dhbt2022 dhbtdhbt ders notlarıdhbt kitaplarıdhbt kursları
DOLAR
8,6580
EURO
10,1795
ALTIN
488,66
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sağanak Yağışlı
26°C
İstanbul
26°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Parçalı Bulutlu
31°C
Salı Gök Gürültülü
26°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
25°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
23°C

TECVİD GİRİŞ – KUR’AN BİLGİSİ

TECVİD GİRİŞ – KUR’AN BİLGİSİ
DHBT Okulu - Instagram Hesabı
05.09.2021
0
A+
A-

TECVİD VE KUR’AN BİLGİSİ
TECVİD’İN TANIMI
Bir şeyi süslemek, güzel yapmak
Kur’an-ı Kerim’i güzel bir biçimde okumak için
uyulması gereken kuralları içeren ilim.
Harflerin lâzımî ve arızî sıfatlarının hakkını
vererek her bir harfi mahrecinden çıkartmaktır.
TECVÎDİN GAYESİ VE AMACI
İlahî kelâmın okunuşunda, dili her türlü hatadan
korumaktır.
TECVİDİN HÜKMÜ
Tecvid ilmini teorik olarak öğrenmek farz-ı
kifayedir.
Ku’an harflerini lâzimi sıfatlarına uygun
mahreçlerinden doğru okumak farz-ı ayndır.
Harflerin birbiri arasındaki kurallara uyarak ve ârizi
sıfatlara riayet ederek okumak vaciptir.

HARFLER
A.ASLİ HARFLER
B.FER’İ HARFLER:

1.Teshil (Hemze-i Müsehhele): Yanyana gelen iki
harekeli hemzeden ikincisinin yumuşatılarak,
kolaylaştırılarak okunmasıdır. ْع َج ِم ٌّي (44/41, Fussilet( ءأ
2.İmale: “Bir şeyi bir şeye meylettirmek” demektir.
Kıraatta ise, “med harfi olan elifi, elif ile yâ arası bir
sesle”, bir başka deyişle “üstün harekeyi esreye doğru
meyilli okumaya” denir. Asım kıraatindeki tek örneği
(41/11, Hûdَ (م ْج َریھَا
3.Nunu Muhfat: Gizlenen nun demektir.
Zatı gidip gunnesi kalan nundur.( Hayşum Bölgei)
4.Sâdı Muşemme: İşmam olunan sâd harfidir. Sâd
ve ze harfinin karışımından dolayı ortaya çıkan
harftir.
5.Lâm-ı Muğallaza: Kalın okunan lam harfidir.

DHBT Okulu BİLSER (Bilgilendirme Servisi)

HARFLERİN SIFATLARI

A) Sıfat-ı Lâzime (Lâzimî Sıfat): Harflerin zatından
ayrılması mümkün olmayan sıfatlardır. Zâtî sıfatlar
ve vacib sıfatlar da denir. Bu sıfatlar terk edilirse ,
harfin zatında bir değişiklik meydana gelir ve
genellikle ortaya çıkan hata lahn–ı celî (büyük hata)
olur.
1. Mahreç: Harflerin çıkış yerleri.
2. Cehr: Cehr sıfatlı harfleri harekeli olarak okurken,
nefesin hapsolunmasına denir.
ي و ن م ل ق غ ع ظ ط ض ز ر ذ د ج ب ا :Harfleri
3.Hems: Harfle birlikte nefesin akmasına denir.
ه ك ف ص ش س خ ح ث ت :Harfleri
4.Şiddet: Kendisinde şiddet sıfatı bulunan harfleri
sükûn ile okurken, sesin ve nefesin hapsolunmasıdır.
ك ق ط د ج ت ب ا :Harfleri
5.Rıhvet: Harfler sukûn okunurken ses ve nefesin
beraberce akmasıdır.
ي ه و ف غ ظ ض ص ش س ز ذ خ ح ث :Harfleri
6. Beyniyye: Sesin, ne tamamen akması, ne de
tamamen hapsolunmasına denir.
ن م ل ع :Harfleri
7.İsti’lâ: İsti’la harflerini okurken dilin kökü ile
damağa yükselmesi mânâsındadır.Kalın okunan
harflerdir.
ق غ ظ ط ض ص خ :Harfleri
8.İstifâle: İstifâle harflerini okurken dilin, kökü ile
birlikte yukarıya yükselmeyip, ağzın dibinde
kalmasıdır. İnce okunan harflerdir.
ي ه و ن م ل ك ف ع ش س ز ر ذ د ح ج ث ت ب ا :Harfleri
9. İtbâk: Dil kökünün ve ortasının, yukarı damağa
yükselmesiyle birlikte, dilin damakla tam uyuşmasına
/ tam yapışmasına denir.
ظ ط ض ص :Harfleri
10. İnfitâh: Harfler okunurken, dil ile
damak arasının açılmasına, ayrılmasına denir.
ي و ه ن م ل ك ق ف غ ع ش س ز ر ذ د خ ح ج ث :Harfleri
ت ب ا
11.İzlâk: İzlâk harflerini okurken dilin, çabuk ve
süratli olmasına denir.
ن م ل ف ر ب :Harfleri
12.İsmât: İsmât harflerinin okunuşundaki zorluk
sebebiyle, dört, beş ve altı harfli kelimelerde bu
harflerin yan yana gelmelerine engel olunmasıdır.
ي ه و ك ق غ ع ظ ط ض :Harfleri
ص ش س ز ذ د خ ح ج ث ت ا
13. Safîr: Safîr harflerini okurken, dil ucu ile ön alt
dişlerin arasında kuş sesi veya ıslık sesine benzer
kuvvetli bir sesin çıkmasına denir.
ص س ز :Harfleri
14.Lîn: Lîn harflerinin dile zorluk vermeden
zahmetsiz olarak okunmasına denir.
Harfleri و ve ي dir.

15. Tekrîr: Tekrîr harfi olan ر okunurken dil
ucunun titremesine denir.
16. Tefeşşî: Tefeşşî harfi olan ش okunurken sesin
dil ile damak ortasında yayılması ve
fışıldamasıdır.
17. İstitâle: İstitâle harfi olan ض okunurken dil
kenarının üst azı dişlerden, lam mahrecine kadar
uzanmasına denir.
Harfin uzun bir şekilde okunmasıdır.
B) Sıfat-ı Arıza (Arızî Sıfat): Harften ayrılması
mümkün olan, ayrıldıkları zaman harfin zatını
değiştirmeyen sıfatlardır. Bu sıfatlar terk edilirse
ortaya çıkan hata lahn-ı hafî (gizli hata) olur.
1. Tefhim: Tefhîm harflerini okurken, dil kökünün
üst damağa kalkması sebebiyle harfe kalınlık
gelmesi ve ağız içinin ses ile dolmasına denir.
– Istıla harflerinin gelmesi
– Kalın harften sonra gelen ve med harfi olan و
ا ve
–Kalın okunan Allah lafzındaki ل harfi
– Kalın okunan رharfi
2. Terkîk: Harfin ince okunması.
– İstifale harflerinin gelmesi
– İnce harften sonra gelen ve med harfi olan ي
–İnce okunan Allah lafzındaki ل harfi
– İnce okunan رharfi
3. İdğam: İki harfi birbirine katıp harfin şeddeli
okunması.
4. İhfâ: Şedde yapmadan, izhâr ile idğam arası
ğunneli okunması. Gizlemek.
5. İzhâr: İki harfin arasının birbirinden ayrılması.
6. İklâb: Bir harfin başka bir harfe dönmesi. Yani
nun-i sakin veya tenvindeki nun sesinin mim’e
dönmesi.
7. Medd: Harfin bir elif miktarı veya daha fazla
uzatılması.
8. Vakıf: Nefesle beraber sesin kesilmesi.
9. Sekte: Nefes almadan sesin kesilmesi.
10. Hareke: Harfe ses veren işaretler.
11. Sükûn: Harfin harekesiz olmasıdır

İHFA ÇEŞİTLERİ

1. Harf’in İhfası
A. Dil İhfası: (İhfa-i Lisani) Eğer sâkin nûn veya
tenvînden sonra bildiğimiz 15 ihfâ harfinden biri
gelirse buna “İhfâ-i Lisânî = Dil İhfâsı” denir.
B. Dudak İhfası: (İhfa-i Şefevi) Sakin mîm’den ( م( ْ
sonra harekeli be ( ب ( harfinin gelmesi ile oluşur.
ِح َجا َرٍة )
ِ
ْر ِمیهِ ْم ب
ِهِ ْم ) ve ) تَ
( َربُّ ُهْم ب
2. Harekenin İhfası: Harekeyi zayıf sesle hızlıca
okumak suretiyle yapılır. Buna ihtilas denir. (ا
َمنَّ
ْ
أ
( َلا تَ
İZHAR: Sözlükte: Açmak, açığa çıkarmak, gibi
manalara gelen bir kelimedir.
“İki harfin birbirinden uzaklaşarak ayrılmasıdır.”
İzhar Istılahta: “Tenvîn veya sâkin nûndan sonra,
boğaz harfleri (Hurûf-ı Halk) dediğimiz altı harften
biri gelirse açıkça okunmasına “İzhâr” denir.”
( ء _ ح _ خ _ ع _ غ _ هـ )
ً
ِدیا
َغنِ ٌّي هاَ
ٌق َعْدلٌ
لِ
َح ٌّي خاَ
اَاللهُ
İzhar yapmanın sebebi: Nun-u sakin (ve tenvin) ile
izhar harflerinin mahreçlerinin birbirine uzak
olmasıdır.

İZHAR ÇEŞİTLERİ

1.Dil İzharı (İzhar-ı Lisani / Halkî):
6 izhar harfiyle yapılır.
2.İzhar-ı Kelime-i Vahide: Sâkin nûn, vav veya yâ
harflerinden önce gelir ve onlardan biriyle aynı
kelimede olursa izhâr yapılarak okunur. _ ن ٌواَ
یَا _ ِقنْ
لُّدنْ
َ
أ
یَا ٌن
َوا ٌن – بُنْ
ِصنْ
3.Mîm-i Sâkinin İzhârı “Dudak izhârı” : Sâkin
mîmden ( م ( ْsonra mîm ve be (( ب harfleri dışında
bir harfin gelmesiyle yapılır.
4.İzhar-i Kameriyye: Lam-i tarif denilen el
takısından sonra kameri harflerden birisinin
gelmesiyle olur.

İZHAR’IN HÜKMÜ: İzhar harflerinden 4’ü
üzerinde ( هـ _ ع _ ح _ ء (bütün kıraat imamları ittifak
ettikleri için hükmü vacip dir.

Ebu Cafer dışındaki imamlar (غ _ خ ( iki harfi izhar
harfi saymışlar.
Bundan dolayı bu iki harfte izhar yapmak caiz dir.
İKLAB: Sözlükte: İklâb, çevirmek, çevrilmek, bir
halden başka bir hale döndürmek, bir şeyi
değiştirmek manalarına gelen bir kelimedir.
Istılah’ta: “Tenvîn veya sakin nûndan sonra be ( ب
)harfi geldiğinde, tenvîni veya sâkin nûnu halis bir
mîm harfine çevirmek ve bu arada dudakları hafifçe
birleştirerek mîmi ğunne ile ihfâ etmeye “İklâb”
denir. Okuyuşa kolaylık sağladığı için yapılır.

İKLAB’IN HÜKMÜ: Bütün kıraat imamları ba ( ب(
harfinden önce gelen sakin nun ve tenvini iklab ile
okumakta ittifak etmişlerdir. Hükmü vacip tir.
İklab’ın müddeti (yapılırken tutulma süresi) ortalama
bir buçuk (1,5) elif miktarıdır.
İDĞAM: Sözlükte: Bir şeyi bir şeye
katmaktır.Istılah’ta: İdğâm, birincisi sâkin, ikincisi
harekeli olan iki harfi aynı sesle şeddeleyerek
okumaktır. Haşyum Bölgesinden çıkar.
1.Ya hem mahreci hem sıfatı aynı (misleyn),
2.Ya mahrecleri aynı fakat sıfatları farklı
(mütecaniseyn)
3.Ya da mahrec ve sıfatları birbirine yakın
(mütegaribeyn) iki harfin birbirine katılması ve
ikisinin sanki aynı harfmiş gibi şeddelenerek
okunması şeklinde karşımıza çıkarlar ve her biri ayrı
isimde anılırlar.
Yapılış Bakımından İdğâmlar
1.Tam İdğam (Kamil İdğam) : Müdğam, zat ve
sıfatlarıyla birlikte, müdğamın içinde tamamen
kayboluyorsa (ikisi şeddeli bir harfmiş gibi
okunuyorsa) buna tam idğam denir.
2.Nakıs İdğam : İdğâm edilen iki harften birincisi
olan müdğâm, çeşitli sıfat yönünden müdğâmün fîh
içinde tamamen erimiyor ve kaybolmuyor,
sıfatlarından biri açıkta kalıyor ise buna da nâkıs
idğâm denir.

İDĞAM-I MEAL ĞUNNE

İdğam: Bir harfi diğer bir harfe katmaktır.Ğunne:
Genizden (burundan) gelen sestir.
Tenvin veya sakin nun’dan sonra ( وُمنَ ْی(
(و ن م ى ( harflerinden biri gelirse “İdgâm-ı Maal
Ğunne” olur.
Nun sesi bu harflere katılır ve 1-1,5 elif miktarı
tutularak ğunneli okunur.
Sebebi, nun ile misliyet (aynı olmaları), mim ile
vav’da müşterek sıfatlara sahip olmaları, ya’da ise
mahreç yakınlığıdır.م۔
۔ ِمْن َو َرائِهِ
ِمْن نَارٍ

İDĞÂM-I MEA’L-ĞUNNENİN KISIMLARI

1- Ğunneli Tam İdğâm
Tenvîn veya sâkin nûndan sonra “mim” ( م ( veya
“nun” ( ن ( harflerinden birisi geldiğinde ğunneli tam
idğâm olur.
ِمْن َما ٍء
2- Ğunneli Nâkıs İdğâm
Tenvîn veya sâkin nûndan sonra “Vav” ( و ( ve “ya”(
ي ( harflerinden birisi gelirse ğunneli nâkıs idğâm
meydana gelir.
İdğam-ı Meal Ğunne’nin Hükmü
Bütün imamlar tenvin ve sakin nun’dan sonra “mim”
( م ( veya “nun”( ن ( harfi gelince “idğam meal
ğunne” yapma hususunda ittifak etmişlerdir ve
burada “Ğunneli Tam İdğam” yapmak vacip’tir.
“Vav” ( و ( ve “ya”( ي ( harfinde (Halef ğunnesiz
idğam yaptığı için) “Ğunneli Nakıs İdğam” yapılır
ve caiz’dir.
Not: Sakin nun ile “vav” ( و ( veya “ya”( ي ( aynı
kelimede bulunursa idğam yapmak gerektiği halde
یَا ٌن.yapılır izhar
َوا ٌن – بُنْ
َوا ٌن _ ِصنْ
یَا _ ِقنْ
لُّدنْ
َ
أ
İDĞAM-I BİLA ĞUNNE

Tenvîn veya sâkin nûndan sonra lâm ve râ
geldiğinde tam bir idğâm yapmak ve bunu da
ğunnesiz olarak gerçekleştirmekle “İdğâm-ı
Bilâğunne” olur.
Tenvîn veya sâkin nûn ile lâm ve râ harflerinin ayrı
ayrı kelimelerde olmaları gerekir.
İdğâm-ı Bîlâğunne’nin Sebebi: Nûn harfi ile lâm ve
râ harflerinin mahreclerinin birbirlerine çok yakın
olmasıdır.

İDĞAM-I BİLA ĞUNNE’NİN HÜKMÜ

Bütün kıraat imamları “lam” ve “ra” dan önce gelen
“tenvin” ve “sakin nun”u ğunnesiz idğam “idğam
bila ğunne” ile okuma hususunda ittifak etmişlerdir
ve bu bakımdan hükmü vacip’tir.

İDĞÂM-I MİSLEYN

Misleyn: “Birbirine benzeyen iki şey” anlamına
gelmektedir.
“Mahrecleri ve sıfatları aynı olan iki harften, birincisi
sâkin, ikincisi harekeli olarak yan yana geldikleri
zaman, sâkin olan birinci harfin (müdğâmın),
harekeli olan ikinci harfe (müdğâmün fîhe) idğâm
edilmesine “İdğâm-ı Misleyn” denir.” Hükmü:
vacip’tir.
İdğâm-ı misleynde müdğâm ile müdğâmün fîhin aynı
kelimede veya iki ayrı kelimede olması arasında bir
fark yoktur.

İDĞÂM-I MİSLEYN’İN KISIMLARI

1.İdğâm-ı Misleyn Mealğunne: Mim ve nun
harfleriyle yapılan idğamdır. Sakin bir mimden sonra
harekeli bir mim veya sakin bir nun’dan sonra
harekeli bir nun gelince bunlar kendi aralarında
idğam edilirler.
1.5 elif tutulur.
َعِّمْرُه = ِمْن نَارٍ
نُ
َو َمنْ
2.İdğâm-ı Misleyn Bilâğunne: Mahrec ve sıfatları
birbirinin aynı olan iki harfin ğunnesiz bir şekilde
birbirlerine idğâm edilmeleri demektir.
Bunun ğunnesiz olmasının sebebi sâkin nûn ve sâkin
mîm harfleri dışındaki harflerde ğunne sıfatının
olmamasıdır. Özel bir tutma zamanı yoktur. مِ ْیهِت
ْ
أ
تَ
َكانَتْ
ُّجوا
لَ
ْ
بَل
İdğâm-ı Mütecâniseyn Olan Harfler
İmam Âsım ve onun rivâyetini yapan İmam Hafs,
harflerin çıkış yerlerine göre mütecânis olan harfleri
üç grupta toplamışlardır:
A.Tı ( ط ,( Dâl ( د ( ve Te ( ت( Harfleri
B.Se ( ث ,( Zâl ( ذ ( ve Zı ( ظ( Harfleri
C.Be ( ب( ve Mîm ( م( Harfleri
İDĞAM-I MÜTECANİSEYN: “Mahrecleri aynı,
sıfatları farklı olan iki harften birincisinin sâkin,
ikincisinin ise harekeli olarak peş peşe gelmesi
durumunda, sâkin olan birinci harfin (müdğâmın)
harekeli olan ikinci harfe (müdğâmün fîhe) idğâm
edilmesine, yani şeddeli olarak okunmasına “İdğâm-ı
Mütecâniseyn” denir.
A.Tı ( ط ,( Dâl ( د( ve Te ( ت( Harfleri: Bu üç harfin
çıkış yerleri, mahrecleri (dilin ucunun, üst ön iki dişin
yarısına dokundurularak çıkartılırlar) aynı; Ancak
sıfatları farklıdır.
B.Se ( ث ,( Zâl ( ذ ( ve Zı ( ظ( Harfleri:
C.Be ( ب( ve Mîm ( م( Harfleri: “Be” harfinin sâkin
olarak bir kelimenin sonunda, “mîm harfinin ise
harekeli olarak ikinci kelimenin başında
ا ْر َكْب َمَعنَا).âyetidir. 42 Hûd örneği Tek. bulunmasıdır
Burada idğâm yapılıp yapılmaması ihtilâflıdır.
Asım kıraatinde hem idğamlı hem de izharlı
okunması caiz olan bu kelimenin idğam yapılarak
okunması tercih edilmiştir ve 1.5 elif miktarı tutulur.

İDĞAM-I MÜTEKARİBEYN: “Mahreç veya
sıfatları, yahut hem mahreçleri hem de sıfatları
bakımından birbirleriyle yakınlığı olan iki harften
birincisi sakin, ikincisi harekeli olarak yan yana
gelirse, birinci harfin ikinci harfe idğam edilmesine
“İdğam-ı mütekaribeyn” denir.”
A.Lâm ( ل( ve Râ ( ر ( Harflerinin İdğâmı:
Herhangi bir kelimenin son harfi sâkin bir lâm,
hemen arkasından gelen ikinci kelimenin ilk
başındaki harf de harekeli bir râ olursa, lâm harfi, râ
harfine tam bir idğâm ile idğâm olunur. Hükmü
ittifakla vacip’tir.
B) Kaf ( ق( ve Kef( ك ( Harflerinin İdğâmı: Kaf
harfi sâkin, kendisinden sonra harekeli bir kef gelirse
olur.

Tam veya nakıs olarak yapılması caizdir.
Kur’ân’da tek örneği vardır: (Mürselat 20. ayet)
LÂM-I TARİF (ال (VE HÜKÜMLERİ
İDĞAM-I ŞEMSİYYE: Lâm-i tarif dediğimiz (ال(
elif-lâm’dan sonra şemsî harfler adı verilen on dört
harften birisi gelirse “İdğâm-ı Şemsiye” olur. İdğâm-ı
şemsiyyenin sebebi, mahreclerinin birbirine olan
yakınlığından dolayı lâm-ı tarifin kendisinden sonra
gelen şemsî harflerden birine çevrilmesi, onun içinde
tamamen eritilerek kaybedilmesi demektir.
Şemsî harfler şunlardır:
ت ، ث ، د ، ذ ، ر ، ز ، س ، ش ، ص ، ض ، ط ، ظ ، ل ، ن
ُه
َب َظ ٌّن لَ
ِشْم َصْد َر َضْی ٍف طاَ
ْد ُسْمَعةَ
َر َمي زِ
ً
با
نْ
َّم َد ْع ذَ
ُ
ْب ث
تُ
َعْم
نَ
İdğâm-ı Şemsiyye’nin Kısımları
1.İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne: Lâm- ı tariften
sonra nûn harfi gelirse “İdğâm-ı Misleyn
Mealğunne” olur. 1.5 elif tutulur.
2.İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne: Lâm-ı tariften sonra
nûn dışındaki harflergeldiğinde “İdğâm-ı Şemsiye
Bilâğunne” olur.

İZHAR-I KAMERİYYE

Lâm-ı tariften (ال (sonra kamerî harfler adı verilen on
dört harften biri gelirse buna İzhâr-ı Kameriyye” adı
verilir. İzhâr-ı kameriyye, lâm-ı tarifin,
mahreclerindeki uzaklıktan dolayı, kendisinden sonra
gelen kamerî harflerden ayırt edilmesi, açıkça lâm-ı
tarifin okunması ve telaffuz edilmesi demektir.
Hükmü vaciptir.
Kamerî Harfler Şunlardır:
أ ، ب ، ج ، ح ، خ ، ع ، غ ، ف ، ق ، ك ، م ، هـ ، و ، ي
َح َّج َك َو َخ ْف َعِقی َمُه
ِ
ْبغ
ِ
إ
SÂKİN MÎM İLE İLGİLİ HÜKÜMLER

Sâkin mîmin kendisinden sonra gelen harfe göre
kendine özel üç türlü hali vardır:
1.İdğam Misleyn Me’al Ğunne (İdğam-i
Şefevi):Sâkin mîm’den sonra harekeli bir mîm harfi
gelince, idğâm-ı mealğunne olur ve 1.5 elif miktarı
tutularak okunur.
2.İhfa-i Şefevi: (Dudak İhfası, mim-i Sakin’in İhfası)
Sâkin bir mîm harfinden sonra harekeli be ( ب( harfi
gelince olur. 1.5 elif miktarı tutularak okunur.

3.İzhar-ı Şefevi: (Mîm-i Sâkinin İzhârı, Dudak
İzhârı) Sâkin mîm harfinden sonra mîm( م ( ve be( ب
) harflerinin dışında başka harflerden birisi gelecek
olursa izhâr yapılarak okunur. Hükmü vaciptir.

KALKALE

Sözlükte, sarsmak, titretmek, kımıldamak gibi
manalarda kullanılır.
“Kalkale sıfatı olan harfler bir kelimenin ortasında
veya sonunda (gerek aslen gerek vakıf sebebiyle
olsun) sâkin olarak bulunursa “kalkale” olur.”
Kuvvetli ses işitilecek şekilde mahrecin sarsılmasıdır.
ُب َجٍد) ق ، ط ، ب ، ج ، د) :Harfleri Kalkale
قُطْ
Kalkale’nın hükmüvaciptir.
و َن
ُ
ی َك ، یَْد ُخل
ِ
ب
َعْبُد ،یَ ْجتَ
ْ
ُب ، َوال
ُ
ل
و َن ،یَطْ
ُ
ل
تُ
یَقْ
ْ
ل
فَ
Bu örneklerde kalkale harfleri kelimenin ortasında
sâkin olarak gelmişlerdir ve sükûnları lâzimî
sükûndur. Buna “Kalkale-i Suğra” denir.
لَي َس َو ِء ال ِّص َرا ِط = ال ِّص َراطْ
ِ
َح ْق ، إ
ْ
ال
ِ
َح ّقِ = ب
ْ
ال
ِ
،ب
ُجو ْج
ْ
ُجو ٌج ، َو َمأ
ْ
ْسبَا ْب َو َمأ
للأَ
ْ
ِب = ِفي ا
ْسبَا
للأَ
ْ
، ِفي ا
Kalkale harfleri ârizî sükûnlu olarak gelmişlerdir. Bu
örneklerde sadece vakf halinde kalkale yapılır.
Kelime sonunda oluşan kalkaleye “Kalkale-i
Kübra” denir.
Kalkale-i suğradan daha mübalağa ile yapılır.
Kalkale Yapmanın Sebebi: Cehr ve şiddet
sıfatlarının bir araya gelmesidir.

RÂ’NIN HÜKÜMLERİ

Râ harfi kendi harekesine göre veya kendinden
önceki ya da sonraki harfin harekesine göre bazen
ince, bazen kalın, bazen hem ince hem kalın olmak
üzere üç şekilde okunabilme özelliğine sahiptir.
Âsım kırâatının Hafs rivâyetine göre
Râ harfinin, beş yerde mutlak kalın, dört yerde
mutlak ince, üç yerde hem ince hem de kalın
okunması câizdir.

A. Râ ( ر( Harfinin Kalın Okunduğu Yerler:

1- Râ harfinin harekesi üstün veya ötre olursa
mutlaka kalın okunur.
2- Râ sâkin, kendinden önceki harfin harekesi üstün
veya ötre olursa
3- Hem râ, hem de râ’dan önceki harf sâkin ise bir
önceki harfin harekesine itibar edilerek, üstün
veya ötre ise râ kalın okunur.
4- Râ sâkin, kendinden önceki harfin harekesi de ârizî
esre olursa, râ harfi yine kalın okunur. Ârizî
esre harfin aslında olmayan esre demektir.
5- Râ sâkin, Ra’dan önceki harfin harekesi aslî esre
olur ve râ’dan sonra istilâ (، ظ ، ط ، ض ، ص ، خ
ق ، غ (harflerinden birisi gelirse ve harekesi
üstün olursa kalın okunur.
B) Râ ( ر( Harfinin İnce Okunduğu Yerler:
Râ harfinin mutlak olarak ince okunduğu durumlara
terkîk denir.
1- Râ harfinin kendi harekesi esre olursa ince okunur.
ا
ْزقً
ٍن ، رِ
ِعی
ُحورٍ
ِ
ِّر ، ب
ِ
ب
ْ
ال
ِ
بُوا ، ب
، َوا ْضرِ
َجالٌ
رِ
2- Râ harfi sâkin, kendinden önceki harfin harekesi
de esre olursa râ harfi yine ince okunur.
ِذ ْر
نْ
َ
ْر ، َو أ
ِ
ا ْصب
َو ا ْستَ ْغِف ْرُه ، فَ َكبِّ ْرُه ، ِفي ِمْریَ ٍة ، فَ
3- Râ harfi sâkin, kendinden önceki de sâkin ise bir
önceki harfin harekesine bakılır. Eğer o harfin
harekesi esre ise râ harfi yine ince okunur.
ْر، بَ ِصی ْر
ِكْ
ْر ، ِح ْج ْر ، ِس ْح ْر ، َو لآ ب
كْ
لذِّ
َ
، أ
4- Râ harfi sâkin, kendinden önceki harf de harf-i lîn
olan yâ ( ي ( olur ve vakfedilecek olunursa râ harfi
yine ince okunur.
َخْی ْر ، َسْی ْر ، ُع َزْی ْر ، َطْی ْر
C) Râ ( ر( Harfinin Hem İnce Hem Kalın
Okunabildiği Yerler:
Râ harfini bazı durumlarda bir kısım kırâat imamları
ince diğer bir kısmı da kalın olarak okumuştur.
Dolayısıyla râ harfini bu gibi yerlerde hem kalın hem
de ince okumak câizdir.
1- Râ sâkin, kendinden önceki harf esreli olduğunda
kural gereği râ ince okunur. Ancak böyle bir durumda
râ’dan sonra esreli bir istilâ harfi geliyorsa hem ince
hem de kalın okunması câizdir.
ِف ْر ٍق
لُّ
كُ
2- Râ harfi sâkin olur, kendinden önce de yine sâkin
olarak sad ( ص ( veya tı ( ط( harflerinden biri
bulunur, ayrıca bu ikisinden önce de esreli başka bir
harf gelirse râ harfi ince veya kalın olarak okunabilir.
ْر ، ِمْن ِم ْص ْر
ِقطْ
ْ
َعْی َن ال
3- Kur’ân-ı Kerîm’de geçen şu durumlarda da râ
harfini hem ince hem de kalın okumak câizdir.
ْس ْر
َ
أ
ْس ْر ، فَ
َ
ْن أ
َ

یَ ْس ْر ، أ

LAFZATULLAH

Lafzatullah, “Allah Lafzı” (
َ َّاللهُ
أ( demektir. Normal
şartlarda lâm harfi ( ل ( ince okunan harflerdendir.
Ancak (
َ َّاللهُ
أ ( lafzının lâmı kendine mahsus
özelliklerinden dolayı bazen ince, bazen kalın
okunur.
Lafzatullah’ın Kalın Okunduğu Yerler:
Eğer Lafzatullah’dan önce gelen harfin harekesi
üstün veya ötre ise yahut okunan cümlenin ilk
başındaki kelime (
َ َّاللهُ
أ ( lafzı ise o zaman ortadaki lâm
harfi kalın okunur.
َّاللهِ
ا
، َر ُسولُ
َّاللهُ
ا َل ا
َّاللهِ ، قَ
َّلا ُه َو ، نَ ْص ُر ا
ِ
ل َه إ
ِ
ُه لآ إ
َّ
َألل
Lafzatullah’ın İnce Okunduğu Yerler:
Allah lafzından önce gelen harfin harekesi esre
olduğu durumlarda ise lafzatullahın lâmı ince okunur.
ُهَّم )
َّ
لل
َ
أ ( lafzının okunuşu da aynı hükme tabidir.
ُهَّم
َّ
ِل الل
َّاللهِ ، قُ
ِل ا
ی
ِ
، ِفي َسب
َّاللهُ
ا
ْم یَكُنِ
َّاللهِ ، لَ
ا
ِ
ِه ، ب
َّ
َحْمُد لِل
ْ
ل
َ
َّاللهِ ، أ
ا
ِ
ْسم
ِ
ب

TECVİD İLMİNDE LAHN (OKUYUŞ HATASI)
Hata etmek ve doğrudan sapmak gibi manalara gelir.
Tecvid ilminde: Tecvid kaidelerine uymamaktan
meydana gelen hata demektir. İki kısma ayrılır:
1.LAHN-I HAFİ: Küçük ve gizli hatadır ki ancak
tecvidi iyi bilen, kuran ve kıraat ilmi konusunda ehil
olan kimselerin fark edebileceği hatalardır.

2.LAHN-I CELİ: Ağır ve açık hata demektir.
Kur’anı okuyabilen herkesin kolaylıkla fark edip
anlayabileceği derecedeki hatalı okuyuşlardır.
Harfde, harekede ve sükunda olur.
a.Harflerin mahreç veya sıfat-ı lazimelerini
) yerineِ ) صراَ َط) ,etti traşَ ) حلَ َق) yarattıَ ) خلَ َق) .bozmak
َد
okumakِ ) صراَ
b.Harekelerde yapılan hatalar. (ت) َمِ ْیهْ
َعْم َت َعلَ
نْ
yi اَ
ötreli veya esreli okumak gibi. (ِ
) yerineِ) اللهَ
.demekِ) اللهَُّ
c.Kelimede bir harf ziyade etmek veya eksiltmek. (
ْم یَلِْد
ْم یَلِیُد ) yerine) لَ
.gibi) لَ
d.Medd-i tabiî’leri terk etmek. (لَ َقا (yerine (لَ َق (gibi.
e.Harekeyi sukûna, sukûnu harekeye çevirmek. (
َحْمُد
ْ
ل
لِ َحْمُد) yerine) اَ
.gibi) اَ

SEKTE

“Kur’ân okurken belirli kelimeler üzerinde nefes
almadan bir müddet sesin kesilmesine “Sekte” adı
verilir.” Sektenin normal olarak müddeti bir elif
miktarı olarak kabul edilmiştir.
Kur’an’da dört yerde sekte yapılarak okunur:
1- Kehf Sûresi (1): (… ر َذِ
یِّ ًما لِیُنْ
ُه ِع َو ًجا قَ
لَ
ْم یَ ْجَعلْ
(… َولَ
Buradaki sekte vasl hali için geçerlidir.
Burada sekte yapmanın sebebi:
یِّ ًما ) Buradaki
ِع َو ًجا) önceki kendisinden kelimesinin ) قَ
) kelimesine sıfat teşkil etmediğinin gösterilmesi için
sekte yapılır.
2-Yâsîn Sûresi (52): (… ا
ِدنَا هٰـذَ
(… ِمْن َمْرقَ
Burada sekte yapmanın sebebi: Burada sekte
yapılmadığı zaman iki kelime arasında sıfat ve
mevsûf ilişkisi ortaya çıkmaktadır.
3- Kıyâme Sûresi (27): ( قٍ
sekte Buradakiَ ) وقی َل َمْن َرا
sükûn üzerine icrâ edilir, âyet ortasında ve bulunduğu
yerde hiçbir durak işareti yoktur.
Burada sekte yapmanın sebebi: Mana ile alâkalıdır.
Burada sâkin nûndan sonra râ harfi geldiği için
aslında idğâm-ı bilâğunne yapılmalıdır ( قٍ
. ( َمَّرا
Arapça’da ( قٍ
مَّرا ( َkelimesi “çorba karıştıran,
çorbacı” anlamlarına gelir. Oysa âyette okuyup
üfleyerek son müdahaleyi yapacak ve böylece son
nefesini vermekte olan çaresizleri kurtaracak bir
kişinin olup olmadığından bahsedilmektedir.
4- Mutaffifîn Sûresi (14):(… ن َراَ
Buradakiَ ) كَّلا بَلْ
sekte sükûn üzerine olup âyet ortasında ve durak
olmayan bir yerdedir.
Burada sekte yapmanın sebebi: Normalde burada
idğâm-ı mütekâribeyn dediğimiz tecvîd kaidesi icrâ
edilerek ( ن ََّراَ ب ( şeklinde okunması gerekecekti.
Ancak böyle bir okuyuş anlam bozukluğuna sebep
olacaktır. Arapça’da ( ن ََّراَ ب ( kelimesi “küpçü”
anlamına gelir. Oysa âyet-i kerîmede üzeri pas
bağlayan kalplerden bahsetmektedir.

SEKTE HE’LERİ (HÂ-İ SEKTELER)

Kur’ân-ı Kerîm’de normal sektelerin dışında dokuz
yerde, yedi kelime üzerinde daha sekte yapılır. Yine
sadece vasl halinde ortaya çıkan bu sektelere sekte
he’leri denir.
یَ ْه ، َما ِهیَ ْه
ِ
ِدْه ، ِح َساب
تَ
َسنَّ ْه ، َو اقْ
ْم یَتَ
یَ ْه ، َمالِیَ ْه ، لَ
ِ
اب
ْ َطانِیَ ْه ، ِكتَ
ُسل
Bu kelimelerin sonundaki ( ه ( harfleri kelimenin
aslından değildir. Bu kelimelerin sonuna
yerleştirilmesinin sebebi son harflerinin
harekelerinin korunması içindir.
Hem vakf halinde hem de vasl halinde dâima sâkin
olduğu için uzatılmaları da câiz değildir.
( Hakka – Karia – Bakara – En’am)

VAKIF ÇEŞİTLERİ

1. Vakf-ı Tam: Lafız ve mana bakımından kelamın
tam olduğu yerlerde yapılan vakıftır.
2. Vakf-ı Kafi: Bir cümlenin, lafzının veya kelime
dizisinin nihâyet bulduğu, fakat mâna itibariyle daha
sonraki cümle ile alâkalı olduğu yerde durulmasıdır.
3. Vakf-ı Hasen: Kelâmın tamam olmakla beraber
kendinden sonrası ile lafız alakası bulunan yerde
yapılan vakıftır.
4. Vakf-ı Kabîh: Kelâmın tamam olmadığı ve bir
mananın anlaşılmadığı yerde vakfetmeye denir.
Bir zaruret olmaksızın böyle yerlerde durmak caiz
değildir. Durulduğunda geriden alınır.

VAKIF İŞARETLERİ

Muhammed b. Tayfûr es-Secâvendî’nin (ö.
560/1165) taksimi ve koyduğu vakf alametleri daha
fazla benimsenmiştir.
Elimizdeki Mushaflarda koymuş olduğu esaslar
tatbik edilmektedir.
Lakabına uygun olarak bu alametlere Secâved (
.denmiştir) صجاوند
Bunlar beş tanedir. Daha sonra bunlara ilaveler
yapılmıştır.
1. Vakf-ı Lâzım (الازم الوقف :(İşareti م harfidir.
Kesinlikle durulması gerektiğini gösterir.
Durulmadığı taktirde mananın bozulacağını gösterir.
Kur’an-ı Kerim de 84 yerde yer almaktadır.
Vakf yapmak vacip vasl yapmaksa haramdır.
2. Vakf-ı Mutlak(المطلق الوقف :(İşareti ط harfidir.
Vakf yapılması evlâ olmakla birlikte vasl’da
yapılabilir. Durulduğunda geriden alınmaz.
3. Vakf-ı Câiz (الجائز الوقف : (İşareti ج
harfidir.Vakfın ve valsın caiz olabileceği bir yerde
durmaktır. Ancak durmak geçmekten daha evlâdır.
4. Vakf-ı Mücevvez: İşareti ز harfidir. Vakıf caiz
olmakla birlikte vasl evlâdır. Durulduğunda geriden
alınmaz.
5. Vakf-ı Murahhas ( المرخص الوقف :(İşareti ص
harfidir. Okuyucunun nefesinin yetişmediği yerde
zarurete binaen müsaade edilen
vakıftır.Durulduğunda geriden alınmaz.
6. Vakf-ı Lâ (لا 🙁 Durma demektir. Durulduğunda
geriden alınır. Ancak bu işaret durak sonlarında
bulunursa bir önceki ayetin manasının devam ettiğini
ayetler arası ilginin devam ettiğini gösterir. Ayet sonlarında durulunca geriden alınmaz. Bu vakfa«Vakf-ı Memnu’» da denilir.

7. قفVakf alametidir. Bu kelime üzerinde vakf yap
demektir. Vakf yapmak vasl yapmaktan evlâdır. Vasl
da caizdir.

8.قVasl alametidir. Geçmek evlâ durmak caizdir.
Durulduğunda geriden alınmaz.

9. عRukû alametidir.Namaz kılarken rukûa gitmenin
güzel ve münasip olacağını göstermektedir. Hatim ile
namaz kıldıranlar bu işaretlerde rüküya gitmelidirler.
Bazı Mushaflarda on ayette bir konulmuş bazılarında
da bunun yerine hemze konulmuştur.
Kur’an-ı Kerimde 576 adet bulunmaktadır.
10.(المعانقة الوقف (Vakf-ımurakabe de denilmektedir.
Bir veya birkaç kelime arayla peş peşe gelen bu üçer
adetlik iki grup noktadan birincisinde durulduğu
taktirde ikincisinde durulmadan geçilir. Her ikisinde
birden durmak veya geçmek yoktur.
11. سSekte kelimesinden alınmıştır. Bu yerlerde
genelde kelimenin altına yerleştirilir.
12.Kef ك :Kendisinden önceki durak işaretiyle aynı
hükmü taşır.

VAKFIN HÜKÜMLERİ

1.Vakf esnasında hareke üzerinde durulmaz. Son
hareke sakin kılınır. ر ْدیِ
ِدی ٌر ۔ قَ
قَ
2.Sonu sukunlu olan kelime olduğu gibi bırakılır.
لْ
قُ
3.Sonu üstünlü ise sakin kılınır. ِّب ر = َن ْمیَعالَ
ْ
َر ِّب ال
َعالَمی َن
ْ
ال
4.Sonu esreli ise ya sükun üzerine durulur veya revm
ile durulur.
ِ
ال َّرحیْم = ال َّرحیم
5.Sonu ötreli olan kelimede sükün, ravm ve işmam
َواِیَّا َك نَ ْستَعی ْن = َواِیَّا َك نَ ْستَعی ُن .durulabilir üzerine
6.Sonu şeddeli ise şeddeye riayet edilerek sükun
üzerine durulur. َّب
َوتَ ْب = َوتَ
7.Sonu harekeli “vav” veya “ya” yahut da “elif” ise
önceki harfin harekesi de kendi cinslerinden ise med
ُه َو = ُهو لَ ْن نَْد ُعوا .durulur üzerine
8.Sonu iki ötre veya iki esre ile biten kelimelerde
vakıf esnasında sükun üzerine okunacaktır.
ِخی ٍل
ِخیلْ = ِمْن نَ
ا ٌب ِمْن نَ
ا ْب = َعذَ
َعذَ
9.Sonu iki üstün ile bitiyorsa o zaman tenvinden
َعلِی ًما ۔ َعلِی َما .yapılır vakıf üzerinde elif olarak bedel
10.Son harf yuvarlak tâ ise durulma esnasında he sesi
۔ َر ْحَمْه .durulur ile
َر ْحَمةٌ
11.Son harf açık ta ise sükün üzerine okunur.
ِفي ال َّسَما َوا ِت ۔ ِفي ال َّسَما َوا ْت
12. Son harfi zamir olan kelimeler de sükün kılınırlar.
بَاْه
بَاُه ۔ اِ ْجتَ
اِ ْجتَ
13.أناkelimesinde vakıf elif üzerine yapılır. (Temsil)

GENEL OLARAK VAKIFLAR DÖRT KISMA AYRILIR

1.IZTIRÂRÎ VAKF: Tilâvet esnasında meydana
gelen, nefes kısılması, unutma veya devam etmeye
güç yetmeme gibi herhangi bir zarûrî sebeple yapılan
vakfa denir. Böyle durumda mana tamam olmasa bile
vakf caizdir. Ancak başlanırken manaya uygun daha
öncesinden başlamak gerekir.
2. İHTİYÂRÎ VAKF: Zaruri bir sebep bulunmadan
isteğe bağlı olarak yapılan vakıftır.
3. İHBÂRÎ VAKF: İmtihan esnasında hocanın
herhangi bir kişinin kıraat bilgisini ölçmek için
yaptırdığı vakıftır.
4. İNZÂRİ VAKF: Bir kelime üzerinde, muhtelif
rivâyetleri cemettiğinde, başkasını ona atfetmek için
yapılan vakıflara bu isim verilmiştir.

KUR’AN OKUYUŞ ŞEKİLLERİ

1.TERTİL/TAHKÎK: Sözlükte “sözü yerli yerinde
ve güzel bir şekilde söylemek” demektir.
Istılahta: “Kuran’ı açık açık okumaya denir.”
Kuran tilavetinde harfleri mahreçlerinden ve
sıfatlarına riayet ederek çıkarmak ve tecvid
kurallarını Vakf’a da riayet ederek okumaya denir.
Kıraatın en yavaş icra edildiği okuyuş şekli olan bu
tarzda Medd-i Tabii’nin dışındaki bütün Medler 4
elif, İhfa, İklab ve Ğunneli İdğamlar 1,5 elif miktarı
uzatılarak okunurlar.
Tahkik Tertil’den biraz daha yavaş okuyuştur.
Tahkik talim ve temrin, Tertil ise tefekkür içindir
2.TEDVİR: Tertil/tahkik ile Hadr arasında bir
okuyuş tarzıdır.
Tedvir ile okuyuşta Medd-i Muttasıl, Medd-i
Munfasıl, Medd-i Arız üçer elif; Medd-i Lazım ise 4
elif uzatılarak okunur. Diğer hükümler Tertil ile
aynıdır. Vakit namazlarında tercih edilebilir.
3.HADR: Tecvid kaidelerine uymak suretiyle en
hızlı okuyuş biçimidir. Kelimelerin telaffuzlarına
hassasiyet gösterilir. Ölçüler asgari düzeyde
uygulanır. Medd-i Tabii, Medd-i Munfasıl ve Medd-i
Arız 1 Elif; Medd-i Muttasıl 2 elif veMedd-i Lazım
2.5 ( 3) elif uzatılarak okunur. Hatimlerde,
Mukabelelerde ve Teravihlerde tercih edilir.
Hezreme: Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz
olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna Hezreme
denir.
Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine karışır,
okuyuş bozuluır.
Kur’an-ı Kerim’i, bu şekilde okumak haramdır.

DİĞER OKUYUŞ ÇEŞİTLERİ

İfrad: Kıraat imamlarına ve ravilerine nisbet edilen
vecihleri birleştirmeden ayrı ayrı okumaya denir.
İndirac: Bir okuyuşta birden fazla kıraatı
birleştirerek okumaktır.
Mübtedi: İfrad ile başlayıp üç imamın kıraatını
öğrenen kişiye denir.
Müntehi: Kıraatların çoğunu veya meşhur olanlarını
okuyan kişiye denir.
Mukri: Kıraatları sağlam ve kesintisiz bir isnadla
alınmış üstadtan ağızdan ağıza rivayet edilen
kıraattır.
Femi Muhsin: K.Kerim’i usulune uygun düzgün bir
ağızla okuyan kişiye denir.
Sahih Kıraatın Şartları
1.Kıraat, sahih ve muttasıl bir senedle Hz.
Peygamberʼe ulaşmalı
2.Takdiren ve ihtimalen de olsa Hz. Osman
döneminde çoğaltılan nüshalardan birinin hattına
uymalı
3.Arap dilinin kaidelerine uygun olmalı
Senetleri Bakımından Kıraat Çeşitleri
Mütevâtir Kıraat: Yalan üzerinde ittifak etmeleri
aklen mümkün olmayan bir grubun, aynı özellikteki
bir topluluktan rivayet ettiği kıraattır.
Meşhur Kıraat: Senedi sahih, Arap dil kaidelerine
uygun ve Hz. Osman döneminde çoğaltılan
nüshalardan birinin hattına uygun ancak tevatür
derecesine ulaşmamış kıraattır.
Âhâd Kıraat: Senedi sahih ancak diğer iki şarttan
biri eksik kıraattır.
Şâz Kıraat: Senedi sahih olmayan kıraattır.
Müdrec Kıraat: İçerisine ekleme yapılan kıraattır.
Mevzu (uydurma) Kıraat: Asılsız olarak yalnız
okuyanına isnad edilen kıraattır.Mütevatir ve meşhur
kıraatle okumak gerekir.
İnkar edilmeleri caiz değildir.
Ahâd, Şâz, Müdrec ve Mevzû kıraatle okumak caiz
değildir.
Kıraat Okuyuş Özelliklerinin Kıraat İmamlarına
Dayandırılması Metotları
1.Aşere: Yedi kıraat imamına üç imam ilave ederek
on kıraat imamının okuyuş şekillerini ortaya koyan
metottur.
2.Takrib: On kıraat imamı ve iki ravisinin uygulama
şekillerini ortaya koyan metottur.
3.Tayyibe:Aşere ve Takrib metotlarını edebi olarak
ele alan 1016 ( Elfiye) beyitten oluşan esere ve bu
eserin okutulmasına denir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

2022 DHBT Sınavına Hazırlıkta Hedef ve Ders Programlama Semineri