıcısının ise imam (vâsi) olduğu görüşündedirler.
■ Dini tarihi yedi devire,her bir deviri de şeriat getiren bir peygamberle başlatmaktadırlar.
■ Kelime-i Şehadeti ”La ilahe İllallah MuhammedunResulullah ve AliyyunVeliyyullah ve Vasiyun Nebî olarak söylerler.
■ Nazari İsmaililerbatınî akideyi bütünüyle sürdürürler.
■ Mustaliler Muta nikahını kabul etmezler.
■ Kıblede Mekkeyeyönelinmez.Kıble hüccete dönüş,oruç,imamın söz ve fiilleri karşısında sükut edip sırrı ifşa etmemek olarak algılanmıştır.
■ Natık(şeriat koyucu peygamberler: Adem, Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed)

İmamiyye/ İsnaAşeriye Şiası :

■ Hz.Peygamberin vefatı sonrasında Hz.Ali ve sırasıyla soyunu Allah’ın emri,Peygamberintayini ve vasiyetiyle meşru imam kabul edip on iki imama inanmayı dinin aslî rüknü kabul edenlerin mezhebidir.
■ Bu mezhebe isna-aşariyye( onikiimamcılar),Caferiyye(itikad,ibadet ve muamelatta Cafer Sadık’ın görüşlerine uyanlar),
■ Ashabu’l-İntizar(beyleyiciler), Kaimiyye isimleri verilmiştir. Rakipleri tarafından onlara Rafiziye denilmiştir.
■ İmamet nazariyesi oluşturma teşebbüsleri ilk Cafer Sadık döneminde ortaya çıkmıştır.

İmamiyye Şiasının Görüşleri

■ Usul-i Dini (beş esası): Adalet, Tevhid, Mead, Nübüvvet ve İmamet ( İmamiye : ATM Nİ / İmamların ATMsi)
■ İmam usul-i dindendir.İmam Allah tarafındanseçilmiştir ve ancak O’nun tarafından tayin edilir.
■ İmamlar Allahın nurunun Peygamber kanalıyla kendilerine intikal ettiği masumlardır.
■ İmamın liderliği peygamberinkine benzer.
■ İyilerin mükafatlandırılması kötülerin cezalandırılması adalet icabıdır.
■ Fiillerde cebr ve tevfiz yoktur.
■ Ölümden sonra ahiret hayı haktır.
■ Berzah hayatı kıyamet ve diriliş vuku bulacaktır.
■ Ancak imamları tanıyanlar sırattan geçecektir.
■ Ahirette ümmetlerin hesaplarını imamlar görecektir.
■ Allahın ölenlerin bir bölümünü öldükleri surette dünyaya getireceğine,böylece bir insan kesiminin yükseltileceğine,bir insan kesiminin de alçaltılacağına inanmak.
■ Beda inanışı vardır. Beda inanışı Sadık’ın oğlu İsmail yüzünden ortaya çıkmıştır.
■ Takiyye: İnsanın can ve malını kurtarmak için hakikatte sahip olduğu görüşü saklamasıdır.
■ Şer’i hükümlerin kaynağı Kitab,Sünnet,İcma ve Kıyastır.
■ Sünnet Hz.Peygamber,Hz.Fatıma ve on iki imamın söz fiil ve takrirleridir.
■ Kutub-i Erbaa denilen kitapları hadisleri içeren kutsal kaynaklarıdır.
■ Aklı delil kabul ederler ve Kitap,sünnet ve icmada bulunmayan şey hakkında akla başvururlar.
■ İslamın beş şartnınfarziyeti konusunda ihtilaf yoktur.
■ Caferiler abdest alırken ayakları yıkamazlar,mestederler.Mest üzerine mest caiz değildir.
■ Namazda ellerin bağlanmasına gerek yoktur.
■ Secde toprak cinsi bir madde üzerine yapılmalıdır.
■ Cemaatle teravih meşru değildir.
■ Zekat alması haram olan Ehli Beyt’e humus denen vergi verilir.
■ Muta nikahı caizdir.Muta nikahı Ehli Sünnet ve diğer Şii mezheplerce caiz değildir.

■ Mead: Allahın kullarını ölümden sonra tekrar diriltip dünyada yaptıklarının hesabını sormasıdır.Mead cismanidir ve bunlara icmalen iman yeterlidir.Berzah Hayatı: En son kıyamet ve diriliş vuku bulacaktır.

ONİKİ İMAM:

1. Ali bin Ebî Talin (Hz.Ali)
2. Hasan bin Ali
3. Hüseyin bin Ali
4. Ali bin Hüseyn Zeynel Abidin
5. Muhammed el-Bâkır bin Ali Zeynel Abidin
6. Cafer es-Sadık bin Muhammed el-Bâkır
7. Musa el-Kazım
8. Ali er-Rıza
9. Muhammed Cevad et-Tâkî
10. Ali el-Hâdî en-Naki
11. Hasan el-Askerî
12. Muhammed el-Mehdî

Gaybet Dönemi

Hasan el-Askeri’nin oğlu Muhammed’in gizliliğe çekilmesinden,tekrar döneceği kıyamete yakın bir vakte kadarki döneme denir. Gaybet-i Suğra(küçük gaybet), Gaybet-i Kubrâ(büyük gaybet) olmak üzere ikiye ayrılır.
a. Gaybet-i Suğra : Sefir, naib veya vekil diye adlandırılan görevliler bu dönemde imamla toplum arasında irtibat kurmuşlar,problemleri imama arz ederek onun emir ve yasaklarını topluma ulaştırmışlardır. Sefir imamın yegane temsilcileri olarak telakki etmiştir.

Sefirler:

1. Ebu Amr Osman b. Said
2. Ebu Cafer Muhammed b. Osman
3. Hüseyin b. Ruh
4. Ali b. Muhammed Semarri
b. Gaybet-i Kübra: Dördüncü sefir Semarrî’nin ölümüyle bu dönem başlamış ve bu dönem kıyamete kadar devam edecektir. Liderlik imamlardan ve onların özel temsilcilerinden (sefir) şii ulemaya geçmiş olmasıdır.

CEBRİYYE (CEHMİYE)

■ İnsan için hiçbir irade hürriyeti tanımayan mezheptir. İnsanın gücü kudreti yoktur
■ Bütün amelleri Allah’ın yarattığını, insanın rüzgarın önünde uçan bir tüy gibi Allah’ın iradesine tabi olduğunu iddia eder.
■ Hakiki cebriye mezhebi olarak Cehmiyye meşhurdur.
■ Tesbit edilebildiği kadarıyla kullara ait fiillerin Allah tarafından yaratıldığını, onların gerçek anlamda bir fiile sahip olmadıklarını ve dolayısıyla cebir altında bulunduklarını ilk defa Ca’d bin Dirhem ileri sürerek Şam’da yaymaya başlamıştır.

KADERİYE

■ Kaderi reddeden inanç akımı,sorumluluk doğuran fiillerin sadece insan iradesiyle gerçekleşeceğini ileri süren itikadi mezheptir.
■ Kader konusunu gündeme getiren ilk kişi Emevi halifelerinden Abdülmelik bin Mervan döneminde Ma’bed el-Cüheni’dir.Daha sonra Geylâned- Dımeşki tarafından sistemli olarak savunulmuştur.
■ Cebriyeci din akımına tepki olarak doğmuştur.
■ Yapılan her iyi ve kötü işlerin sorumluluğu insana aittir.

NUSAYRÎLİK

( Kapalı Toplum, Gizlilik Esası ) ( ÇIKMIŞ SORU )
• 9.yy’da Nusayr en-Nemîrî tarafından kurulmuş bâtınî fırkadır.
• Fellah, NusayriAlevilik, AkdenizAleviliği, HatayAleviliği, çiftlikle uğraşmaları sebebiyle fellah olarak adlandırılmıştır.
• Hz.Ali’ye çeşitli uluhiyyet (tanrısal özellik) atfedilir.
• Gizliliğe önem verirler. 20.yy’a kadar gizli kalmış bir oluşumdur.
• Bünyesinde; Şii, İslami, Musevi ve Hristiyanlık izlerini taşırlar.
• Hasibî’nin yazdığı Kitâbu’l-Mecmû fırkanın ana kaynağıdır.
• Mercidabık savaşı sonrası Osmanlı idaresine girmişlerdir.
• Mezhebe giriş üç aşamada. Meşveret cemiyeti, melik cemiyeti ve Yeni hayata davet merasimi. İmam yönetir. Nakıp ve Necid hazır bulunur. Nakibin
sağında havarileri temsilen 12 kişi, Necid’in solunda da 24 kişi yer alır. Bunların onikisine Necipler denir.
• Şehadetleri; Ben şehadet ederim ki Ali bin EbiTalib’den başka ilah, MuhammedMahmud’dan başka hicab, Selman-ı Farısi’den başka bâb yoktur şeklindedir. AMS şeklinde sembolize edilmiştir.
• Arşı sekiz kutsal melek taşımaktadır.
• Kutsal kitapları ve peygamberlerini kabul ederler.
• Tenasühe Reenkarnasyona inanılır. Nusayri bir mümin yedi tahavvülü geçirip yıldızlar arasına girer.
• Batıni namaz dedikleri namaz Ali’ye açılan kalbin niyazı anlamında olup cami ve kıbleye ihtiyaç yoktur.
• Ğadir bayramı; Hz.Ali’nin imam tayin edildiği gündür.

• Firaş bayramı; Hicrette Hz.Ali’ninHz.Peygamberin yatağında uyuması bayramı.
• El-Cunbulanî, Nusayrilerin başına geçtikten sonra fırkaya tasavvufi bir anlayış kazandıran şahıstır.
• Ali zatından Muhammedi, Muhammed’de kendi nurundan Selman’ı Selman’dan da Devsi oluşan beş yetimi, beş yetimden de alemi yarattığına inanılır. Beş yetim vaktiyle melek olan şahsiyetlerdir.
Beş Yetim ( KOMAZ ) ( Eve koymaz kimse yetim bunlar )
1. Kanber el-Kadan
2. Osman bin Maz’un
3. Mikdad bin Esved,
4. Abdullah bin Revaha (Mute Şehidi)
5. Zer el-Gifari
Beş vakit namaz 5 masum:
Sabah Namazı: Muhsin Öğle Namazı: Muhammed İkindi Namazı: Fatır( Hz.Fatma)
Akşam Namazı: Hasan Yatsı Namazı: Hüseyin

DÜRZÎLİK

■ Fatımi halifesi Hakim biEmrillah döneminde,onun ilahlığını ve bütün dinlerin geçerliliğinin bittiğini ortaya koyan aşırı (ğali) bir fırkadır.
■ Hakim’in veziri Hamza bin Ali tarafından kurulmuştur.
■ Kendilerini Muvahhidun, Ehlü’l-Tevhid ve BenûMarûf olarak isimlendirmişlerdir.
■ Resailül-Hikme veya el-Hikmetü’ş-Şerife 111 risaleden oluşan kutsal metinleridir. ( Dürzi Hikmet, Dürzi Şerife )
■ Haçlı seferleri sırasında haçlılarla, Birinci Dünya Savaşında ise Osmanlılarla ittifak kurmuşlardır.
■ Gizliliğe ve kapalılığa önem veren dürzilerle ilgili bilgilere İbrahim Paşa’nın 1830’da yaptığı savaş sonrasında kitaplarına el konularak ulaşılmıştır.
■ Hakim-Bimrillah’ın ilah olduğuna inanmak esastır.
■ 7 Esası ve 5 Hududu tanımak: Hudud Hamza tarafından gönderilen peygamberler derecesinde kimselerdir.
■ Doğru sözlülük namaz yerine,din kardeşliği ise zekat yerine konmuştur.
■ Yaratılış Yeni Eflatuncu görüşe dayanır.Allah fiziki aleme temas etmeyecek kadar yücedir.Bu sebeple kendisinden sudur eden küllî akıl,yaratıcı ile yaratılmışlar arasında aracılık yapmaktadır.
■ Tekamus: İnsan ruhları bir defasınırlı yaratılmıştır. Ruhlar artmaz ve eksilmez,ancak başka bedene geçebilir. (Gömlek değiştirme Dürzi) (ÇIKMIŞ SORU)
■ Cennet-Cehennemle ilgili hususların hepsi bu dünyadadır.

■ Evlenme yaşı bayanlarda 17,erkeklerde 18 olup çok eşlilik yasaktır.Durzi bir Durzi olmayan biriyle evlenemez.
■ Takiyye: Kendilerinden olmayanlara karşı inançlarını saklamalarıdır. 1860’a kadar kendilerini Müslüman olarak gösterip cami inşa etmişlerdir.
■ Dini konularda toplum ukkal(bilgili) ve cuhhal(bilgisiz) ( Ukala Cuhala Dürziler ) olarak ikiye ayrılır. Ukkal, içki sigaradan uzak takva sahibidir.

YEZİDİLİK

• Nasturilik, Sabiilik, Zerdüştlük gibi inançlardan bazı ögeler taşır.
• Şeyh Adî bin Musâfir (Tanrının meleği) tarafından kurulmuştur.
• Kutsal kitapları Kitabu’l-Cilve ve Mushaf-ı Reş’tir. ( Cilveli kara kitap )
• Din adamları Hasan soyundan gelmiştir.
• Sultan Abdülaziz döenminde ‘kura kanunu’ gereği askere çağrılan Yezidiler, inançlarını bahane ederek bedel ödemiş, bundan uzak kalmışlardır.
• Yezidilik, Allah ve Şeytan(melek tavus) şeklindeki düalist karakterini Zerdüştlükten, tenasühüSabiilikten,göğe,ay ve yıldızlara tazimi Mecusilikten almış karma bir inançtır.
• Kelime-i Şehadetleri ” La ilahe illallah, Emin Cebrail Habibullah” şeklindedir.
• Melek tavustur(Cebrail) ve horoz şeklinde resmedilir.Y ezidiliğin en önemli sembolüdür.
• Melek Tavus, Yezid b. Muaviye ve Adiy b. Musafir şekillerinde de zuhur eder.
• Namaz sabah ve akşam günde iki kez yönetip dua etmektir.
• Tenasüh inancı vardır.
• Oruç genel ve özel şeklinde iki türlüdür.
• Hacc, Lâleş’te Şeyh Adî’nin türbesini ziyarettir.
• Marul,bakla,lahana,balık,geyik ve horoz eti yemek yasaktır.
• SareSale (Sarsilya) ( Tavusları sarsma bayramı ) her yıl Melek Tavus’un yeryüzüne inmesi anısına Nisanın ilk çarşambasında kutlanır.
• Diğer bayramları ise: Cemai Bayramı, Yezid Bayramı, Şeyh Adi Bayramı, Bülende Bayramı

ALEVÎLİK-BEKTAŞÎLİK

■ Selçuklular döneminde Babaî ayaklanmasıyla aynı adla anılan bir hareket başlamıştır.Bu yapıya mensup kişilerin de yer edindiği Safevî tarikatinin siyasileşmesi ve Şiileşmesiyle ayrı bir tarihsel sürece girilmştir.
■ Rum abdalların gayretiyle Hacı Bektaş Veli’nin öğretileri yayılmaya başlamış,giderek Kızılbaş-Bektaşi farklılığı ortaya çıkmıştır.
■ Kızılbaşlılık zaman içinde içe kapanmış, Bektaşilik Yeniçeriliğin lağvedilmesiyle birlikte büyük bir darbe yemiştir.
■ Hak-Muhammed-Ali üçleri ile uluhiyet, nübüvvet ve velayet benimsenmiştir.
■ Belli ölçüde ruh göçü adıyla tenasühe kapı aralanmıştır.

■ Alevilik ve Bektaşilikte asıl amaç ‘insan-ı kamil olmak’tır. Bunun için her can yani talip bir mürşide bağlanarak ”dört kapı-kırk makam’ı bilip
uygulamalıdır. Kapılar, şeriat, tarikat, marifet ve hakikat ( ŞTMK ) şeklinde sıralanmıştır.
■ Alevilikte cem Hz.Peygamberin miraç dönüşü uğradığı kabul edilen ”kırklar meclisi” söylencesine de dayandırılmıştır.
■ Cemlerin birçok çeşidi vardır.Bunlardan İkrar Cemi veya Nasip alma Cemi olup Bektaşiliğe mahsustur.
■ Herkes ikrar cemine katılarak Bektaşi olabilir.
■ Aleviliğin sırrı olarak kabul edilen ve Cuma günleri düzenlenen cem,kökeni itibariyle Türklerin İslamiyetten önceki kültürünün bir yansıması olarak kabul edilir.
■ Nevruz, hem bahar bayramı,hem de Hz.Ali’nin doğum günü sayıldığı için kutsal kabul edilir ve törenler düzenlenir.
■ Hz.Hüseyin’inKerbela’da şehit edilmesi 10.Muharrem günü kutsal olup matem günü kabul edilir fakat şiiler gibi dövünmezler.
■ Hz.Peygamber, Hz.Ali, On iki imam ve Hacı Bektaşî Veli’yi kendi yorumcuları ve düşünürleri sayarlar.
■ Alevîlerin tanıdığı yedi şair; Nesîmî, Fuzulî, Hatâî, Pir Sultan Abdal, KulHimmet, Yemînî ve Virânî’dir. Nesîmi ve Fuzulî dışındakiler tam batınîdir.
Görgü Erkanı ( Yılda 1 kez ): Pirin önünde sorgulamadan geçip aklanması ( Sorguya çek görsün gününü )
Baş okutma Erkanı: Bektaşilikte kişinin ikrarına bağlı olduğunu göstermeye yönelik erkana ise Baş Okutma Erkanı denir ki Alevilikte Görgü Erkanına tekabül
eder.
Abdal Musa Erkanı: Kurbanlar kesilir. Cem yapılır. Küskünlerin barıştırılması
Muhasiplik Erkanı: Temelde evli iki çiftin birbiriyle yol kardeşliği kurması ve bu suretle yol mensubu olmaları amacıyla düzenlenen erkana ”Musahiplik erkanı” denir
Dardan İndirme Erkanı(Lokma Cemi): Ölen bir kimse için helallik alma temelli yapılan toplantıya Dardan İndirme Erkanı denir.
Düşkünlük Erkanı: Büyük suç işleyen kişi pirin talimatıyla toplum dışına itilir. Cezasını çekip pişman olanı tekrar almak için düzenlenen cemdir.
Baş okutma Cemi: Kişinin ikrarına sadık olduğunu göstermesi amacına yöneliktir Koldan kopma erkanı: Halk mahkemesi karar alır. Herkes için geçerlidir Muharrem Erkanı: Hz. Hüseyin’in şehadetini anma

KADİYANİLİK (AHMEDİLİK)

■ Mirza Gulam Ahmed Kadıyânî tarafından Hindistan alt kıtasında kurulmuştur.
■ Müceddidlik, Mesihlik, Mehdilik, Nebilik iddiası ( Ne ararsan var Mirza Gulamda)
■ Hindistandaki gerginlik ve çok kültürlülük fırkanın doğuşunda etkili olmuştur.
■ GulamAhmed Berâhin-i Ahmediyye adlı eserinde İslam’ı diğer dinlere karşı savunmuştur. Daha sonra kendisini müceddilik iddiasını yüksek sesle duyurmuş ve kendisinin slamın yenileyicisi olduğunu duyurmuştur.
■ Daha sonraki iddiaları ise kendisinin hem İsa’nın Hem de Hz.Muhammed’in mirasçısı olduğudur.
■ Pakistan 1974’te ”İslam dışı azınlık” olarak ilan etmiştir.

■ Mesihlik, Mehdilik, Nebiilik gibi iddialar çerçevesinde şekillenmiştir.
■ Lahor kolu Gulam Ahmed’in nebiiliğini reddederek onun sadece müceddid ve velî olduğuna vurgu yapar.
■ Kadiyan kolu ise onun Nebiiliğini öne çıkarır.
■ Silahla cihadın bittiğini, kalem ve dua ile cihadın geçerli olduğunu savunur.

BÂBÎLİK-BAHÂİLİK

■ İran’da Şii islam anlayışı çerçevesinde gelişen harekettir.
■ Şeyhîlik arka planını oluşturur. Şeyhîlik beklenen gaib imam anlayışı üzerinde şekillenmiştir.
■ Tarikatın kurucusu Şeyh Ahmed el-Ahsâi’dir.
■ Kazım Reşti’den sonra Mirza Ali Muhammed kendisinin mehdiye açılan bab (kapı) olduğunu iddia etmiştir. Daha sonra mehdi olduğuna daha sonra da peygamberlik iddiasında bulunmuştur.
■ Mirza Ali Muhammed, kaleme aldığı el-Beyan adlı eserin Kur’an’dan üstün olduğunu ifade etmiştir. Diğer Kutsal kitapları; el-ikan, el-akdes, Kelimat-ı Maknune, Terazat, Kelimet-ı Firdevsiye
■ Her bir harf ve sayının ayrı bir kutsallığı vardır.19 sayısının önemli bir yeri vardır.
■ Allah insan idrakı üzerinde olduğu için bütünüyle bilinemez ezelî yaratıcıdır.
■ Kıyametin kopması söz konusu değildir.
■ Cennet-Cehennem birer sembol, Peygamberin beşeri ve ilahi iki sıfatının olduğunu düşünürler.
■ Namazda kıble Bahaullahın Akka şehrinde olan kabridir.
■ Hac yalnızca erkeklere mahsustur.
■ Kutsal mekanları Meşruku’l-Envar adıyla dünyanın yedi kıtasında bulunan dokuz cepheli yapılardır.
■ Bâhaullah Mirza Hüseyin Ali’nin yazdığı el-Îtkan ve el-Alkes isimli kitaplar vahiy mahsülü olduğu iddiasıyla kutsal kitap olarak görülür.
■ Oruç 19 gün bir perhiz şeklinde ifa edilir.

VEHHABİLİK

■ 18. Asırda Arap yarımadasında Muhammed bin Abdülvehhab tarafından kurulan ve onun görüşleri çerçevesinde şekillenmiş olan dini-siyasi mahiyetteki harekettir.
■ Kendilerini Muvahhidun (tevhidci) olarak adlandırmışlardır.
■ Abdülvehhab emri bil maruf nehyi anil münker gereği bazı türbeleri yıktırmıştır.
■ Hanbeli mezhebini İbnTeymiyye yorumuna uygun biçimde sürdürdüklerini iddia eden Vehhabiler, Osmanlılarda bir nevi Hariciler olarak adlandırılmışlardır.
■ Kur’an ve sünnet dışında yasak tanımamak, Peygamberin döneminde bulunmayan şeyleri terk ederek Allahı birlemek tevhid inancının temelini oluşturur.

■ Hz.Muhammed’den doğrudan şefaat dilemek Allah’a ortak koşmaktır.
■ Aracı kabul etmek (tevessül) de şirktir. Kur’an ve Sünnette olmayan her şey bid’at’tır.
■ Abdülvehhab iman ve amelin bir bütün olduğunu savunmaktadır. Bu nedenle imanın ameller yoluyla hayata yansıması ve bütün bidatlardan arınması gerekmektedir.
■ Resim, heykel, falcılık, ölülere niyaz, türbe ziyareti, ÇIKMIŞ SORU ) nazarboncuğu, muska vb. şeylerin bidat olması onların tevhid inancının gereğini göstermektedir.
■ Emri bil Maruf nehyi anilMünker prensibini katı bir şekilde uygulayan Vehhabiler zaman zaman kendilerinden olmayanlara reva gördükleri katliamlar sebebiyle diğer Müslümanlar arasındaki itibarını kırmıştır.( ÇIKMIŞ SORU )
Cemel Savaşı : Hz.Aişe,Talha ve Zübeyir’in başlarında bulunduğu bir grup halifeye karşı birleşti. Her iki taraf sulh yapmışken Abdullah bin Sebe ve bazı Emevilerin ortalığı karıştırmasıyla iki grup arasında savaş meydana geldi. Savaş Hz.Aişe’nin devesinin etrafında olduğu için Cemel vakası denmiştir.Talha ve Zübeyr gibi birçok sahabi şehid olmuş, savaşı Hz.Ali kazanmıştır.
Sıffin Savaşı : Hz.Ali’nin hilafetini Suriyeliler ve şam valisi Muaviye bin EbûSüfyan tanımadı. Hz.Ali’nin biat talebi reddedilince Sıffin arasında Muaviye ile Hz.Ali’nin orduları savaştı. Muaviye bozguna uğramak üzereyken Amr bin As’ın önerisiyle mızrak uçlarına Kur’an sahifeleri takılıp hakemliğe başvurulması talebi yapıldı. Hz.Ali ordu içinde karışıklığa sebep olmamak için bu öneriyi kabul etti.
Tahkim Olayı: Hz.Ali’nin hakemi olarak Ebu Musa el-Eşari, Muaviye’nin hakemi olarak ise Amr bin As seçildi. Hakemlerin görüşmesi sonucunda Hz.Ali ve Muaviye’nin ilk etapta görevden alınmaları,şuranın kararlarına uymaları kararı alındı.Ebu Musa el-Eşari anlaşmayı herkesin huzurunda dile getirdi ancak Amr bin As anlaşmaya uymayarak Muaviye’yi halife ilan etti. Bu olay Muaviye için siyasi kazanım olmuşken Hz.Ali tarftarları ikiye bölündü. Hz.Ali’yi hakem tayini dolayısıyla küfürle suçlayanlar İslam tarihinde Hariciler olarak tanınmışlardır. Hz.AliNehrevan denen yerde Hariciler üzerine yürüdü ve pek çok harici öldürüldü. Hz.Ali Hicretin 40. Yılında Haricilerden Abdullah bin Mulcem tarafından şehid edildi. Cemel ve Sıffin savaşları sonunda ölen ve öldürülen kişilerin durumları problem olarak Müslümanlar arasında tartışmalara sebep olmuştur.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Ömer Faruk Altun Hoca İle DHBT Mülakatlarına Hazırlık Eğitimi